yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYabancılaşma ile karışmaların saydamlaşması - Özkan Yıkıcı

Yabancılaşma ile karışmaların saydamlaşması – Özkan Yıkıcı

Perşenbe günü, genelde dışarı çıkmadım. Öğleden sonra, bir arkadaşımla buluşup Ortadoğu üzerinde beyin cimnastiği fırtınası yapma dışında elbet. Ama özellikle sabahleyin, yükselen öğlene doğru sıcaklıkla resmen hantalaştım. Hantalaşınca da önemli esrumanlarımı devreye koyup uyku sarmalından uzaklaşmak istedim. Ratyo, bilgisayar ve televizyon en kolayları idi. Oynatılan ibre veya tuşlar sonrası bir yeri mış gibi yapsam da takip edip uyku modundan uzaklaşma fantazisine girecektim.

Perşenbe sabahı ayni döngüye takıldım. Öğlene doğru, saat onikiye gelirken, ratyoyu açtım. İbreyle oynadım. Güneyden Türkçe yayın yapan istasyona doğru çevirdim. Güzel bir hafif müzik geçişi vardı. Hemen canlandım. Bilgisayarın başına geçip başta Ergin Yıldızoğlunun makalelerine daldım. Ama alışılmamış şekliyle, güzel ama pek olmayan sürekli hafif müzikler ratyodan yükseliyordu. Aslında biraz Kıbrıs cumhuriyeti bilgilerine aklım dalsa, gerçeği kolayca anlardım. Ama güzel esrumantal orkesrasyon ezgilerle bilgisayarda makale okumanın tadını bir anda yaşamaya başlamışken, böylesi düşüncem olamazdı..

Derken arada sunucunun sesi duyuldu. Ozaman hemen uyandım. Sunucu açık şekilde yapılmakta olan sendikaların grevi nedeniyle yayınlara ara verildiği ve bunu ezgilerle kapatmaya uğraştıkları bilgisini veriyordu. Negüzel diye aklımdan geçirdim: demek ki grev olduğu zaman, yayınlar durdurulma veya eski prokramlar konulma yerine, gayet güzel müziklerle beyinlerin dinlenmesi, düşüncenin yaratıcı kuralının işlemesine yönelinmektedir.

Doğrudur, hemen aklıma geldi. Perşenbe günü öğlene doğru sendikalar Kıbrıs cumhuriyetinde greve gidiyordu. Bu uygulandı. Uygulanınca da çalışmayan ratyok çalışanları, yine de ahaliyi yayınsız brakmama adına esrumantal güzel orkesra müziklerle dinlendiriyordu. Bu bence güzel bir uygulamaydı. Ben de bunun tadını yaşarken, grevde çalışmayan Kıbbrıs Ratyo korperasyonunun çalışanları yanında konulan eserlerle benim daha yaratıcı okumayla yazma çalışmama yaradı.

****

Şöylesin iki gün kuzeydeki en azından gazete ile medyaları izledim. Konuyla alakalı önemli bilgi verip vermediklerinetanıklık yapmak istedim. Bolca Kıbrıs sorunu konuşulan, geçişlerin artığı ve ilişkilerin bazı durumlarda sarmaşdolaş olduğu ufak adanın kendisindeki yaşamsal durumla ilgileniyordum. Enazından güneydeki en ufak işe gelmeyen haberi adeta hamasi faşizmin mezesi yapan politik kesin ile onların uzantıları bu defa hem de etkilenmelere rağmen konuya deyinmemeleri bana yeniden Kıbrıs gerçeğini çırılçıplak karşıma taşıdı. Halbuki güneye işi olanlar, alışveriş yapanlar ve başka nedenlerle geçenler vardı. İşlerinin aksama durumları da oldu. Ama nedense bizim medya bu konuda fazla bir şey yazmadı.

Daha kötüsünü belirtmeden de olmaz: güneydeki grevin nedeni kuzeyde de heran gündeme gelmesi muhtemeldir. Zaten güneydeki karşı çıkış noktası, kuzeyde çoktan kırıldı. Ama habersiz olma, ilgilendirmez havası bizd hamasi ihtiyaç dışında çok kolay işlemektedir. Oysa kapılar kapalıyken, güneydeki grevler ile benzer başka konular kuzeyde daha ilgiyle haberleştirilirdi. Kimi kötüleme kimi de önemine bağlı olarak olayları işliyorlardı. Ama kapılar açıldı. İletişimler yoğunlaştı, artık konuşmalar ile geçişler doğallaştı. Ama buna karşı güney kuzeydeki kuzey de güneydeki gelişmelere onca sarmaşdolaşlıklara veya düşman idolojik kulanıma karşın olanlara yabancılaşma epey artı. Bu son Kıbrıs sorunu gelişmelerinde de aynen yansıdı.

Peki, güneydeki grevin nedeni ne: hemen ekleyelim. Eşelmobile dokunulmak istendi. Hayat pahalılığının herkese uygulanmasından vazgeçilmesi istendi. Özelikle işverenler bu konuda ısrarlı. Demek ki hayat pahalılığı hem oranı cıvarında verilmeme kuralına doğru kayacakken, bazı kesimlere de verilmemesi sağlanacaktır. Bu sendikaları ayağa kaldırtı. Ortak eylemle Perşenbe günü saat ikiye dek genel greve girdiler. Grev ise ekranlar yanında ratyolarda d a katılım gerçekleştirdi. Ama yayını sıfırlama yerine, beyin rahatlatan müziklerle bu grev sürecini doldurdu.

