Kıbrıs iktibasNeşe YaşınBarışa doğru bir adım - Neşe Yaşın

Barışa doğru bir adım – Neşe Yaşın

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Öylesine şiddet, yalan ve komplo dolu zamanlarda yaşıyoruz ki PKK’nin silah bırakma görüntüleri, Devrimci Kawa ateşi örnek alınarak sembolik olarak silahların yakılması içimize su serpti. Sadece, kadınların ağırlıkta olduğu bu görüntü bile insanın kalbini parçalayacak, gözlerini yaşartacak duygusallıktaydı. Tüm dünyada heyecan yarattı diye düşünüyorum. Gerisi nasıl gelir, gerçek bir barış sürecine girilir mi göreceğiz. Her şeye rağmen umudu epey yeşerten bir dönem bu.

Geçen hafta DEM partinin  “Sanatçılar ve Aydınlar Barışı Konuşuyor” panel dizisine davetlilerden biri olarak İstanbul’daydım. Konuşmamda çözüm ve barış sürecinin birbirini destekleyen iki ayrı süreç olarak düşünülmesi gerektiğini savundum. Çatışma kültürünün bünyelere böylesine sirayet ettiği bir ülkede barış  çok uzun ve meşakkatli bir süreç. Kıbrıs’taki deneyimlerden de hareketle barış sürecinde neler yapılabileceğine dair bazı görüşler paylaştım orada.

Sen önce kendi evine bak Kıbrıs’ı mamur ettiniz de başkalarına akıl mı veriyorsun diyebilirsiniz. Belki mamur edemedik ama bunca yıllık emekle duvarda epey delikler açtık barış kültürünün yaygınlaşmasına bir miktar katkıda bulunduk diyebilirim.

Öncelikle Devlet Bahçeli’nin girişimine kuşkuyla ya da ağızları açık bakanlara söylediğim bir şey vardı: Olması gereken tam da bu. Barış süreci en uçtakinin, en imkânsız gibi görünenin şu veya bu biçimde içeriye çekilmesiyle başlar ya da tamamlanır. Bu oldukça hassas bir konu diğer yandan da tam ters uçtaki bir sembolün süreç içindeki varlığı gerçek barışseverlerin kafasını bulandırıp kuşkulu bir ortamın doğmasına yol açabiliyor.

Havalimanından metroyla toplantı yerine giderken okuduğum kitaptaki bir cümle imdadıma yetişti: En güzel uyum en uzlaşmaz görünenlerin uyumudur diyor Heraklitos.

Türkiye’de muhalefete uygulanan zulüm öyle raddelere varmış ki bir kesim muktedirin ömrünü uzatma, onu iktidarda tutma girişimi gibi algılıyor süreci. Bazı arkadaşlarım yoğun hak ihlallerinin yaşandığı  bu dönemde böylesi bir toplantıya katılıyor olmama dudak büktüler. Ben onlara içinde barış sözü geçen her girişim desteklenmeye değer dedim yalnızca.

Öylesine büyük acılar çekildi, bedeller ödendi, fedakarlıklar yaşandı ki “boşuna çekilmedi bunca acılar” diyebilmek istiyor insan. Türkiye’deki bazı aydınlar ve politikacılara karşı içim hayranlık ve minnetle dolu. Bir toplumun en büyük zenginliği erdemli, cesur, bilge ve zeki insan potansiyeli. Kendi kirli düzenlerini sürdürmek isteyenler en çok da böylelerinin hayatına kastedip özgürlüklerini ellerinden alıyorlar.

Şimdi toplumun önündeki yalan dağlarının yıkılmasına, hakikatin iyi ve kötü yanlarıyla görünür kılınmasına ihtiyaç var. Daha önce yaygınlaştırılan o sahte ve yanlı anlatının yerini yeni bir anlatı alabilmeli. Bir senarist arkadaşım iyi senaryo bir paragrafta özetlenebilen senaryodur demişti. Genel kabul görecek herkesin kalbini ısıtacak bir paragrafa ihtiyaç var. Bunu en iyi Sırrı Süreyya Önder yapabilirdi. Öyle büyük bir kayıp ki. Şu an bunu yapabilecek diğer kişi ise Selahattin Demirtaş. Bugün yarın özgürlüğüne kavuşur diye ummaktan başka çare yok.

