Kıbrıs iktibasTacan ReynarÇekilin yoldan, Başbakan Başsavcı'nın Makamında! - Tacan Reynar

Çekilin yoldan, Başbakan Başsavcı’nın Makamında! – Tacan Reynar

Orjinal yazının kaynağıkibrisinsesi.com

Başbakan Başsavcı’nın makamında ne arıyor?

İlginç bir soru değil mi?

Ne arayabilir?

Sonuçta Başsavcı KKTC’nin Başsavcısı ve Anayasa’ya göre de devletin hukuk danışmanı.

Bundan ala ne olabilir?

Ancak tam da tutuklamaların artık devletin tepesine sıçradığı,

‘Teşkilat’ın içinden hele de bir kaza polis müdürünün tutuklandığı,

üstelik bu tutuklama nevinin bir ‘sahtekârlık’ iddiasına dayandığı bir günde,

evet, aynı gün Başbakan’ın kalkıp Başsavcıyı ziyaret etmesi dikkatlerden kaçamazdı.

Hem de hemen ardından operasyonun askere kadar ulaştığı bir günün öncesinde…

Peki gerçekten olan biten nedir, bunu nasıl öğreneceğiz?

 

Hepimiz eminiz ki elbette o makam odasında tahkikatın süreci, bundan sonra olabilecekler, kamu düzeni ve belki de hükümet açısından olası tehlikeler ve tutuklanan PGM’ye bağlı müdürün akıbeti konuşuldu.

Hepimiz biliyoruz ki, bu kadar ‘rastlantı’ olamaz!

Peki bu doğru bir davranış mı? Yani kalkıp yürütme organının ‘başının’ gidip Başsavcı ile tam da bu olayların etrafı sardığı bir anda makam araçlarıyla ziyarete gitmesi?

Telefonda habire görüşenler neden bu defa tutuklamanın uzatılacağı gün makam araçlarıyla Mahkeme’ye gelmeye ve Başsavcılığı ziyaret etmeye karar verdiler?

 

Başsavcı eminim ziyaret etmek isteyen Başbakan olunca kırmak istememiştir.

Ancak kendisi de deneyimli bir hukukçu olarak bunun farklı algılamaları beraberinde getireceğinden bilincindedir.

Nitekim basında hemen bu görüşme ‘yargıya müdahale mi ediliyor?’ algısı yarattı.

Şimdi önümüzde bir deste soru var.
Başsavcılık bunu bile bile neden bu görüşmeyi kabul etti?

Telefoniyen görüşülemeyecek kadar önemli ne vardır?

Gerçekten bir yürütme – yargı işbirliği için bir iç muhasebe yapılıyor mu?

Yoksa Başbakan ‘ben herşeye hakimim ve hükümet olarak işin peşini bırakmayacağız’ imajı mı vermeye çalışıyor?

 

Tüm bu sorulardan geriye ‘yargıya müdahale’ gibi bir algının kalıyor oluşu bile tehlikeli.

Ve bunu göstere göstere yapmak daha tehlikeli.

Ve üstelik Başsavcılık gibi bir kurumu bu yaratılmaya çalışılan imaja alet etmek daha tehlikeli.

Çünkü oradaki Başsavcılık sadece devletin hukuk danışmanı değil, aynı zamanda tutuklanan zanlılar için de ‘adaletin tecellesi’ne katkı koymak, kamu adına yargılamayı yürütecek Mahkeme’ye yardımcı olmakla mükellef.

Atanmış Başbakan’dan bu mükellefiyetleri bilmesi beklenemez belki ama hukukçular bilirler.

Çünkü yargının üç ayağı vardır: Yargıçlar, savcılar ve avukatlar.

Bu saç ayaklarından birinin zarar görmesi tüm yargının zarar görmesi demektir.

 

Çok açık ve net bence olan biten.

Bu operasyonun içinde adalet arayışı falan yok.

Olsaydı önce hükümet yetkilileri kendi kendilerini ihbar ederlerdi.

Skandallar hükümetinin hukuk dışılıklarını sıralayacaksak yazı bitmeyecek.

Acaba ‘adalet’ arayanlar bunları da sorgulayacak ve yargılayacak cesareti kendilerinde bulacaklar mı esas mesele budur.

Çünkü siyasete bulaşmış bir tahkikatın sonucunda adalet gelmez,

koltuk ve makam bekleyenlerin peşisıra intikamı gelir.

Diğer yazıları

Yargıçları kim seçiyor? – Tacan Reynar

Toplumun en hassas olduğu meseledir Yargı'yı 'korumak'.Elimizdeki tüm iktidar...

Türki Devletlerin Tanımadığı ‘Eşit Egemen’ – Tacan Reynar

Övünmeye gelince fersah fersah gerinerek ‘eşit egemeniz’ dediğiniz milli...

Meslek hırslarınıza teşkilatı heba ettiniz! – Tacan Reynar

Evet efendiler, heba ettiniz.Bugüne kadar Polis Genel Müdürlüğü’ne çok...

Bugün 5 Ekim! – Tacan Reynar

Bugün 5 Ekim! Bu manşetin yıldönümü! Ve Ali yargılanıyor!Dün siz Kıbrıslıların...

Yeni Adli Yılda Ali’yi yargılayacak mısınız? – Tacan Reynar

Mikrofondan güzel sözler dökülüyor, bildiğimiz bürokrat dili, bildiğimiz devlet...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,970TakipçilerTakip Et
820AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hafta sonu “şekerleme gibi” haberlerden seçkiler! – Özkan Yıkıcı

Son günlerde Türkiye, K. Kıbrıs dolmuşları iyi iş gördü....

Hrant Dink ve Urfalı Hacı Halil’in anısına – Taner Akçam

23 Nisan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş günü, çocuk bayramı olarak...

40. yılında Çernobil ve nükleer meselesi – Bayazıt İlhan

Yaşanan en büyük nükleer felaket olan Çernobil Nükleer Güç Santrali kazasının üzerinden tam...

Annan Planı üzerine birkaç kelime – Özkan Yıkıcı

Yeniden bir yıldönümü makalesi yazmaya başlıyorum. Dünkü yazımda da...

Yıldönümleri havuzundan seçkiler – Özkan Yıkıcı

Bugün Yirmi Üç Nisan... Önemli tarihî günlerin de yaşandığı...

Çernobil’in 40. yılında: Nükleer belaya karşı hafıza ve mücadele – Ecehan Balta

25 Nisan 2026 Cumartesi günü Sinop’ta, Nükleer Karşıtı Platformun...

Diplomaside distopya dönemi ve Türkiye! – Hediye Levent

İran-Amerika-İsrail savaşı zaman zaman sakinleşse de asla durmayan depremlerden...

Palantir’in ‘teknolojik cumhuriyet’ manifestosu üzerine – Mahir Ulutaş

2003 yılında Peter Thiel tarafından kurulan, merkezi Silikon Vadisi’nde...

Canlı yayın