yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYüzüncü yılında Türkiye cumhuriyeti - Özkan Yıkıcı

Yüzüncü yılında Türkiye cumhuriyeti – Özkan Yıkıcı

Türkiye cumhuriyet ilanının yüzüncü gününü yaşamaktadır. Alışılan benzeri günlerin veya yıl dönümlerinden farklı görüntüler var. İlan etmenin kutlanmasında dahi mesajlar farklı konumdadır. Oysa böylesi asra ulaşan birikim üzerinde, ülkeler oldukça seneye varan yayılma ile kutlamalar ve tartışmalar gerçekleştirir. Anlama uygun paydaşlaşma ortaklığı ile gelecek mesajları verilir. Hangi olay olursa olsun, yüz yıla gelince önemi oldukça yayılarak anlamlaştırılır. Oysa Türkiye böylesi bir durum yaşayamadı. Brakın konunun önemi üzerinde genel törensel bakışlarda dahi hangi ekrana bakarsanız bakın farklı telden Cumhurieyt anlatıları gösterilmektedir. Konunun anlamı dahi banbaşka dünyalarda dolaşılınıyor.

Cumhuriyetin yüzüncü yıldaki yapılanları anlama zaten nasıl sorusuna gayet basit yaşatılanlar la kolaydır. Can Atalay, anayasa mahkemesine rağmen, hala serbes brakılmayıp, tutuklu. Cumartesi aneleri çocuklarını ararken, tutuklandılar. Kayıplarını dahi aramanın yasak olup kelepçelenmeye yetiyor. Gelecek konusunda konuşanlar ise banbaşka dünyaların uçurumuna doğru evriliyor. Devamı kutlama gününde de geldi. Öyle ki Erdoğan deniz kuvetleri yüz geminin selamını Vahtetin sarayında aldı. Bu yeniden yarılmanın konuşulmasına yetip artıyor. Hele yapılan konuşmalar ile işaret edilen nokta ve gelecek anlatıları Türkiyenin nereye geldiğinin mesajıdır.

Elbet taraflı olmanın da etkileri oldukça ikiye ve hat da birçok ayrışmanın olmasını yansıtıyordu. Elbet bugüne bir anda gelinmedi. Hele Kemalistlerin açıkladığı gibi yirmi yılda da gelinmedi. Örneğin, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu dönemden beri hep devrimcileri sosyalistleri ezmek için uğraştı. Giderek de seçenek olarak sağ ve ırkçılıkla dinciliği idolojik olarak devlet aygıtı haline geçirdi. Yeşil kuşak, Natoya giriş gibi emperyalist işbirlikleriyle birlikte yine hep devrimciler katledildi. Nazım Hikmetin nezaman hapse atıldığı veya otuzlardaki birçok olay sanki olmamış gibidir. Bir Mayısların dahi yasaklanması da akılda yok. Kemalizim nedense hep sola vurdu. Halbuki Kemalizmi en çok destekleyen ve Kurtuluş savaşında da yardımı olan Sovyetler birliği idi. Yine de Türkiye Natoyu seçti…

En son Ecevit döneminde dahi hayata dönüş operasyonuyla katledilen hapishanedeki devrimci durumu, bir anlamda sosyalist kesimin ezilmesi dağıtılmasında rol aldı. Durum böyle olunca da sola vurulan darbeler ve CHP devletçi parti gibi sağa kayıp batılılaşma “ulusalcılığı” oynaması sonrasında seçenek faşist ve gericilik seçenekleri kitleselleştirildi. Maraş aktliyamının Ecevit döneminde olduğunu da buraya ekleyelim. Kemalizim adına nutuklar çeken ordu hep devrimci katletmeleri gerçekleşti. Sol ezildikçe, CHP gibi Kemalist partiler de sağa kaydıkça, Türkiyede devlet eksenindeki krizler hep Kemalist ve gericilik ikileminde yaşatıldı. Bağlanan Nato ve özünde ABD projesiyle de AKP iktidara getirildi. Devleti ele geçirmede de yardımcı olundu. Hiç uzağa gitmeyelim: Erdoğan Anıt anlaşması hiç konuşulmaz. Nasıl bir teslimiyet olduğu hala bilinmez. Teker teker kazanımlar geri alınırken de direnç sınfırdı. CHP yeni teslimiyet lideri Kılıçtaroğlu hep sandık diyerek protestoları dahi sandığa kilikledi. Sağ seçenekle devletin deyil muhalefetin de teslim olma kolaycılığı yaşatıldı.

