yaklaşımlarMurat KanatlıNormalleşmeme - Murat Kanatlı

Normalleşmeme – Murat Kanatlı

Bu yazı ilek önde Detay Gazetesinde yayınlandı

Geldiğimiz noktada herkesin söylediği yakında “normal”leşeceğimizdir, normalleşme ile anlatılmak istenen Covid-19 nedeniyle alınan tedbirlerden önceki günler ise, umarız o şekilde normalleşmeyiz!

Covid-19 bize neoliberalizm dayattığı birçok şeyin yanlış olduğunu gösterdi. Sağlık hizmetlerinde kemer sıkmaya gitmenin, piyasa koşullarına adapte etmenin bedelini insanlık çok ağır fatura ile ödedi. Sağlık hizmetlerinin normalleşmesi, bunun devam etmesi ise, mutlaka durdurulması gerekir. Sağlık hizmetlerinin Türkiye’ce özelleştirilmesi şehir hastaneleridir, bir süredir de Kıbrıs kuzeyinde şehir hastanesi kurma niyeti vardır, devam ederse işimiz gelecekte çok daha zor olacaktır. Eğer kamusal sağlık servislerin, koruyucu hekimliğin geliştirilip, destekleneceği bir sisteme geçmeyip, eskiye dönersek bir sonraki virüs salgının bedelini çok ağır ödeyeceğiz. Düşünün, özel bir hastanenin “sağlık pazarlamacı”sını bilim kurulu başına koyan anlayış, kriz sonrası “normalleşip” bize neler yapmaz! Bu nedenle sağlık özelleştirilemez, herkese kaliteli kamusal sağlık hizmeti diyen siyasal bir mücadelenin güçlendirilmesi gerekiyor. Sendikalar üyelerine özel hastanelerden avantajlar elde edip bunun promosyonunu yapıp, kamusal sağlık anlayışının aşındırılmasına da katkı koymamalıdır. Kaliteli sağlık hizmeti için ise bütçesini mutlaka anlamlı şekilde artırılmasını talep etmemiz gerekir.

Gene Covid-19 ile çalışma hayatındaki birçok anomali adeta gözüme sokulmuş durumdadır, bu nedenle bu konuda da normalleşmememiz gerekir. İş Yasasına mutlaka işlerlik kazandırılmalı, yasadaki sözleşme (akit) yapma zorunluğunun hayata geçmesinin takipçisi olmamız gerekir. Tıpkı kira sözleşmelerinde olduğu gibi bunun yasal onaya tabi tutulmasını talep etmemiz gerekir, patronların kilit kasasındaki tek nüsha sözleşmelerin değeri, patronun iki dudağı arası kadardır, bu nedenle normalleşmeden, öğrendiklerimizle çalışma yaşamında yeni bir dönemin başlangıcı için mücadele etmemiz gerekir.

Burda geleneksel basın yayın faaliyetlerinin de normalleşmemesi gerekir. Bu sektörde İş Yasası yanında Basın İş Yasasının da çalışmadığını gördük. Yasadaki editöryal özgürlük de çalışmamaktadır. Birçok gerek geleneksel gerekse de internet basın yayın organın kumarhane patronu hegemonyasına girmesi de basın yayın özgürlüğünü tehdit eden durumdur. Böylesi koşullarda devletin insafına terk edilecek cezaya dayalı yasal düzenlemeler yerine meslek örgütlerinin güçlendirilmesi tercih edilmelidir. Gazeteciler Birliği, Basın-Sen gibi meslek örgütleri basın özgürlüğü ve basın yayın etik değerlerinin korunması için daha etkin mücadele etmesi gerekir.

Elbette bu süreç bize Kıbrıs sorunun çözülmesi gerektiğinin ne kadar da önemli olduğu da hatırlattı. Küçük bir adada kaynaklar kısıtlıdır, bu nedenle paylaşılması gerekir. Sağlık, eğitim, çalışma yaşamında bu paylaşılma zorunluluğunun gereği olarak ortak bir yaşam kurulmuştu, kapıların kapatılması ile onbinlerce insan mağdur oldu. Alınan önlemlerin hafifletilmesi ile iki tarafta yaşam bir rutine dönerken diğer tarafa ulaşamadıklarından dolayı hastalar hastanelerine, öğrenciler okullarına, emekçiler işlerine ulaşamadılar, geçişler olmadığı için esnaf ciddi gelir kaybına uğradı, kapılar gındırık olmasının bile hayatımı nasıl dönüştürebildiğini görüp, kısıtlamasız, kimlik göstermeksizin serbest dolaşım özgürlüğünün sağlanması, çözüme giden sürecinin önemli bir aracına dönüşebileceğini gördük, bu konuda “normalleşmeden” öğrendiğimiz ile ileriye doğru gidebilmemiz gerekir. Elbette diğer yön ise adaya girişlerdir de, bunun da kontrol altına alınması gerektiğinin ne kadar önemli olduğunu da bir kez daha öğrendik…

Bu nedenle Covid-19 bize bazı şeylerin mesajını verdi, eğer bunlardan öğrenebilirsek, geleceğe daha umutla bakacağız ama “normalleşip” bir önceki duruma geri dönersek işimiz gelecek için gerçekten zorlaşacaktır…

Diğer yazıları

Çözüme neden acil ihtiyacımız var? – Murat Kanatlı

Lefkoşa’da ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde 16 Kasım 2024’te yapılan 6....

Rock Ruby kararı aslında ne? – Murat Kanatlı

Mal Tanzim Komisyonunu şey etmiş diyor Dışişleri ve onu...

50 yılda Kıbrıs’ta ne oldu? – Murat Kanatlı

Yazının kısaltılmış versiyonu 20 Temmuz 2024 tarihinde Birgün Gazetesinde...

Türkiye’nin istirdat (irredentist) sürecinde nüfus mühendisliği – Murat Kanatlı

Üstüne çok konuşulan kısım ile başlayalım, 1949 yılında yürürlüğe...

“Masum”(!) Pile yolu tarihi – Murat Kanatlı

Uzunca bir zamandır Pile yolu üzerine haber, açıklama şeklinde...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli! – Gözde Bedeloğlu

AKP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalif seslere yönelik başlattığı “istenmeyen...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Canlı yayın