10 Şubat 2026, Salı
18.8 C
Lefkoşa
Kıbrıs iktibasHasan KahvecioğluBir “atanmış” Mahkemeyi, Savcılığı, Polisi bu duruma düşürebilir mi? - Hasan Kahvecioğlu

Bir “atanmış” Mahkemeyi, Savcılığı, Polisi bu duruma düşürebilir mi? – Hasan Kahvecioğlu

Orjinal yazının kaynağınoktakibris.com

Yok ama, gerçekten dayanılacak gibi değil…

Bu bir “dibe vuruş” tablosudur…

Bir toplum bu kadar pisliğin içinde var olamaz…

Bir siyasi parti bu kadar “kirliliğin” içinde barınamaz…

Başbakanı dışarıdan tayinli…

Bakanlarından bazıları “sahte diploma” zanlısı…

Vekillerinden bazıları “yolsuzluk” şüphelisi…

Atadığı bürokratların bir kısmı mahkemelik…

İki küçük ortağına bakıyorsun; onlar da kötü birer “kopya” gibi…

Başkanları da, vekilleri de tıpkısının aynısı…

UBP de, DP de, YDP de bir “menfaat şebekesi” izlenimi veriyor…

Önlerine hep birlikte o çok sevdikleri “devlet”i yatırmışlar, topluca sırtına binmişler…

Kim; daha fazla söğüşleyecek?

Kıbrıs’ın kuzeyinde siyaset, hiç bu kadar kirlenmemişti…

Ancak geçen hafta yaşadıklarımız, rejimin “sürdürülemez” karakterini gün yüzüne çıkardı…

Bu topraklarda yaşayan, çift pasaport taşımayan, gidecek bir başka yeri yurdu olmayanlar için çok “incitici” ve “aşağılayıcı” bir durumdan söz ediyorum…

Kendisini “Kıbrıslı Türk” olarak niteleyenlerin elbette bu topraklara ilişkin ciddi bir “gailesi” vardır…

Kıbrıs’ın kuzeyinde demokratik bir dünya “toplum”u olarak var olmak, bu “gaile”nin en temel öğesidir…

Milliyetçi hamaset erbabı, burada bir “devlet” varmış gibi davransa da, Azerbaycan’larda bizi “tanıtır” gibi yapsa da, bu kocaman bir yalandır…

Kıbrıslı Türkler elbette “devlet” olacaklardır…

Hem de uluslararası hukuk içinde, gerçek bir devlet…

Ama ne zaman?

“Federal Kıbrıs Cumhuriyeti”nde…

Kıbrıs’ın iki “eşit” devletinden biri olarak, ancak o zaman dünyadaki yerini alacaktır…

Çözüm olur ya da olmaz, burada “devlet” kıvamında, demokratik bir “idare” kurmak ve bunu dünyaya göstermek zorundayız.

Kıbrıslı Türkler bunu fazlasıyla hak etmektedirler…

Oylarıyla bu ülkede bir “Anayasa” düzeni kurulmasını onaylamışlar ve “hukuğun üstünlüğü”nde bir “nizam” içinde yaşamayı benimsemişlerdir.

Geçen hafta bize yaşatılanlara bakalım…

UBP’nin Girne Kadın Kolları Başkanı, “sahte diploma” soruşturması kapsamında arandığını fark edince, Türkiye’ye kaçıyor…

Orada bir süre serbestçe yaşadıktan sonra, bir sabah aniden Kıbrıs’a dönüyor…

Hatta ülkeye “VIP’ten girdiği” iddia ediliyor…

Havaalanında tutuklanmıyor…

Kendi özel arabasıyla Güzelyurt’a gidiyor.

Mahkemeye çıkıyor, kefalete bağlanıp serbest kalıyor…

Bu; komple “anormal” bir durum…

Onlarca eczacının kelepçelenerek götürüldüğü…

80 yaşından büyük doktorların tutuklandığı…

Eski Meclis Başkanı’na kelepçe takıldığı…

Bir “ülke”de bir partili kadının, bu kadar “ayrıcalıklı” bir konumda olmasını kabul etmek, ses çıkarmamak bu topluma büyük saygısızlıktır.

Siyasette “kayırmacılığa” alıştırıldık…

Ancak işi; “adalet”te bir kayırmacılığa kadar götürmek, dünyaya “ümmet” görüntüsü vermektir ki, bu “kaldırılamaz” bir yüktür.

İyi ki siyasette Özersay var… İyi ki sosyal medyada Serdinç Maypa var…

Yoksa; kimse bu “ayrıcalığın” farkına bile varmayacaktı…

Yaşanan bu “skandal”da; muhalefetin, medyanın ve sivil toplumun sorgulaması gereken yığınla nokta vardır.

En önemlisi; Polis’in tavrıdır…

Neden havaalanında tutuklama yapmadı? Neden zanlının kendi arabasıyla Güzelyurt’a gitmesine izin verdi?

Yukarılardan biri “müdahale” mi etti?

Başbakan Ünal Üstel büyük “zan” altındadır. Sözkonusu olan kadının Başbakan’a “yakınlığı” sosyal medyanın sürekli gündemindedir. Başbakan bu “yakınlık” nedeniyle Polis’e “emir” verdi mi?

