Siz de önünüze düşen haberler içerisinde yanlışın olduğunu görüyor musunuz?
Sabah gözünüzü açar açmaz telefonunuza sarıldığınızda ana sayfanızda sizi neyin beklediğini düşünüyorsunuz?
Bir çatışma haberi, felaket, yolsuzluk, liyakatsizlik, haksız atamalar?
Bunları sürekli okuyor ve kaydırıyoruz bazen saatlerce …
Peki bütün bu haberleri okumak bizleri gerçekten de politik bilince sahip sorumlu bir birey mi yapıyor? Yoksa tam tersi mi? Çıkan her kötü haberi okumak zorunda mıyım?
Çoğumuz için bu sorunun cevabı birinci seçenek olsa da politik bilinç dediğimiz şey tam da bu tuzağa düşmemekle ilgili aslında…
Bu sonsuz ve bilinçsiz kaydırma hali bir süre sonra bizde bağımlılık yapabiliyor adı da Doomscrolling ya da felaket kaydırması *…
Pandemi döneminde kavramlaşan ve o dönem ola biten her şeyi, kötü haberi ya da ölümleri bilme isteğiyle karakterize eden bu sözcük bugün yeni bir boyuta evrilmiş durumda…
Kişi psikolojik olarak kötü ya da felaket dönemlerden geçerken böyle bir sürece evrilmesi anlaşılır olsa da sonrası biraz karmaşık bir durum teşkil ediyor…
Bizim bu bilme arzumuzu bilen bunu bağımlılığa dönüştüren sistemler algoritmalar yöneticiler hatta bazı muhalif yapılar vardır…
Biz bu döngüden çıkmadıkça ise daha çok umutsuzluk ve daha çok kötü haber sürekli karşımıza çıkmaktadır…
Bu durumun birçok nedeni olabilir: Esas gündemin değişmesi gerekiyor olabilir, insanlar tam esas sorunları konuşmaya başlarken diğer meselelerin öne çıkarılması sağlanılabilir ya da belki de en doğrusu bazı şeyler o kadar fazla yaşansın ve toplum gözünde normalleşsin ki insanlar çoğu şeye tepki vermesin istenmektedir..
Sabah uyanan her insan “ben bu topluma ve siyasete karşı inancımı yitirdim” dediği zaman çoğu kişi amacına ulaşmış oluyor…
Politik bilinç dediğimiz şey bütün haberleri okumak, haberdar olmak ve anında tepki vermek değil tam tersine hangi haberi neden okuduğunu bilmek, bazen farklı bir açıdan bakmak, sakin olmak ve değerlendirmeyi içerir…
Sürekli kötü habere maruz kalmak sizi yorar, eyleme geçmekten alı koyar. Birçok sorunu olduğundan daha komplike, büyük ve değişmez olarak görmenize yarar ve günün sonunda eylemin ve protesto etmenin hiçbir işe yaramadığına ikna olursunuz…
İhtiyacımız olan “sorgulayan birey ya da toplum” yerini “birçok şeyi bilmenin getirdiği tepkisiz ve umutsuz bir yorgunluğa bırakır”…
Bırakmasın!
*İnstagramda itsayseser isimli kullanıcının takip edilmesi önerilir. Yazıya da ilham olmuştur



