arşivUlus IrkadBildiğim mal- mülk konuları - Ulus Irkad

Bildiğim mal- mülk konuları – Ulus Irkad

ulusKıbrıs görüşmeleri gündeme düşer düşmez, bizim Kuzey’den bayağı yüksek sesler çıkmaya başladı. Söylenilen, eğer Kıbrıslırumlar mal ve mülklerini alacaklarsa, KKTC’nin çok zor duruma düşeceği, hatta insanlarının göçedeceğiydi. Bu şekilde bağıranlar, bu olayı mahvolma noktası olarak görmekteydiler. Şimdi ben bu iddiaları pek samimi görmüyorum. Kim göçedecek? Bunu söyleyenler 1974 sonrasında, 1990’lara kadar, Kuzey’deki haksızlıklardan sonra bayağı fazla sayıda Kıbrıslıtürk’ün bu ülkeden,topraklarından kopartılarak göçettirildiğini görmezlikten geliyorlar. Aslında açıkça söyleyeyim, işte bu rejim taraftarı ve ülkenin nemalanmasından faydalananların sebep olduğu durumlardan ötürü, bu insanlar, bu ülkeden kopup gitmişlerdir. Hele hele  onu bırakın, eşdeğerini alamayıp da ecelin yatağında  yakaladığı birçok insan da, yapılan bu haksızlıklarla hayata gözlerini kapamıştır. Peki 1974 sonrası, gerek siyasi, gerek ekonomik nedenlerden ötürü, dış ülkelere göçeden epey Kıbrıslıtürk insanının adadan göçetmesi niye bu kadar ciddi görülmemekteydi de, şimdi, Kıbrıslırumlara 1974 yılında bıraktıkları malları verildiğinde göç edilecekti? Pek haksız yere 1974 yılında, onca mala konan kişi,  Güney’de belki de hiç malı olmayan bunca kişi, niye hakçı ve hukuk taraftarıysalardı, niye haksızlığa uğrayan insanlarımız için mücadele etmemişler ve onların mallarını alarak göçetmememeleri için mücadele etmemişlerdi? Çünkü bu devranın ve haksızlıkların devamı için, bu düzenin bu şekilde devam etmesi gerekiyordu da onun için. Şimdi 1974 sonrası bunca elde ettikleri haksız mallar ellerinden çıkacak diye ses yükseltmenin anlamı neydi? Bu insanlar gerçekten yurtsever ve milliyetçiyseler, niye 1974 yılında yapılan haksızlıklara karşı ses yükseltmemişlerdi? Belli ki, işin içinde bencillik vardı. Tabi ki dıştan yönetenlerin siyasal yönlendirmeleri yanında, burada yaratılmak istenen statükonun böyle olması gerekiyordu. İkinci bir olayı daha düşünmemiz gerekiyor. Şu anda söylendiğine göre yaklaşık 55 milyar puana karşılık, Güney göçmeni insanlara eşdeğer mal verilmemiş. Yani 1974 sonrasında eşdeğer verilecek denilerek, eşdeğeri olanlara karşı maalesef büyük bir haksızlık yapılarak,  demek ki Güney’de bıraktıkları malları kendilerine verilmemişti.Uluslararası hukuk konularında benim burada yazdıklarımın da geçersiz olduğu bir gerçek, ama ben Güney’de uygulanan “Emergency Doctrin” çerçevesinde göçmenlere terkedilen malların verilmesi hukuksal konusu üzerinde konuşmaktayım. Mevcut 55 milyar puan, haksızlıkla mal alanların ellerinde eşdeğer bile olmadığını göstermekteydi ve bu kişiler karşılıksız olarak elde ettikleri bu malları ellerinden çıkarmak istemiyorlardı. Peki eğer Kuzey Kıbrıs’taki yönetim, bu 55 milyarın karşılığını vermiş olsaydı, bu elit kesim şu andaki kötü duruma düşer  miydi? Bence düşmezdi. Bir de 1974 sonrası Kıbrıslırum mallarına koçan verilmesi de büyük bir yanlışlıktı ve AİHM’ye başvuran Kıbrıslırumlar bu yüzden daha fazla şikayet kaynağı elde etmişlerdi. Yani koçan verilmese ve bu mallar alınıp satılmasa, bugün yine bu kötü durumlar yaşanmayacaktı. Bunca ekonomik sorunlara karşılık ne Kuzey Kıbrıs ne de Türkiye Devleti tazminat verme yükümlülüğü ile karşılaşmazdı.

