yaklaşımlarBurak KurtcebeBirey, Doğa ve Rasyonalite* - Burak Kurtcebe

Birey, Doğa ve Rasyonalite* – Burak Kurtcebe

“İradesi, hayatın daha büyük hedeflerini belirleme konusunda kısıtlanan ve karşılaştığı her şeyi basit bir araç olarak değerlendirmeye zorlanan bir rasyonel varlık için, geriye kalan tek amaç, bu indirgeyici sistemin devamlılığını sağlamaktır. Bu faaliyet, eskiden özerk bir ‘özne’nin faaliyetiydi. Ancak, öznelleşme süreci tüm felsefi kavramları derinden etkileyerek, bunların göreceli hale gelmesine ve daha kapsamlı bir düşünsel sistem içinde korunmalarına yol açmak yerine, basitçe kaydedilmesi gereken olgulara dönüştürmüştür. Bu durum, öznenin kendisi için de geçerlidir.”


Modernite, doğayı insan ihtiyaçlarına hizmet eden bir “nesneler yığını” olarak yeniden tanımlayarak, onun içsel değerini ve karmaşıklığını göz ardı etmiştir. Ekolojik yaklaşımdan çok egosantrik olan bu indirgemeci yaklaşım, doğanın sadece kullanılabilecek bir araç olarak görülmesine ve dolayısıyla sömürülmesine yol açmıştır. Aynı şekilde, insan da bu sistemde bir üretim aracı, bir tüketici ve bir pazarlama hedefi olarak konumlandırılmıştır.


Bireyselliğin yüceltilmesine rağmen, doğanın ve insanın nesneleştirilmesi, öznenin içsel dünyasının da yoksullaşmasına neden olmuştur. Öznellik, giderek tüketim nesnelerine sahiplik ve kimlikler üzerinden tanımlanır hale gelmiştir. Bireyler, sahip oldukları mal ve hizmetler aracılığıyla kendilerini ifade etmeye ve toplumsal bir kimlik inşa etmeye çalışmaktadırlar. Bu durum, öznenin içsel değerlerinden ve özgünlüğünden uzaklaşmasına ve bir tüketim nesnesine dönüşmesine yol açar.


Kapitalizm, bu süreçte merkezi bir rol oynamaktadır. Kâr maksimizasyonu amacıyla sürekli büyüme ve tüketim zorunluluğu yaratan kapitalist sistem, doğayı sömürürken, aynı zamanda insanları da sürekli tüketmeye teşvik eder. Bu durum, hem doğal kaynakların tükenmesine hem de insanın manevi ve psikolojik olarak tükenmesine yol açar.


Öznelliği yücelten modernite paradoksal bir şekilde özneyi de yok etmektedir. Kapitalist sistem, doğayı ve insanı sömürerek, hem doğal dünyayı tahrip etmekte hem de insanın özünü yok etmektedir. Bu durum, hem bireysel düzeyde hem de toplumsal düzeyde derin yaralar açmaktadır. Bu nedenle, daha sürdürülebilir ve insan merkezli bir yaşam biçimine geçiş yapmak için mevcut sistemi sorgulamak ve dönüştürmek gerekmektedir.


İnsanlar özgürlük arayışı içinde yaşadığı dünyanın kaderini de paylaşmaktadır. Doğa üzerinde insanın kurduğu egemenlik, insan üzerindeki egemenliği de tanımlayabilmektedir. Her bir birey dıştaki doğanın köleleştirilmesine katkıda bulunurken, bunu yapabilmek için kendi içindeki doğayı da boyunduruk altına alır. Egemenlik için egemenlik altına girebilmek zamanla kabul edilebilir bir noktaya gelir. Mutluluk, sağlık gibi terimler, tüketim araçlarıyla birlikte bazı elverişli koşullara sahip olmakla idealize edilir. Kendine yabancılaşan birey, araçları akılsallaştırırken, insan aklını da akıldışılaştırır. Böyle bir kendini silme, araçlara rasyonellik kazandırırken, insan hayatını akıldışı kılar. Mevcut sistem içerisinde insanın içindeki ve dışındaki doğanın köleleştirilmesi anlamlı bir amaç ve akılla gerçekleştirilmediğinden, doğanın kendisi de kazanılmış değil, sadece bastırılmış olur. Doğa üzerindeki egemenlik ve içsel yabancılaşma, insanlık için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu durumu aşmak için, insanın doğayla ve kendi iç dünyasıyla daha uyumlu bir ilişki kurması gerekmektedir. Bu, hem ekolojik sorunların çözümü hem de insanın daha mutlu ve anlamlı bir hayat sürmesi için gereklidir.

*Max Horkheimer- İnsan Doğa ve Egemenlik Yazısı da okunmalıdır.

Diğer yazıları

Sonsuz “Kötü Haber” Döngüsü – Burak Kurtcebe

Siz de önünüze düşen haberler içerisinde yanlışın olduğunu görüyor...

Annan Planı sonrası ikinci tip “entelektüel” tiplemesi – Burak Kurtcebe

Annan Planı döneminde oluşturulan “foncu” ve bir büyük anlatıya...

Sistem bu! – Burak Kurtcebe

Sistem bozuk değil,Ne yazık ki yaşadığımız Sistem bu…Muhalefet iktidarın...

Filler Tepişirken – Burak Kurtcebe

Günümüzde kapitalist sistemin küresel krizi derinleşirken, yönetici sınıfın farklı...

Her zaman haklı olmak: post-modern çağın maskeleri – Burak Kurtcebe

Günümüz dünyasında "haklılık" kavramı, belki de hiç olmadığı kadar...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,966TakipçilerTakip Et
807AboneAbone Ol

Son eklenenler

Tayvan’ın “anavatanla birleşmesi” Çin için neden bir zorunluluktur? – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin’in temel çıkarlar (核心利益) arasında nitelediği toprak bütünlüğü konusundaki...

Siyasal iklimde sıcak günler dokunurken – Özkan Yıkıcı

Son birkaç gündür, kendi mahallemde Kıbrıs’la alakalı siyasal sıcak...

İran Devrimi ve Foucault’nun Siyaset(sizlik)leri – Daniel Bensaïd

Deleuze ve Foucault, her biri kendi tarzında, daha 1970’lerden...

Tayvan’da geri sayım başlıyor… – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin’in Tayvan hamlesine Japonya seyirci kalmayacaktır. Tayvan’da olabilecek gelişmeler...

ABD’yi yatıştırma politikası ve sınırları – Ertan Erol

ABD’nin Küba’ya uyguladığı blokajın yıl başından bu yana şiddetini...

Casino Ekonomisi Üzerinden Bir Gerçeklik Testi: KKTC Ne Kazanıyor, Ne Kaybediyor? – Mertkan Hamit

Doğu Akdeniz’de kumar sektörü üzerinden yapılan karşılaştırmalar, aslında ekonomilerin...

Görünür, görülmezlik altında gerçekleri arama hamleleri – Özkan Yıkıcı

Etrafımızda savaş var. Savaşın yükü bize dek çoktan geldi....

Canlı yayın