arşivUlus IrkadÜlkemiz umut vaat etmiyor mu? - Ulus Irkad

Ülkemiz umut vaat etmiyor mu? – Ulus Irkad

1963-64 olaylarında liderliğimiz bizlere de sormadan ama bizim adımıza Kıbrıs Cumhuriyeti’nden çıkmayı amaçladı. Olayları yatıştırma yerine liderliğimiz de ateşin üstüne benzin dökmeyi yeğledi. Yapılan planlara göre Kıbrıs Cumhuriyeti’nden ayrılacak,Türkiye sayesinde ayrı bir bölgeye sahip olacak, burada ayrı bir devlet oluşturacak ve tanınacaktık. Tanınmayı da bırakın, aslında Kıbrıslıtürk Liderliğinin esas amacı da bu devletçiği Türkiye’ye bağlamak için bir payanda olarak kullanmaktı. Konjoktür önemliydi. Makarios ise daha Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken Kıbrıslıtürklere verilen %30 hakkı çok görmüştü ve fırsatını bulup Kıbrıslıtürklere bu hakkı kısıtlayıp daha fazla Kıbrıslırumların dominant olacağı bir Cumhuriyet hedeflemiş,bizim liderlik, 1963-64 çarpışmalarını veya olaylarını behane edip Kıbrıs Cumhuriyeti’ni terkedecekti. Aslında Makarios bizim liderliği bir bakıma tuzağa da düşürmüştü. Onların yokluğunda anayasada, birkaç tüzük değişikliğiyle, Kıbrıslıtürkleri azınlık ilan etmenin en güzel fırsatını bulmuştu. Öyle de yaptı. Bizimkiler Cumhuriyeti terkederken, Makarios da daha sonraları bulduğu bir fırsatla Meclis içindeki Kıbrıslırum çoğunluğu vasitasıyla tüzük değişikliği yapıp, Kıbrıslıtürklerin yokluğunda onları azınlık ilan etti, Kıbrıs Temsilciler Meclisi’ni onlara kapattı. Olaylar sakinleştikten sonra meclise dönmeye çalışan Kıbrıslıtürk temsilcilere, bu tüzük değişiklikleri emare gösterilerek azınlık olacaklarını, bundan sonra anayasadan

kaynaklanan hakları olmayacağı Makarios tarafından bildirildi. Tabi bu Kıbrıslıtürk liderliği için bulunmaz bir hint kumaşıydı… Ama gelgelelim ki enklavlarda yaşamayı 1974 Yunan Cuntası darbesine kadar devam ettirdi.

1974 Yunan Cuntası Darbesi ve akabinde basamak basamak gelen hamlelerle Kıbrıs Cumhuriyeti’nden kopan Kıbrıslıtürk toplumu liderliği, ne acıdır ki 1983 sonrasında devlet ilan etmesine rağmen, daha da yalnızlaştı, daha da dünya kukukundan koptu, bir türlü tanınamadı ama dünyanın birçok karanlık işleri de Türk kontrolü sağlanan bu alan içinde oldu. 45 yıl içinde bu ülkede dünyanın da tepkisini çekecek olaylar meydana geldi. Dünya hukukunun Kabul etmediği birçok karanlık işler bu kontrollü alan içinde yaşandı. Demokrasi ancak TC’li yöneticilerin izin verdiği sınırlara kadar uygulandı. TC’yi eletirmeye kalkan gayrı resmi ideolojiye sahip demokrat aydınlar,statükoyu eleştirdiler mi, karşılarında insan hakları, demokrasi, adalet ve birçok normlardan mahrum, tanınmamış bir devleti buldular. 1983 yılında büyük vaatlerle ilan edilen devlet, yavaş yavaş Türkiye’ye bağlanmaya, halkı ise umutsuzluk ve göç paranoyası içinde kıvranmaya başladı. Bu bölgede seçimlerin de, 1974 yılından beri devam etmekte olan Türkiye’den nüfus kaydırmadan dolayı pek de bir önemi kalmadı. Bu ülkenin herşeyi maalesef mevcut gayri hukuki ve anti demokratik yapısından dolayı anlamsızlaştırıldı.

1963 yılından sonra kemikleşmeye başlayan ve de 1974 sonrası daha da kemikleşen gayrı hukuki, hayrı insani ve de anti- demokratik bu yapı, maalesef artık görüşmelerde de girilen çıkmazla daha da sağlamlaştı. Bu

ülkedeki yanlış uygulamalardan ve de umursamazlıklardan ötürü Doğa ve çevre onulmaz yaralar aldı.

1974 sonrasında belli hukuki sisteme bağlanmamış toprak ve tapu dağıtımı da maalesef fireler verdi.

Andlaşmanın olmaması Kuzey’deki yapıyı devam ettiriyor ama maalesef bozulmayı ve çürümeyi daha da artırıyor. Gün be gün Türkiye, dünya hukukundan soyutlanıp diğer ülkelerle anlaşmazlığa düşerken, Kuzey Kıbrıs da payını olumsuz olarak daha fazla sosyal bozukluklar,siyasal ve ekonomik olarak almakta.

Çözüm: Çözüm bir an önce rasyonal, dünya hukuku ve insan hakları çerçevesinde Kıbrıs’ta yaşayan her iki toplumu da tatmin edici bir çözüm olmalı. Bunun adı ne isterse olsun bir an önce bir çözüm… Kıbrıslıtürk toplumunu ve de gelecekte tüm Kıbrıs’ta yaşayan toplumları kurtaracak en önemli faktör çözümdür.  Bunun dışında her türlü alternatifin artık ne ülkeye ne de burada yaşayan insanlara olumlu bir yanı yok…

Diğer yazıları

Tartışmanın ortasında federalizm ve üniterizm – Ulus Irkad

Bizim tanınmamış ve pek de tanınacağa benzemeyen “KKTC”de ,...

Tarihle hesaplaşmamız – Ulus Irkad

Osmanlı adayı İngilizlere kiraya verirken aslında tüm mallarını ve...

Ekonomi de Kıbrıs sorunu da kötüye giderken- Ulus Irkad

Kıbrıs Sorunu Türkiye’nin tekelinde kötüye giderken son zamanlarda artık...

Evrensel hukuk yoksa kaybettiniz demektir – Ulus Irkad

Haftalardır tüm konular dönüp dolanıyor ve Türkiye’de artık devletin...

Sağ milliyetçi politikacılar harakiri mi yapıyor? – Ulus Irkad

Şimdi öncelikle son 70 yılda Kıbrıs görüşmelerinin geldiği en...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli! – Gözde Bedeloğlu

AKP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalif seslere yönelik başlattığı “istenmeyen...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Canlı yayın