Şimdi gelelim biraz daha ama bizi de etklileyen konulara. Pek tabi ki, 1974 sonrası Tarım İşgücü altında Türkiye’den getirilip sonunda kendilerine koçan verilen Türkiyeli nüfus da, maalesef bugün bu keşmekeş içinde yer aldı. Ama belli ki bu durum da eninde sonunda Türkiye açısından büyük bir sorun olarak İnsan Hakları bakımından ortaya çıkacaktır ve varolan emsallerle, Uluslararası Hukuk normları burada da işletilecektir. Bilindiği gibi Stalin ve SSCB, 1945’te Almanya’nın işgal ettiği yerlere kendisi ,örneğin, Estonya, Latvia ve Litvanya gibi ülkelere, Rus nüfus taşıdı. Oralarda,bizde yaşanılanların, tümüyle benzemese bile, aynısı oralarda da yaşandı. Yerli halkla getirilen nüfus arasında maalesef hiçbir zaman uygun temaslar yaşanmadı. Hep bir soğukluk yaşandı ve bu yerli  halkların hilafına, nüfusları fazla olduğu için Ruslar, hep dominant oldular. 1989 yılından sonra SSCB çökünce ve bu ülkeler de bağımsızlıklarını kazanınca, Rus nüfus kendini boşlukta hissetti çünkü onları buraya getiren yönetim çökmüş, Rusya da bu nüfusla pek ilgilenemez duruma gelmişti. Bu ülkeler hemen  AB üyesi olunca da, Rus nüfus,  herhangi legal bir temeli olmadığından, sorunlar yaşamaya başladı. AB, Rus nüfusa,  AB vatandaşlığı verme taraftarıydı ama yerli nüfuslar bunu kabul etmediler ve Rus nüfusun kaderi pek belirginleşmedi. Sorunların ılımlılaşmasına rağmen, gene devam etmektedir. Bugün Almanya ve Polonya arasında da sorunlar var. Hem de bize benzer toprak sorunları… Almanya, kendi sınırları içindeki Polonya toprakları için tazminat vermeyi kabul etmiyordu. Bildiğim kadarıyla halen bu sorunlar devam etmektedir. İşte bu konular aslında Kıbrıs için de emsal konusu olacak. Bizim resmi görüşçüler, 41 yıl, bir malı kullanan insanların da hak sahibi olduğunu iddia ediyorlar. Öyle mi? olur mu? Bunu kesin olarak bugünkü bilgilerle yanıtlayamayız ama Tazmin Komisyonuna  başvuran Kıbrıslırumlar için tazminatların verilmesinden de bunun doğru olmadığını bilmekteyiz. Bu arada 1955 yılında, İstanbul’u bırakıp göçeden İstanbul’lu Rumlara son zamanlarda gerek adalarda gerekse İstanbul’da mallarının geri verilmesi de aslında bu konunun iddia edildiği gibi olmadığını göstermektedir.

AB içindeki uygulamalar aslında bizim için de bir emsal teşkil edecektir. Ama bizdeki resmi görüşün pek de haklı olmadığı zaman zaman isbat edilmektedir. AİHM’deki kararlar ile Baltık ülkeleri ve benzer toprak sorunlarında verilecek olan kararlar, bizim ve Türkiye için de belirleyici olacaktır. Türkiye’nin  kontrolünde bir alt birim olarak sayılan KKTC, aslında iddia edildiği gibi huklukla idare edilmiyor ve birçok sorunları bulunmaktadır.

Aslında toprak sorunu çözülmezse Kıbrıs sorunu da çözülmeyecek. Görülen de bu.

Diğer yazıları

Tartışmanın ortasında federalizm ve üniterizm – Ulus Irkad

Bizim tanınmamış ve pek de tanınacağa benzemeyen “KKTC”de ,...

Tarihle hesaplaşmamız – Ulus Irkad

Osmanlı adayı İngilizlere kiraya verirken aslında tüm mallarını ve...

Ekonomi de Kıbrıs sorunu da kötüye giderken- Ulus Irkad

Kıbrıs Sorunu Türkiye’nin tekelinde kötüye giderken son zamanlarda artık...

Evrensel hukuk yoksa kaybettiniz demektir – Ulus Irkad

Haftalardır tüm konular dönüp dolanıyor ve Türkiye’de artık devletin...

Sağ milliyetçi politikacılar harakiri mi yapıyor? – Ulus Irkad

Şimdi öncelikle son 70 yılda Kıbrıs görüşmelerinin geldiği en...
4,431BeğenenlerBeğen
1,512TakipçilerTakip Et
3,964TakipçilerTakip Et
831AboneAbone Ol

Son eklenenler

Macaristan, Polonya deneyimlerinden izler – Özkan Yıkıcı

Macaristan’da son seçim sonrası yankılar sürmeye, kuşkularla sevinçlerin harmanlanıp...

İngiliz İmparatorluğu’nun geri dönüşü? – Zafer Yörük

Kral Charles III, Washington ziyaretini neredeyse hasarsız tamamlamayı başardı....

Çocuklara yönelik acımasızlık – Serdar M. Değirmencioğlu

İnsanları insanlıktan çıkarmak öyle kolay değil. Birçok insanı toplu...

Arap Yarımadası’ndaki Siyon düşü – Fehim Taştekin

Kökeni İngiliz himayesine dayanan bir emirlikler ittifakının (Emirât el-Muttahide...

‘Milli iktisat’ niye tutmadı? – Cihan Tuğal

Aşırı sağın Macaristan’daki hezimeti, çoğunlukla siyasi bir çerçevede tartışıldı....

Birleşik Krallık’taki yerel belediye seçimleri – Özkan Yıkıcı

İngiltere, rolü ve etkisiyle dünyada yeri olan bir devlettir....

Anti-Faşist Zafer Günü – Erkan Çavuş

Bundan tam 81 yıl önce faşizm yılanının başı Kızıl...

Canlı yayın