arşivAli SarıtepeGiydirilmiş din ve dinsel anlamalarda kırılmalar - Ali Sarıtepe

Giydirilmiş din ve dinsel anlamalarda kırılmalar – Ali Sarıtepe

Din, devlet yapılanmasını elinde tutan sınıfların ya da sınıflar ittifakının; toplumu, ekonomik-sosyal ve siyasal olarak yönetmek için psikolojik edinmeler yükleyerek iktidar devam ettirme aracıdır.

Din, muhalif noktadaki sınıf veya sınıfların kendi siyasal amaçlarına ulaşmak için, topluma politikleştirilmiş olarak sunulan araçtır.

İktidar veya iktidar olma taleplerinde; topluma nufüs etme, pekiştirme noktasında önemli bir kavram, aygıttır.

İktidar (sınıf ya da sınıflar ittifakı) dini bu şekilde kendi geleceği için kendisine payanda olarak kullanırken; dini örgütlenmeler, din odakları da, iktidar olmanın yaratmış olduğu imkanlardan dolayı iktidardan yana olmak ya da iktidara gelecek muhalefete rengini vermek durumundadır.

Bu anlatımların ortak özelliği, dinin, ilk halinden sonraki zamanlardır.

Düşüncelerin, fikirlerin ortaya çıkmasının başlangıç halinin azınlık hallerinde olması dolayısıyla; bu hallerinde demokratik, anlamacı, anlatımcı karakter onlarda egemen haldedir. Ondan önceki düşünceler, iktidar oldukları ya da iktidardan pay aldıkları için, yeni; kendinin söylemini bunun olumsuzlukları üzerine kurar ve yeni söylemi bu şekilde şekillendirilir.

İktidar olma veya iktidar olmaya pay almaya başladığı andan itibaren düşünme ve inanmada da kirlenme başlar. Kirlenme, o vücutta ki çoğalmaya paralel olarak üzerinde çoğalan katmanlar şeklinde gelir. Ve bu da; inanmaya giydirilmiş kirlilik urbaları olarak, kış mevsiminde giyinen insan misali kat kat hale varmış olur.

Bu saatte inanmışlık, ilk halinin özellikleriyle görünür halde olamaz, giydirilmiş yeni hali onun yeni yürüme hali olur.

İnanmalar kendinde bütünlük haline geldiği oranda, kendisini kurallar manzumesi ile donatmaya başlar. Onda ortaya çıkan bölüntüler o kurallar manzumesini yorumlara tabi tutarak çıkarma ve katmalarla kendisini yeni hal olarak anlatırken, kendisi de iktidarla tanışmasına orantılı olarak kendini katılaştırır ve üzerindeki giysileri çoğaltır.

İnanmaların katılaşması kendisine müritler yaratırken, ortaya çıkan bu müritler toplamı da uç örgütlenmesini ortaya çıkarır.

İnanmaların metafizik karakteri olan iman etme ile inanma olgusu en toplam haline varmış olur.

İnanç akımlarının bu yürüyüşleri toplumun ihtiyaçlarına cevap veremez hale geldiğinde, inanç akımı kendi içinde tartışılmaya başlar. Tartışmaya açan hal ya da tartışma akımı, inkarcı olarak adlandırılsa bile toplumda bulduğu karşılığı oranında kendine meşruiyet sağlar.

Bu baptan baktığımız zaman:

Cumhuriyetin kuruluşunda ikinci ayak olan Müslümanlık, devletin oluşturmuş olduğu dini kurumlar aracılığı ile toplumda iktidar aracı olarak payandalandırılırken, payanda da iktidar olmanın külliyatından sonuna kadar faydalanmıştır.

Anadolu topraklarında ana akım olan inançlar toplumlarıyla birlikte tasfiye edilirken, toplum bilincinde de ötekileştirilmişlerdir.

Hükümran edilen/kalan ana akım; kendi bölüntüleri içerisinde iktidarın ittifakına/himayesine mazhar olan kesimin egemen edilmesiyle diğer bölüntü/bölüntüler ötekileştirilmiştir.

Ötekileştirilen bölüntü; iktidar merkezinden ve iktidar payandalarından sürekli baskılar görerek kırılmalara götürülmüşlerdir.

Her ne kadar, iktidar payandası olsa da; devletin anlatma tekelinde olan bölüntü kendisinden olan odak dirençleriyle toplumda kabul gören bir hal içinde olmamıştır.

Bugün, iktidara siyasallaştırılarak gelen İslami bölüntü; toplumsal hallerin ve düzenlemelerin değişmesiyle birlikte egemen olma haline kendisini koyarak, inanmanın çok katmanlı giysi halini her fırsatta topluma dayatma durumuna gelmiştir.

“Mağdur” ken ki muhalif olma halinin kendisine getirmiş olduğu yeni dil, egemen olma sürecinin ayak bağı konumuna gelmişti.

Ve bugün yaşanan uygulamaların ortaya çıkardığı tartışmalar, inanca giydirilen giysilerin taşınamaz kadar kokuyor olmasının, ağır olmasının getirdiği sonuçlardır.

Toplumun üzerinde katmerleşen, katmerleştirilen inanma hali, topluma ayak bağı edilmiş halde uzun süre daha duramaz.

Sancılanmaları bundandır.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
824AboneAbone Ol

Son eklenenler

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Dünya Siyasetinin Deneme Alanı – Şener Elcil

Dünya siyaseti ekonomi üzerine kurulmuş olup, tüm siyasi sistemler,...

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor – Fikret Başkaya

‘Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı...

Canlı yayın