Türkiye’de, özellikle İstanbul’da toplu taşıma araçlarında, kamusal alanlarda insanların konuşmalarına kulak verirken gözlemlediğim büyük bir iletişim krizinin varlığı. Sürekli telefonda bir başkasını aşağılayan ya da fiziksel kavgaya giren insanlarla karşılaşıyorum Karşıdakini dinlemek, doğru anlamak öyle önemli ki. Balık baştan kokuyor elbette. En tepedekilerin üslubu bir biçimde toplumsal bünyeye de sirayet ediyor. Barış kültürü her anlamda çok önemli.

Tek umudum bu olumlu gelişmenin yangın yerine dönmüş dünyada bir umut ışığı yakabilmesi. İyi şeyler de olabiliyor duygusu bile öylesine önemli ki.

Dünkü tören öncesinde çok uzun bir mesai, büyük bir çaba ve emek olduğu öylesine belirgindi ki. Her şey son derece titizlikle düşünülüp planlanmış gibi duruyordu. Tarihe bir damga vuruldu.

Umarım gerçekten bir dönemin sonuna gelinir. Türkiye’nin demokratikleşme açısından bu en karanlık günlerinde biraz tuhaf duruyor belki ama iyilik bulaşıcıdır. Buradan çıkacak bir iyiliğin Türkiye’ye, Kıbrıs’a, Orta Doğu’ya, Dünya’ya bulaşmasını dilemekten başka çare yok.

Diğer yazıları

Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! – Neşe Yaşın

Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük...

Zor zamanlar baladı – Neşe Yaşın

Birgün köye bir yabancı gelir ve o günden sonra...

Sahnede ışıyan iyilik: Ada oyunu – Neşe Yaşın

Bir dönemde marjinal olan dudak uçuklatan sözler ve davranışlar...

Yankı odaları – Neşe Yaşın

Kendi yankı odamda, kendi küçük ve güvenli baloncuğumda yaşadığımı...

Anılar sepetine hoş bir seda – Neşe Yaşın

İlk dizeyi Tanrı söyler, gerisini şair yazar derler. Yazıda...
4,432BeğenenlerBeğen
1,515TakipçilerTakip Et
3,963TakipçilerTakip Et
831AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kamu etiyi, barolar birliyi ve Türg yerleşimci kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

“Kuzey Kıbrıs bir Fransa değildir. Kuzey Kıbrıs artık uygulamalarıyla,...

Macaristan, Polonya deneyimlerinden izler – Özkan Yıkıcı

Macaristan’da son seçim sonrası yankılar sürmeye, kuşkularla sevinçlerin harmanlanıp...

İngiliz İmparatorluğu’nun geri dönüşü? – Zafer Yörük

Kral Charles III, Washington ziyaretini neredeyse hasarsız tamamlamayı başardı....

Çocuklara yönelik acımasızlık – Serdar M. Değirmencioğlu

İnsanları insanlıktan çıkarmak öyle kolay değil. Birçok insanı toplu...

Arap Yarımadası’ndaki Siyon düşü – Fehim Taştekin

Kökeni İngiliz himayesine dayanan bir emirlikler ittifakının (Emirât el-Muttahide...

‘Milli iktisat’ niye tutmadı? – Cihan Tuğal

Aşırı sağın Macaristan’daki hezimeti, çoğunlukla siyasi bir çerçevede tartışıldı....

Birleşik Krallık’taki yerel belediye seçimleri – Özkan Yıkıcı

İngiltere, rolü ve etkisiyle dünyada yeri olan bir devlettir....

Canlı yayın