Bugün 12 eylül.. dün 11 eylül. İki gün salt iki kelime veya yılın güncel simgeleri değildir. Biraz deşilince günümüz yaşanan kabusunda, karanlığa mahkum edilmelerimizin, gericiliğin yükselip devlet biçimi haline gelmesinde, ekonomideki eşitsizliklerin epey derinleşip adeta açlıkların doğallaşmasındaki tarihsel önemi mutlaka vardır. Bir anlamda, günümüz yaşamında sözkonusu edilen iki gün, yapılan siyasal hamlelrle o dönemden günümüz tarih yazılımında önemli yerleri vardır. Hem sistemsel hem de yerel oldukça biriken süreçlerle bu kanıtlanmaktadır. Sadece hafıza kaybımızın olmaması şarrt. Koşulları gerçekleriyle öğrenip geçmişteki nedenleri doğru sorgulamayla yüzleşerek anlamak önemlidir.
Hemen 11 eylül ile başlayalım. İki önemli yakın tarih gerçeği vardır. Birinde 1973 yılına dek gideceğiz. Şilide askeri darbe yapılır. Darbeği Pinoşet önderliğinde ve direk başta CİA destekli Amerrikan patentli olduğu da daha darbe başlangıcından itibaren kanıtlarla haykırılıyordu. Devrilen Salvador Alyende, sosyalizmi barışçıl yoldan geçme anlayışının lideri idi. Seçimle devlet başkanı oldu. Bazı özeleştirilip sermayeye verilen kaynakları kamusallaştırdı. Sosyalist bir yol izliyordu. Amerika başta olmak üzere endişeliydi. Ama net olan Amerikanın Şilideki sol yönetimi devirmek için her yöntemi kulandı. Enson da orduyla birlikte Alyendeği katlederek bunu başardı.
Şili darbesiyle iki politik mesaj vardı. Birincisi Sosyalizme karşı olma. Bununla da solu ezerek eldeki kaynakları dış sermayeğe aşma hedefi önemliydi. Kamusal alanları yağmalama işdahı vardı. Başta da bakır madenleri oluyordu. İkincisi ise yeni o dönemde tartışma piyasasına sunulan Neoliberalizmin darbe sonrası Şilide uygulanma isteği idi. Buna da giriştiler. Hat da mimarlarından Fritmana Nobel ödülü dahi verildi. Bu açıdan, 11 eylül Şili darbesi sosyalizme barışçıl geçiş görüşleri bakımından yenilgiyle tamamlandı. Yeni neoliberaleşme süreci de başlatıldı. Her iki olguyla da dünyada örnekleşti.
Elbet sonraki mücadelelerle Şilide cuntanın gerilemesinden yüzleşmeğe varan gelişmeler de cunta sonrası yaşananlar bakımından da billinmesi gereken gelişmelerdir.
Öteki 11 eylül ise daha yakın dönemde oldu. Hala kabusunu yaşıyoruz. Doksanlar sonrası Sovyetlrrin de dağılmasıyla batı emperyalist blokta yeni dönem stratejileri tartışılıyordu. Yeni muhavazakarların planları <Henktintonun görüşleriyle şekilleniyordu. Fakat her okuyan buna saça veya olamaz diyordu. Klinton dahi doksanyedide bunları elinin tersiyle öteledi. Ama patlayan bonbalar ve enson 11 eylül ikizkule saldırılarıyla oluşan kabus, bir anda olmaz veya saçma denilen planlar hızla Buş tarafından yürürlüğe kondu. Afkanistan işkali ve peşinden ırak benzeri girişimlerle de dünyayı sarmalayan siyasal kuram haline sokuldu.
Elbet plan emperyalistlikle donatılınca, karanlıklar da demekti. Kabusun içinde hangi yalanı, yaşatılan kötülüğü ararsan vardı. İkibindörtde Ortadoğu ikibinonda BOP dprojeleri de açıklandı. Böylelikle 11 eylül ikibinbir yılı adeta yeni emperyalisrt siyasal stratejisinin da uygulatılıcı günü olarak ikizkule saldırılarıyla başlatıldı. Nedense ikizkule saldırıları kulanımda siyasal histeriğe dönerken, sorgulanması hala net şekilde tamamlanamadı.