Son yapılanlar malum. Eğitimden sosyal yaşama oluşan uygulamalar, Diyanetin nerede ise sıkılmasa halifelik yolculuğu denilecek durumu, eğitimdeki net prokram dışında imamların dahi okulara sokulması, tarikatların bakanlıklarda yerleşmesi ve sık sık yaşanan siyaset mafya gerçekleri ile mafyaların Türkiyede dans edip esaplaşması, yüz yılın gelinen önemli gerçeklerini ortaya koymaktadır.

***

Gün yaşanıyor. Belli ki herkesi memnun edip gazı alacak durumlar var. Anıtkabir kalabalık ziyareti veya törensel durumlar muhalefetin Kemalizmin ayakta olma deşarjına yetecek. Ama, hala elden gidenlerin ve rejimin geldiği noktalar devam edecek. Yarın yeniden uyanınca her alanda Türkiyenin geldiği yeri yeniden tören durumundan çıkınca herkes konuşacak. Boşuna deyil sabahleyin dinlediğim medyalardaki birçok kişi, bizat itiraflarıyla şöyle diyorlardı: “seçeceğimiz kelimelere dikat etmek zorundayıze kanalın ceza alması veya kapanmamasına dikat etmek zorundayız”. Sanırım bu basit cümleler dahi yüzüncı yılında nereye geldiğinin önemli basit kanıtlarıdır.

Kuzey Kıbrısmı; silikleşen gerçekleri ve teslimiyeti ruhiyenin aynen devamı yaşandı. Söylenecek fazla söz de gerekmez. Saraylı kişinin yaptıkları ve söyledikleri nasıl bir siyasal koşula gelinmesini, gericileşme ile yasadışılıklaruın ayuka, kirli işlerin normalleşmenin de ötesinde oluşu, Türkiye ile gerçeklikte düşünülürse, zaten başka bir şey de olamayacağı kesin. Böyle bir gün taplosuyla ne yazık günümüzü doldurduk.

Diğer yazıları

Kıbrıs ekseninden bir NATO makalesi – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeler eğer yetmişlerin ortasında olsaydı, hele de Türkiye...

Viktor Orban dönemi noktalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazartesi sabahı, bizim gibi yerel medya dışında kalanlar önemli...

Gelgit pazarından damlalar – Özkan Yıkıcı

Pazar öğleden sonrası ortamındayım. Öyle ki, Kuzey Kıbrıs’ta hayat...

Son savaşta fazla öne çıkamayan üç ülke: Lübnan, Macaristan ve İngiltere – Özkan Yıkıcı

Bu savaş cenderesinde başka öne çıkarılmayan ülkeler de vardı....

Seçimlerde sona gelirken – Özkan Yıkıcı

Artık dünya Orta Doğu savaşına yoğunlaşırken, arada gündem olacak...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
808AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ödemekle Bitirilemeyen Borç – Şener Elcil

Kıbrıslıların, Türkiye’ye borç ödemeye başlama tarihi, 1517 Ridaniye Savaşı ile Mısır’ın Osmanlı Padişah’ı Yavuz Sultan Selim tarafından...

Savaşların ekonomik maliyeti – Hayri Kozanoğlu

Savaşların yıkımı sadece cephede değil bütçelerde de büyüyor. ABD...

Macaristan ve Biz: Orbán’ın Yenilgisi üzerine Düşünceler – Fabrizio Burattini

Sonuçlar artık kesinleşti. Katolik muhafazakâr Peter Magyar, Viktor Orbán’ın...

Kıbrıs ekseninden bir NATO makalesi – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeler eğer yetmişlerin ortasında olsaydı, hele de Türkiye...

ABD-İran ateşkesi ne anlama geliyor? – Doç. Dr. Mustafa Çıraklı

Diplomatik söylemin fazlasıyla gelgitli, sahadaki gelişmeler bağlamında ise tarafların...

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok… – Fikret Başkaya

“İnsanlık ancak çözümleyebileceği sorunları görev olarak önüne koyar. Çünkü...

Egemen sınıfın bir silahı olarak uyuşturucu – Erkan Çavuş

Bu ülkenin ve bu ülke gençliğinin en büyük sorunlarının...

Viktor Orban dönemi noktalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazartesi sabahı, bizim gibi yerel medya dışında kalanlar önemli...

Canlı yayın