6 Aralık 2025, Cumartesi
19 C
Lefkoşa
yazılariktibasÇED ne işe yarar? - T. Gül Köksal

ÇED ne işe yarar? – T. Gül Köksal

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

14 Eylül 2024 tarihli Evrensel haberi diyor ki; “Mehmet Cengiz’e ait Eti Bakır, Artvin’in Taşlıca köyündeki maden için AYM’nin ÇED olumlu kararını hak ihlali sayması, mahkemenin “ÇED olumlu” kararını iptal etmesi ve Valiliğin “faaliyeti sonlandırın” yazısına rağmen yeniden ÇED başvurusu yaptı” (1).

Haberi irdelemeden önce, ÇED yani Çevresel Etki Değerlendirme nedir, söze öyle başlayalım. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na göre, ÇED bir projenin çevre üzerindeki etkilerini belirleyen, karar verme sürecine eşlik eden bir çalışma (2). Çevre değerlerini ekonomi politikaları karşısında korumak ve olumsuz çevresel etkileri önden tespit edip, gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamayı kapsıyor. Bu süreci etkileyecek faktörleri göz önüne alarak, ilgili tarafları bir araya getirmeyi önceleyen demokratik ve şeffaf bir süreç olarak tarifleniyor. ÇED ile ilgili ilk düzenleme de “ÇED Yönetmeliği” adı altında ilk olarak 07/02/1993 tarihinde yayımlandı (3).

Buraya kadar tamam diyebiliriz. Ancak işleyişin bu şekilde olmadığını son yirmi yılda çok daha artan bir oranda gözlemliyoruz. Sadece şu habere baksak bile bir fikrimiz oluşabilir; çevre-ekosistem sorunlarının gün be gün arttığı Türkiye’de “2023 yılında 481 başvurudan sadece birine “ÇED olumsuz” kararı verilmiş (4)”.

Öte yandan ÇED yönetmeliği 2022’de bir kez daha değiştirildi (daha önce 1997, 2002, 2003, 2008 ve 2013 yıllarında da değiştirilmişti) ve bu kez ÇED’in en önemli özelliklerinden biri olan “halk katılımı”, yerini “paydaş katılımı”na bıraktı (5).

Katılımcılık konusunu ayrı bir yazıda ele almıştım ve bırakın paydaş katılımcılığı denilen sermaye ve halkı eş gören anlayışı, sadece bilgilendirmeye dayalı halk katılımının bile katılımcılığın en alt seviyelerine tekabül ettiğini işaret etmiştim (6). Zaten artık “ÇED gerekli değildir” kararları aldı başını gidiyor.

Tam da bu noktada yazının başındaki haberde geçen, AYM’nin kararını aşmak için ÇED başvurusu yapan Mehmet Cengiz’in Eti Bakır maden için gösterdiği ÇED ısrarı, ÇED’in nasıl da doğa ve halklar aleyhine ters köşe bir araç haline geldiğini açıkça gösteriyor.

Elbette ÇED’in “işe yaradığı”, yani bir şekilde proje/inşa sürecini yavaşlattığı/durdurduğu, halkın örgütlemesini sağladığı vakalar da mevcut, ancak inşai faaliyetin tamamen bittikten sonra ÇED’in kabul edildiği kararlar da var.

Bu noktada ÇED’i bir araç olarak kullanan kapitalist üretim ilişkilerine karşı, ekosistemi mesele edenlerin de -ÇED’i bir amaç olmaktan ziyade- bir araç olarak ele almalarının öneminin altını çizmek isterim. Ve sözü Polen Ekoloji’nin ÇED sürecindeki altın madenleri raporuna bırakacağım;

Ekolojik mücadelenin kapitalizme karşı toplumsal kurtuluş mücadelesinin bir parçası ve onun tümüne sirayet edecek biçimde, örgütlü olarak sürdürülmesi gerektiğini düşünen” ve benim de danışmanları arasında yer aldığım Polen Ekoloji’nin ilgili raporu; “‘ÇED olumlu’ kararı verilen proje alanlarının çoğu doğal ormanları, yaban hayatı koruma alanlarını, meraları, tarım alanlarını kapsamakta ve su havzalarının, insanların yaşam alanlarının çok yakınında madenciliğe izin verildiğini” gösteriyor (7). Ve ekleniyor; hiçbir kaza olmasa bile normal çalışma ortamında yığın liçle altın madenciliği ‘yavaş şiddet/ölüme’ yol açan bir prosestir.

Altın madeni projelerine yönelik ÇED duyuru sayıları hızla artıyor. Türkiye’de bugün, 22 mevcut altın işletmesi, 01/01/2020 – 30/04/2024 tarihi itibariyle de ÇED süreci devam eden 123 altın madeni projesi bulunuyor. İl dağılımı açısından 23 projeyle en fazla projenin olduğu il Gümüşhane, ardından 11 projeyle Giresun ve 10 projeyle Balıkesir geliyor.

Bu 123 proje içinde yalnızca 1 proje için “ÇED Olumsuz” kararı verilmiş, 36 proje içinse “ÇED Gerekli Değildir” kararı alınmış. “ÇED Gerekli Değildir” kararları ağırlıklı olarak çevre mücadelesinin güçlü olmadığı illerde verilmiş; örneğin Niğde’deki 5 projenin tamamına, Sivas’taki 6 projenin 4’üne “ÇED Gerekli Değildir” kararı çıkmış. 123 projenin 49’unda proje sahibi Koza Altın İşletmeleri. Koza Altın İşletmeleri’ne ait 49 proje için hiçbir “ÇED Olumsuz” kararı verilmemiş.