Polis, genellikle sivil idareden gelen emirleri dinlemez.

Başbakan bunu nasıl başardı?

İşin ucu, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı’na kadar uzanıyor.

Komutan bu işin neresinde?

Tabii; işin daha vahim tarafı Başsavcılığın tavrıdır…

Başsavcılık; neden sahte reçete olayındaki gibi, sahte diploma olayındaki gibi bir yöntem izlemedi? Neden kendisi önce 24 saat tutuklayıp, arkasından mahkemeye sevk etmedi?

İlgili Savcı’ya kim emir verdi? Ya da kim “ricacı” oldu?

İlgili Savcı, ya da Başsavcılık neden üstten gelen bir “emri” ya da “rica”yı kabul etti?

Gelelim asıl “hukuk faciası”na…

Mahkeme Yargıcı; neden uygunsuz bir saatte davaya girmeyi kabul etti?

Neden “sabahın köründe” görülmesi istenen bir dava için “Ayrıcalığı reddediyorum. Hukuk herkese eşit muameleyi gerektirir” demedi, diyemedi…

Neden kendisine bir “rica”da bulunulmuşsa “Anayasamızın 143. maddesinde ‘Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz denilmektedir” demedi, diyemedi…

Bu yaşanan “hukuk garabeti” daha yeni seçilmiş Anayasa Mahkemesi Başkanı için hiç de “iyi” olmadı.

Üstelik; Yüksek Mahkeme’den yapılan açıklama da çok “yetersiz…”

Toplum; yargıya bir “müdahale” varsa, bunu bilmek istiyor…

Yargı; Yürütme’nin oyuncağı değildir, olamaz…

Bu hukuk düzenimiz bakımından ciddi bir zafiyettir ve Yargı, kafasız siyasetçilerin aleti olmamalıdır…

Bir “atanmış”ın; hem Polisi, hem mahkemeleri, hem de Savcılığı bir “partilisi” uğruna bu duruma düşürmesine, ağzından “devlet” sözcüğünü düşürmeyen o tepedeki siyasetçiler en başta ses çıkarmalıdır.

Diğer yazıları

Devleti çalanlar “organize suç örgütü” olarak yargılanmalı… – Hasan Kahvecioğlu

Neydi o; Meclis avlusunda “dalkavukluğun” zirve yaptığı karşılama… Koskoca Meclis...

AB’ye bizim de Türkiye’nin de ihtiyacı var… Hatta dünyanın da… – Hasan Kahvecioğlu

STRAZBURG- Gökyüzü koyu gri bulutlarla kaplı… Keskin ayaz ve sıfırın...

Çivisi çıkmış dünya: Kavboy, Voyvoda ve haydut düzeni… – Hasan Kahvecioğlu

Çok eski zamanlarda dünyanın tam ortasında, bir kocaman “çivi”...

“Erdoğan korkusu”yla önlenen sanal gazino hikâyesi… – Hasan Kahvecioğlu

“İlahiyatçı Bakan” az daha “doksandan” golü yiyecekti… Nazar Erişkin’in TV...

Hukuğumuzun gururu: 155 gün sonra Annie evine dönüyor… – Hasan Kahvecioğlu

Dün, İskele Kaza Mahkemesi’nde, genç kadın yargıcı dinlerken; kalbimin...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,995TakipçilerTakip Et
770AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dikkat Ekonomisi, Kültürel Temsiliyet ve Yapay Zekâ – Çağla Elektrikçi

Manuel Castells’in (1996, 2009) “ağ toplumu” kavramı, çağımızda dikkat...

Seks, yalanlar ve video kayıtları: Esptein skandalının siyaseten düşündürdükleri… – Yonca Özdemir

ABD’de Jeffrey Epstein dosyalarının önemli bir bölümü geçenlerde kamuoyuna...

Dünya Düzeni El Değiştiriyor – Şener Elcil

“Tarih tekerrür eder, tarih tekerrürden ibarettir” veya “Geçmişi hatırlamayanlar...

İran: Barbarları beklerken – Zafer Yörük

İran, uzun süredir tarihin bir eşiğinde bekliyor. Ama bu...

Gıprızlılar Isgartadır? – Halil Karapaşaoğlu

Sömürgecinin sömürülen içün yaraddıvı “stereotype/sterotib”ler vardır. Bu strotibler genelleşdirilmiş,...

Paralel Monologlardan Diyaloğa Geçmek Elzemdir! – Niyazi Kızılyürek

Öncelikle şunu söyleyeyim. Kıbrıslı Türklerin “Kıbrıs Sorunu” dünya ile...

Latin Amerika solunun fay hatları: 10 başlıkta 2026’ya bakış – Esra Akgemci

ABD hegemonyasına karşı dengeleyici dinamiklerin korunması ve bölge genelinde...

Küresel haydutluğun günlüğüne düşülen birkaç satır – Fehim Taştekin

Trump yönetimi küresel haydutluğun kitabını yeniden yazıyor. Zorbalığın kendine...

Canlı yayın