14 Aralık 2025, Pazar
17.8 C
Lefkoşa
iktibasEcehan BaltaGıda kolisi mi, gıda hakkı mı? - Ecehan Balta

Gıda kolisi mi, gıda hakkı mı? – Ecehan Balta

Orjinal yazının kaynağıilketv.com.tr

Mamdani, kimliğini aşan bir siyasetle, kentin kalbinde eşitlik, konut ve gıda hakkı üzerine kurulu bir programla zafer kazandı. Bu sonuç, başka bir siyasetin mümkün olduğunun işareti.

Mamdani’nin kampanyasının merkezindeki “vaatlerden bir tanesi de “gıda hakkı” idi. Bronx ve Queens’in “gıda çöllerinde” yaşayan yüz binlerce insan için kamusal süpermarketler, üretici ağları ve topluluk destekli tarım sistemleri kurmayı vaat etti. Gıdayı bir lütuf değil, bir yurttaşlık hakkı olarak ele aldı. Bu anlayış, bizdeki koliler, aşevleri ve sadaka kültürüne dayalı politikaların tam karşısında duruyor.

Oysa gıda, sosyal yardım değil, bir haktır. Devletin görevi, insanlara “yardım etmek” değil, gıdaya erişimi güvence altına almaktır.

Türkiye’de tarımın tasfiyesi, üreticinin borç sarmalı ve zincir market tekelleri, gıdayı hem pahalı hem ulaşılamaz hale getirdi. Bir yanda üretici ürününü yok pahasına satarken, diğer yanda tüketici aynı ürüne üç kat fiyat ödüyor. Bu koşullarda dağıtılan koliler geçici bir nefes, ama yoksulluğun kökenine dokunmuyor. Bu çelişkiyi çözmenin yolu, gıdayı piyasanın değil kamusal planlamanın konusu haline getirmekten geçiyor.

Gıda hakkı yalnızca sofraya gelen ekmekle sınırlı değildir; topraktan sofraya uzanan tüm sürecin demokratikleşmesiyle mümkündür. Gıdanın üretiminden dağıtımına, pazarlanmasından tüketimine kadar her aşamada halkın söz ve karar sahibi olması gerekir. Bu da toprak, tohum, su, üretim biçimleri ve fiyat politikaları üzerinde kamusal egemenliğin yeniden kurulması anlamına gelir. Gıdayı yalnızca piyasa dinamiklerine bıraktığımızda, hem üretici hem tüketici aynı zincirlerin esiri olur; bir yanda borçlu çiftçi, diğer yanda sağlıksız ve pahalı gıdaya mahkûm edilen kent yoksulu kalır.

Kentle kır arasındaki kopuş onarılmadan, üretim ve tüketim arasındaki zincir kısaltılmadan, gıda hakkı yalnızca bir slogan olarak kalır. Oysa üreticinin emeğiyle tüketicinin yaşam hakkı arasındaki bu köprüyü yeniden kurmak, hem ekonomik bağımsızlığın hem de ekolojik sürdürülebilirliğin temelidir.

Demek ki Türkiye’de hem yerel hem merkezi yönetimler için açık bir görev var:

Sağlıklı, besleyici ve ulaşılabilir gıdaya erişimi herkes için güvence altına alacak bir politika çerçevesi oluşturmak. Bunun anlamı şudur: Okul, hastane ve yurt yemekhanelerinde yerel üretim kullanılmalı; kent bostanları ve kırsal kooperatifler desteklenmeli; küçük üreticiye doğrudan satış kanalları açılmalı; kadın üreticiler ve göçmen emekçiler için özel fonlar ayrılmalıdır. Gıda politikası, sosyal yardım dairelerinin değil, tarım, sağlık, eğitim ve planlama kurumlarının ortak sorumluluğu olmalıdır.

Mamdani’nin zaferi, kentte gıdayı yeniden kamusallaştırmanın ve dayanışma ekonomilerini büyütmenin mümkün olduğunu gösterdi. Türkiye’de de aynı soruyu sormanın zamanı geldi:

Gıda kolisi mi, gıda hakkı mı?

Bizim yanıtımız belli olmalı.

Diğer yazıları

Avrupa Yeşiller Partisi Kongresi – Ecehan Balta

Avrupa Yeşiller Partisi ulus-üstü bir “şemsiye parti”. Brüksel merkezli...

Demarkasyon: Sınır çekmek, toprağı savunmak – Ecehan Balta

Brezilya sokaklarında yıllardır aynı slogan yankılanıyor: “Demarca já!” –...

Halkların iklim siyaseti: Belém–Kandy hattı – Ecehan Balta

Belém’den Kandy’ye: Halkların ortak sözü küresel bir hat kuruyor COP30’un...

COP30’un çelişkileri, mücadeleler ve yeni ortaklaşmalar – Ecehan Balta

Brezilya’da resmi zirve ile aynı kentte, Amazon’un giriş kapısı...

Yerel Yönetimler ve Gıda Egemenliği – Ecehan Balta

Yerel yönetimler artık yalnızca yol, su, temizlik hizmeti veren...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et
748AboneAbone Ol

Son eklenenler

Konuyu anlamaya çalışırken – Özkan Yıkıcı

Genelde basit gerçeklerle hareket edecek olursak: Önce, eğer bir...

Pembe Dalga’nın sönüşü: Latin Amerika’da aşırı-sağın yükselişi – Kavel Alpaslan

Aşırı-sağın yerini sağlamlaştırdığı bir zamanda Latin Amerika’daki solun içerisinden...

Trump Avrupa’da ‘rejim değişikliği’ istiyor – Yücel Özdemir

“Rejim Değişikliği”, bugüne kadar daha çok ABD ve Avrupa...

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Barrack’ın uysal monarşisi – Nuray Sancar

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack,...

Nükleer atıklar gündelik yaşamın neresine düşer? – Pınar Demircan

Bir kentin gündelik yaşamı sessiz bir süreklilik üzerine kuruludur....

Bir hükümete daha güle güle: Bulgaristan – Özkan Yıkıcı

Bu yıl belkide muhalefet bakımından konuşulacak konu da hükümetlerin...

Lübnan bir kez daha savaşın eşiğinde! – Hediye Levent

Lübnan semalarında bir kere daha kara bulutlar toplanmaya başladı....

Fabrikada-tarlada: Sovyet kütüphane kültürü – Kavel Alpaslan

Tarihler 1980’leri gösterdiğinde dünyadaki üç kütüphaneden biri tek bir...

Canlı yayın