yaklaşımlarRasıh KeskinerUMUDA YOLCULUK – Rasıh Keskiner

UMUDA YOLCULUK – Rasıh Keskiner

Haftaya yolculuk var,

Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmak amacıyla sürdürülen süreçte yolculuk var,

Yolculuk nereye, New York’a,

Kıbrısta, 5 dakikalık mesafedeki Ledra Palas yetmedi,

Şu anda görüştükleri 10 dakikalık yer de yetmedi,

Dar geldi bu yakın yerler,

Avrupa’nın bir kenti de yetmedi kendilerine,

Ta New York’a yol göründü,

New York’ta da bir ada uygun bulunmuş bu işler için: greentree

Neyse bir sonuç alınacaksa sorun yok, isterlerse daha uzaklara da gidebilirler,

Tabii bunu neden yapıyorlar acaba?

Kıbrıstan uzaklaştıkça kafalarının içindekiler unutulsun mu, yoksa biraz olsun azalsın mı?

Bu görüşmeleri sürdürenler beyinlerinin içindekileri değiştirmedikten sonra ne kadar uzağa gitseler de, yani o anlayışı sürdürdükten sonra birşey beklenebilir mi?

Tabii ki iş bunlara kalsa daha yıllarca görüşürler,

Niyetleri yok çünkü, niyetleri olsa bu konuda toplumlarını hazırlarlardı en azından,

Görüşmeleri sürdürenlerin niyetleri olmadığı aşikar da, bölgeden yararları olanların ne düşündükleridir sözkonusu olan,

Zamanı geldiyse, bir şekilde bir andlaşma için zorlayacaklar,

Akdenizde durum bunu gerektiriyorsa bu sorunu bir kazığa bağlamak isteyecekler,

Bu bakımdan taraflara baskı yapacaklar,

İşte tam bu açıdan az da olsa bir umut vardır,

Umut az da olsa her zaman için vardır,

Birkaç haftada çözülebilecek noktaya gelen bir soruna yarım asırdır çözüm bulunamaması her geçen yıl sorunu daha da kalıcılaştırıyor,

Taraflardan biri, Kıbrıs Türk toplumu giderek yok olmaktadır,

Taraflardan diğeri acaba Kıbrıslı Türklerin tamamen yok olmasını mı beklemektedir,

İşin bir yanı bu, ancak işin bir diğer yanı daha vardır ki çözümü zorlaştırmaktadır,

O da işgal sonrası yaratılan durumdan etkilenenlerin sorunlarının nasıl çözümleneceği,

Zorla topraklarından sökülüp uzaklaştırılan 200 bin insanın durumu,

Rum mallarının yağmalanmasının durumu,

Türkiyeden transfer edilen nüfusun durumu,

Ve elbette en önemlisi, herşeyi ile adanın yarısında kendi egemenliğini kuran TC’nin durumu,

Rumlar, kurulacak herhangi bir ortak hükümette yer alacak Türk temsilcilerin, Kıbrıslılardan çok Türkiyenin temsilcileri olacağını bilmektedirler,

Bütün bu ve benzeri durumlar Kıbrıs’ta bir çözümün önündeki engellerdir,

Tabii ki Rum yönetiminin de dış baskılar olmadan bu işe razı olması beklenmiyor,

Niyetleri olsa toplumlararası güvenin artması için birşeyler yaparlardı,

Türk tarafındaki fanatiklerin elindeki propagandayı kırarlar, birlikte yaşama için ortam hazırlarlardı,

Bu yönde adım atmadıkları gibi, kendi bölgelerinde fanatizmin artmasına sessiz kalmaktadırlar,

Çözümsüzlüğü besleyen faktörlerin başında her iki toplumda da fanatizmin artmasıdır,

Yıllarca konu üzerinde uğraşanlar olmuştur, ancak toplumların kendi aralarındaki güveni artırmak için pratik önlemler alınmadı, alınmamaktadır,

Herhangi bir andlaşma güven üzerine kurulur,

Güven olmazsa sağlıklı bir yapının oluşması mümkün değildir,

İnsanlar barışmaya, birlikte iş yapmaya, birlikte yaşamaya hazırdır,

Ancak iki tarafın siyasi aktörleri bu yönde hiçbir girişim yapmamaktadırlar,

Buna rağmen Kıbrıs insanı, herhangi bir andlaşma sonrası kısa sürede kendi arasında bu yakınlaşmayı sağlayacak durumdadır,

Geçmişte gördük. En zor günlerde dahi insanların nasıl ağlayarak birbirlerine sarıldıklarını, hasret giderdiklerini gördük,

Bu bakımdan insanların siyasi yönetimlerin baskılarına rağmen birlikte yaşam köprüsünü kurabileceklerine inanıyorum,

Bu bakımdan, herşeye rağmen New York buluşmasında az da olsa umut bekleyelim,

Bu güne kadar ne konuştular, ne konuşmadılar,

Bu güne kadar nelerde görüş birliğine vardılar, nelerde varamadılar,

Net olarak bilmiyoruz, ancak şurası aşikardır ki, her konu üzerinde yeterli görüşme olmuştur,

Bazı hususları Hristofyas’tan öğrendik, Eroğlu’ndan net bir şey yok,

Taraflar uzlaşmazlığı birbirlerine atmaya çalışmaktadırlar hala,

Olsun! Bu tutumlarını BM gözlemcileri de anlamıştır,

Umuda yolculuk’ta umut az da olsa vardır,

Bir başarısızlıkta artık BM bu işi bırakır mı diye sorarsanız hiç sanmam,

Çünkü Kıbrıs sorunu nedeni ile bu işten yararlanan kişi ve kurumlar vardır,

Bu nedenle BM görevini sürdürür.

Diğer yazıları

Nereye doğru gidiliyor? – Rasıh Keskiner

Uzun bir süreden beri özellikle sol çevreler sürekli Kıbrıs’ın...

Araplaştırma projesi – Rasıh Keskiner

Hep gündemde olan ve defalarca gündeme getirdiğimiz istirdat projesi...

Rejime teslim olmayanlar yaşıyor – Rasıh Keskiner

Doğal olarak her canlı doğar, yaşar veya yaşadığını sanır...

Ömür biter bu sevda bitmez! – Rasıh Keskiner

Bütün dünyayı bütün insanlığı tehdit eden, evlere kapatan yüzbinlerce...

Coronadan önce Coronadan sonra ve kktc – Rasıh Keskiner

Coronadan önce bazıları için ne güzeldi dünya.. Ne güzeldi...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli! – Gözde Bedeloğlu

AKP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalif seslere yönelik başlattığı “istenmeyen...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Canlı yayın