iktibasGözde BedeloğluDünya ısındıkça felâketimiz büyüyor - Gözde Bedeloğlu

Dünya ısındıkça felâketimiz büyüyor – Gözde Bedeloğlu

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

2016 yılında yürürlüğe giren Paris İklim Anlaşması’nın amacı, iklim değişikliği tehlikesine karşı uluslararası bir mücadele yürütmek ve küresel sıcaklık artışını 1.5 derece seviyesinde tutmaktı. Buna göre, fosil yakıt (petrol-kömür) kullanımı azaltılacak, ülkelerin yenilenebilir enerjiye yönelmesi teşvik edilecekti. ABD başkanlık seçimlerini kazanarak 2017 yılında göreve başlayan Donald Trump, seçmenine vadettiği üzere, ülkesini Paris İklim Anlaşması’ndan çektiğini duyurdu. İşadamı Trump’a göre anlaşma, diğer ülkelerin ABD’ye karşı ekonomik avantaj elde etmesine neden oluyordu. Bir emlak kralının, gezegenin geleceğiyle ilgilenmek yerine kısa vadeli kazançların peşine düşmesi şaşırtıcı olmasa da, kürüsel işbirliğinden çekilmesi sonuçları bakımından önemliydi. Dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve Çin, en fazla karbon emisyonu üreten ülkeler. Dolayısıyla, ABD’nin anlaşmadan çekilmesi küresel ısınmayı belli bir seviyede tutma hedefini ciddi oranda riske sokmuştu.

BİLİMİ REDDEDEN İKLİM İNKÂRCILIĞI

Dünyada, Trump destekçileri gibi, iklim krizini reddeden, çevre koruma örgütlerini ve aktivistleri ülke ekonomisine zarar vermekle suçlayan bir kitle var. Bilim, dünyadaki sıcaklık artışının ana sebebinin fosil yakıt kullanımı olduğunu ve bu oranın yarı yarıya azaltılması gerektiğini söylüyor. İklim inkârcılarına göre ise bu tamamen doğanın ‘doğal’ döngüsünden ibaret! Dünya kâh ısınıyor kâh soğuyor, dolayısıyla çevreciler boşuna yaygara koparıyor. Onlar yüzünden ekonomi zarar görüyor ve insanlar işsiz kalıyor. Tıpkı yoksulluğun ve işsizliğin suçunu göçmenlerin üzerine atmak gibi işte böyle basit, akıl yormayan, büyük resme kör argümanlara sahipler. Trump, gezegene tek başına hatrı sayılır zararlar verebilen bir ülkenin başkanı olarak bilime inanmıyor ve iklim değişikliğinin, ekonomik fayda sağlamak amacıyla Çin tarafından uydurulmuş bir şey olduğunu söylüyor.

TRUMP’LA ‘İKLİM KRİZİ’NDE İKİNCİ DÖNEM

Başkanlık yaptığı 4 yıl boyunca (2017-2021), başta Paris İklim Anlaşması olmak üzere, çevrenin korunmasına yönelik düzenlemerde geri adım attı. Fosil yakıt endüstrisine destek oldu, iklim değişikliğinin ABD ekonomisine zarar vereceğini öngören raporları inanmadığı için görmezden geldi. Trump, 2021 yılında seçimi kaybederek koltuğunu Joe Biden’a devretti. Biden, bilim insanlarını dinlemenin politik öncelikleri olduğunu söyleyerek Paris İklim Anlaşması’na geri dönüldüğünü açıkladı. Yarın Trump’in ikinci başkanlık dönemi başlıyor. Anlaşma yeniden gündeme gelecek mi göreceğiz. Ancak küresel işbirliklerinden haz etmediğin ve sağ popülist siyasetini daha da güçlendirerek döndüğünü biliyoruz.

Yaklaşık iki haftadır süren Los Angeles’taki yangınları yöneticilerin beceriksizliğine bağladı. AA’da yer alan habere göre geçmişte Trump ile hedefindeki California Valisi Gavin Newsom arasında çevre politikaları, iklim krizi ve göçmenlik konularında defalarca sert tartışmalar yaşanmış.