Olay nereye gider bilmem. Ama seksenlerin neoliberal tartışmasının şimdi güneye ulaşan yeni versyonu olarak yaşanmaktadır. Kuzey bu konuda epey geride. Kimse tınmıyor. Herkese zaten hayat pahalılığı verilmiyor. Hele de yabancı çalışanlara adı dahi söylenmiyor. Bizdeki öteki alışılan kuralın da yarın güneyde olmayacağına kimse garanti veremez. Neydi olan ilan edilen eflasyon rakamının genelde ayatla uyumsuzluğu kesindir. Ismarlama rakamlarla hayat pahalılığı ilan edilmektedir. Herkese de hayat pahalılığı verilmemesi de işin öteki gerçeği.

Ben yıllar önce güneydeki katıldığım bir seminerde rumlara anlatmaya çalıştım. Ama onlar “imkansızdır” dediler. K. >Kıbrıs ile Türkiyedeki uydurma eflasyon ilanı ile herkese verilmeme durumları onlara tuhaf geliyordu. Otomatik yaşamaya ve yasaların uygulanmasına sarılıyorlardı. Ama unutulan kapitalizmin dünyadaki genel emek saldırısının Güneyi de vuracağı idi. Tıpkı banka iflasındaki direk AB gerçeği ile yapılması durumu.

Üstelik güneyde binlerce türk de çalışmasına karşın bu defa da yoğunlaşan ilişkilere karşın, sorunlara yabancılaşma paradoksu bu defa sendikal eylemlerde neyazık yaşandı. Bu ortak düşünce veya bütünsel haklar konusunda da uzaklaşmanın işaretidir.

*****

Kısaca, unutmayalım: Kıbrıs da kapitalist sistemin bir yeridir. AB üyesi olup ordaki genel uygulamalar Kıbrısı da sarmalamaktadır. Tıpkı kuzeyin Türkiyedeki gelişmeleri aynen yansıtması gibidir. Bir Fransaya bakın. Sokaklar ısınıyor. Benzer tetbirlerin güneyde de konuşulduğuna da tanık olacağız. Artan uçurum ile buna yönelik sermaye çıkarlı hamleler elbet Kıbrısı sıyırıp da teyet geçemezdi. Eşelmobil gibi otomatikleşmeler ise alışılıp düşünce tenbeliği getirip örgütsel kazanmayı geriletirken, kulanımda da alehe gelmesi de kaçınılmazdır. Son güneydeki grev ile dokunulacak olan eşelmobilin uygulanma şekli bizi yeniden kapitalist neoliberalizim ile adanın fiylen nasıl sınıfsal ve coğrafi olarak yabancılaştığının neyazık örneğidir.

Diğer yazıları

Kıbrıs ekseninden bir NATO makalesi – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeler eğer yetmişlerin ortasında olsaydı, hele de Türkiye...

Viktor Orban dönemi noktalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazartesi sabahı, bizim gibi yerel medya dışında kalanlar önemli...

Gelgit pazarından damlalar – Özkan Yıkıcı

Pazar öğleden sonrası ortamındayım. Öyle ki, Kuzey Kıbrıs’ta hayat...

Son savaşta fazla öne çıkamayan üç ülke: Lübnan, Macaristan ve İngiltere – Özkan Yıkıcı

Bu savaş cenderesinde başka öne çıkarılmayan ülkeler de vardı....

Seçimlerde sona gelirken – Özkan Yıkıcı

Artık dünya Orta Doğu savaşına yoğunlaşırken, arada gündem olacak...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
808AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ödemekle Bitirilemeyen Borç – Şener Elcil

Kıbrıslıların, Türkiye’ye borç ödemeye başlama tarihi, 1517 Ridaniye Savaşı ile Mısır’ın Osmanlı Padişah’ı Yavuz Sultan Selim tarafından...

Savaşların ekonomik maliyeti – Hayri Kozanoğlu

Savaşların yıkımı sadece cephede değil bütçelerde de büyüyor. ABD...

Macaristan ve Biz: Orbán’ın Yenilgisi üzerine Düşünceler – Fabrizio Burattini

Sonuçlar artık kesinleşti. Katolik muhafazakâr Peter Magyar, Viktor Orbán’ın...

Kıbrıs ekseninden bir NATO makalesi – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeler eğer yetmişlerin ortasında olsaydı, hele de Türkiye...

ABD-İran ateşkesi ne anlama geliyor? – Doç. Dr. Mustafa Çıraklı

Diplomatik söylemin fazlasıyla gelgitli, sahadaki gelişmeler bağlamında ise tarafların...

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok… – Fikret Başkaya

“İnsanlık ancak çözümleyebileceği sorunları görev olarak önüne koyar. Çünkü...

Egemen sınıfın bir silahı olarak uyuşturucu – Erkan Çavuş

Bu ülkenin ve bu ülke gençliğinin en büyük sorunlarının...

Viktor Orban dönemi noktalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazartesi sabahı, bizim gibi yerel medya dışında kalanlar önemli...

Canlı yayın