Tüm bu veriler bize başlı başına ÇED’in bile, ekosistem mücadelesinde nasıl da çelişkili-çatışmalı bir süreç içinde olduğumuzu açıkça gösteriyor. Sermaye yerine doğa ve halkların yaşamı lehine bir sürecin oluşması için, yerellerde örgütlenme ve bunun zemininde de ÇED süreçlerine dair farkındalık elbette gerekli. Ancak bu örgütlenmelere önceki deneyimleri aktarmanın, dolayısı ile ÇED sürecinden ne beklenip ne beklen(e)meyeceğinin de işaret edilmesi elzem.

Polen Ekoloji’den Levent Büyükbozkırlı’nın söylediği gibi, düzenlenecek olan “‘Altın madenleri kapatılsın’ kampanyasının ise, “hedefine ulaşması ve etkili bir mücadelenin yayılarak örgütlenebilmesi için tüm sorumluluk çevre örgütlerinin üzerinde olmamalıdır. Demokrasi mücadelesi veren meslek odaları, akademisyenler, demokratik kurumlar, sendikalar, feminist hareketler… bu mücadelenin aktif ögeleri olmalı, sadece kuramsal bilgi üretmekle kalmamalı, üretilen bilginin sahada örgütlenmesinde de aktif sorumluluk almalıdırlar”.

Dolayısıyla ister kentsel alanda isterse de ekosisteme yönelik büyük ölçekli projeler için geliştirilen ÇED gibi araçları hakikaten mesele ediyorsak, salt dava açmak veya göstermelik katılım toplantılarında varlık göstermenin ötesine geçen yolları da denemek zorundayız…

 

1. https://www.evrensel.net/haber/528168/mahkeme-iptali-valilik-kararina-ragmen-eti-bakirdan-yeniden-ced-basvurusu

2. https://usak.csb.gov.tr/ced-nedir-i-1672

3. https://izmir.csb.gov.tr/ced-nedir-i-1646

4. https://www.evrensel.net/haber/510834/2023-yilinda-481-basvuruya-sadece-bir-ced-olumsuz-karari-verildi

5. https://www.evrensel.net/haber/466974/ced-yonetmeligi-degistirildi-ced-sureci-sirketlerin-keyfine-birakildi

6. https://www.evrensel.net/yazi/94445/bos-gosteren-katilimcilik-yerine-radikal-katilimcilik

7. https://ekolojienstitu.org/altin-madenleri-kapatilsin/

Diğer yazıları

Britanya’nın yeni sosyalist alternatifi: Sizin Partiniz – Özge Güneş

Birleşik Krallık’ın yeni sol partisi ‘Sizin Partiniz’, kuruluş konferansını...

Trump’a çaput bağlamak – Ertan Erol

Honduras başkanlık seçimleri için sandık başına gitmeye hazırlanırken, seçimlere...

Emperyalizmin ekonomik silahı: Uluslararası yaptırımlar ve kitlesel ölümler – Kansu Yıldırım

Marksist İktisatçı Michael Roberts, Lenin’in 1915’te ‘emperyalist gruplaşma’ olarak...

Küçülmenin Epistemolojik Ufukları: Zamanı ve Mekânı Ütopyayla Bükmek – Başak Koşanay

Cogito’nun 117. ve 118. sayıları “Küçülme, Nasıl?” ve “Küçülme Sanatı” başlıklarıyla çıktı. Akademik alanda esas olarak...

Mamdani’nin mutfak kabinesi taban siyasetinin gücünü gösterdi – Özge Güneş

ABD’nin en büyük, en zengin ve aynı zamanda en...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,001TakipçilerTakip Et
744AboneAbone Ol

Son eklenenler

Almanya’da zorunlu askerlik geri dönüyor: Liseliler okul grevinde – Merve Arkun

5 Aralık eylemleri, yalnızca bir gün sürecek bir grev...

Ukrayna’da emperyalist pazarlık masası – Yücel Özdemir

Sadece Avrupa değil, dünya basını bu haftayı ‘Ukrayna barışı’...

Neden “vay be” karşılığına raslamıyoruz? – Özkan Yıkıcı

Bir üllke düşünün: başbakan müşteşarı hava alanında yurt dışına...

Demarkasyon: Sınır çekmek, toprağı savunmak – Ecehan Balta

Brezilya sokaklarında yıllardır aynı slogan yankılanıyor: “Demarca já!” –...

Trump ‘antikomünizm haftası’ ilan etti: ABD’li gençler sosyalizme olumlu bakıyor – Kavel Alpaslan

Soğuk Savaş döneminde antikomünist propagandanın en şiddetli hissedildiği ülkelerden...

İran, Türkiye ve Pakistan üzerinden kuşatmayı kırabilir mi? – Hediye Levent

İran, ABD’nin başını çektiği yaptırımlar silsilesinin altında ezildikçe eziliyor....

Akkuyu 2026 sonuna kaldı – Özgür Gürbüz

AKP iktidarının ilk yıllarında, 2004 yılında yeniden hortlatılan, ilk...

Yeni sol hareket ile İngiltere gidişatı – Özkan Yıkıcı

Sömürgesel kültürün ayni zamanda siyasalaşan önemli yansıması da olur....

Canlı yayın