FELÂKETE DÖNÜŞTÜREN SORUMSUZLUK

Doğal afetler insanların kontrolü dışında gerçekleşiyor ancak gerekli önlemlerin alınmadığı, hazırlıksız yakalanılan durumlar da maalesef afetleri büyük felâketlere dönüştürüyor. İklim krizinin felâketlere katkısı, yerel ya da merkezi yöneticilerin sorumsuzluklarının üzerini örtebileceği bir kılıf değil. Trump gibi, fosil enerji şirketlerini destekleyerek iklim krizinin inkârını destekleyen sağ-popülist liderler, olağan bir doğa olayının her geçen yıl etkisini artırarak olağanüstü boyutlara evrilmesine katkı sunuyor. Bilim insanlarının sebeplerini ve alınması gereken önlemleri açıkça anlattığı üzere, dünya her geçen gün daha da yaşanmaz hale geliyor. KONDA’nın “Türkiye’de İklim Değişikliği Algısı ve Enerji Tercihleri 2022” araştırmasına göre, halkın büyük çoğunluğu (%80) iklim değişikliği konusunda endişeli, inkârcı değil ve bunun nedeni olarak insan faaliyetlerini görüyor. Konuyla ilgili endişeli olmayanların sadece %11’i iklim değişikliği diye bir şey olmadığı görüşünde. Sonuçlar, hükümet sermaye lehine doğayı acımasızca talan ederken, çevre ve iklim farkındalığı adına umut verici.

Diğer yazıları

Yürüyüş yasak, ölüm serbest – Gözde Bedeloğlu

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Gezi’nin korkusuyla, Taksim...

Türk Telekom ve Kıbrıs’ta Dijital Egemenlik Tartışması – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs ve Türkiye arasında imzalanan “Fiber Optik Altyapısının Geliştirilmesi ve...

Kamu görevi şansa bırakılamaz – Gözde Bedeloğlu

Bugün 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü. Resmi rakamlara göre 11...

Kuzey Kıbrıs’ta diploma davası Meclis Başkanı’na uzandı – Gözde Bedeloğlu

MHP Mersin Milletvekili Levent Uysal ve eşi Ece Uysal’ın...

İsias’tan Kıbrıs’a taşınan adaletsizlik – Gözde Bedeloğlu

Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’de 21 Ocak 2025 günü çıkan...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,987TakipçilerTakip Et
790AboneAbone Ol

Son eklenenler

İran ordusu – Müslüm Yücel

İran’da askeri yapı teknik bir güvenlik kurumu değildir; ordu,...

ABD müttefiklerinde ‘rejim değişikliği’ istenirse? – Kavel Alpaslan

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın şiddeti Basra...

İki sihirli kullanımla süsletilen kavram – Özkan Yıkıcı

Bazen dilimiz öylesine alışır ki beynimiz hemen kullanıma sokar....

“Mavi vatanımız”ı “Sormagir hanı”na çevirdiler… – Hasan Kahvecioğlu

Doğu Akdeniz, bizim hoyrat milliyetçilerin “mavi vatan”ıydı… Ülkücü, kafatasçı, dinci...

İran savaşı, Hürmüz Boğazı ve dünyanın darboğazı – Yücel Özdemir

Bir haftasını geride bırakan İran savaşının uzun sürmesi durumunda,...

Savaş, gübre ve bağımlılığın faturası – Özge Güneş

Gıda egemenliği hareketleri, son yıllarda artan şekilde savaş karşıtı söylemin de...

Öncesi ve sonrası: Türkiye ekonomisi – Hayri Kozanoğlu

Ortadoğu’daki savaşın uzama ihtimali enerji fiyatlarını yukarı çekerken ülke...

Dünyanın En Güvenli Yeri: “Kıbrıs” – Şener Elcil

1960’lı yılların sonunda, çocukluk dönemimde göçmenlik yaşadığımız Tatlısu (Mari) Köyü’nde arkadaşlarımızla,...

Canlı yayın