Tabi bu önemli tarih günü bölgemizde en yüksek yangını çıkardı. Siyasal islam anlayışla kurdurtulan AKP veya gericileşme ile cihatcılığın siyasal seçenek haline gelmesi, birçok ülkenin darmadağın olmalarında önemli rol aldırtıldı. Bu yüzden 11 eylül salt sosyalizmin barışçıl geçiş sorgusu değil ayni zamanda gümümüz karanlık Ortadoğunun da başlangıç hamleli dönemidir.
*****
Gelelim 12 eylüle. Elbet akla Türkiye gelecek. Hem de 1980 senesi hatırlanacak. Daha somut kişisel durumum ise gece uyurken, soğuk bir sesin beni uyandırıp, yüzüme parlak ışık tutarak kimlik istemesiyle darbenin olduğu anını yaşadığım geçmişimde de yeri oldu.
Aslında Türkiye 24 Ocakkararlarıyla İMF bir anlamda Neoliberaleşme dönemine girdi. Ama bunun normal şartlarda uygulanamayacağını herkes söylüyordu. Bazı Kemalistler hariç tabi sevgili Hocam Emre Kongar daha ileri gidip bizim darbe geliyor sözlerimize” Türkiyede artık darbe yok” yanıtını veriyordu. Ama ocaktan eylüle gibi tuhaf aylar süreci vardı. Sonuçta ayni yılın eylülünde darbe göstere göstere geldi. Devrimci gurubun son kısa bültenini de ben eylül ayın başında iki sayfa olarak orada okkuyan öğrenciler için hazırlarken, darbenin gün saydığını ve bir daha yayın yapamayacak koşulların olacağını da sonuçça ekledim..
12 eylül darbesi benzeri darbelerin nedenlerini içeriyordu. Solu ezmek ve neoliberal sürece sıçramaydı. Daha somutu 24 ocak kararlarının uygulamasıydı. Buna ek olarak o döneme dek olan Kemalist devlet şeklinden toplumsal altüstler yapıldı. Dini yöneliş artarak, imamhatiplerin oranı artırılarak resmen türkislam sentezi resmi idoloji olarak geliştirildi. Gerileme ile neoliberaleşme altüst yapı olarak şekilendi. Yeni kültürel yapı oluşturdu YÖK gibi kurumsallaşmalar gerçekleştirilirken, sendikalar başta olmak üzere sosyal muhalefet örgütleri de darmadağın edildi. Hukukta yasal yetki dengesi daha da bozularak resmen yetkinin mutlaklaşması kulanımı artırıldı.
Ancak Türkiyede dünyanın birçok ülkesinin aksine, sol kendini sorgulayamadı. Toparlamada zorlandı. Genelde yenilgi nedenlerini fazla deşmedi. Zaten iki önemli ülke vardı: iran ve Türkiye.. burada peşpeşe oluşan sosyal patlamalar eğer sol eksenli kazanımlarla yükselseydi bugünkü Ortadoğu olmazdı. Ama olmadı. Her iki ülkede de ne sorgulanma oldu nede geçmiş doğrudürüs yorumlandı.
Tabi aradan geçen zamandan sonra yeni 12 eylül dönemine gelirken, CHP il binasına hem de eski CHP yöneticisini koltuğa oturtma adına beşbin polisle girilmesi, adaletin durumu, siyasal gericiliğin geldiği durumu anlama adına 12 eylül ve sonrasını da doğru okumak şart. Hele ayni tarihli sonradan geçirilen AKP yasasını da yanına korsanız, birçok gerçeği enazından kavramada yardımcı olunacaktır.
Sonuçta iki günün de önemi şu anda yaşanan dünya ile açıkça kanıtlanmaktadır. Başlangıçtan günümüze gelişlerin birikimi, günümüz karanlık eşitsiz dünyanın oluşmasını da sağladı. Ama hala ayni seçeneklerle devam denilirken bir dönüp geçmişe de doğru gözle bakmanın önemi bir okadar daha artmaktadır.



