17 Şubat 2026, Salı
18.8 C
Lefkoşa
arşivAli Sarıtepe28 OCAK KRİTİĞİ - ALİ SARITEPE

28 OCAK KRİTİĞİ – ALİ SARITEPE

Yakın dönem Kıbrıs parçasının önemli günlerindendi 28 Ocak. Uzun bir aradan sonra, parça yaşayanlarının taleplerini eyleme döktükleri, haykırdıkları gündü.

Ölü toprağının uzun süreğenliğinden, baharın müjdecisi gibi filiz veren misaliydi 28 Ocak. Bu bakımdan önemsenmesi gereken ve toplum tarihine kendini not ettiren gündü.

Sendikal platformun ön almasıyla, siyasi partilerin ve derneklerinde güçlerini en üst noktada katmaya çalıştıkları ve kattıkları “Varoluş Mitingi” bugün kendisini tartıştıran bir noktada bizi, kendisini anlamaya,öğrenmeye ve yön bakmaya çağırmaktadır.

Her ne kadar ekonomik talep anlatımlı bir miting olsa da, bunun siyasetten uzaklaştırılamayacak karakteri kendisini her halükarda ifade etmiştir. Dolayısıyla da, en az ekonomik dil kadar da siyasal dil karakterlidir.

Siyasal dil karakterinin olması; onun ortak payda yarattığı anlamına gelmemesi de, aynı zamanda onun zaafı ve hayatın daha sonraki süreçlerinde yol arkadaşlarının yol çatılarına çok erken varacağı anlatımıdır da.

Kimi diller, ekonomi pratiğine tekabül eden sorunları İrsen Küçük hükümetine ihale ederek konunun çözüleceği konumundayken ve burada da çözümün kendilerinin gelmesiyle, hükümet olmasıyla son bulacağı anlatım içerisinde dururken; kimi anlayışlar ve anlatımlarda sorunların çözümünün alternatif paketleri “Umut Paketleri” ile hal yoluna koyulabileceği noktasındadırlar.

Somuta şekillendirdikleri paketlerini hem Erdoğan hükümetine ve hem de Küçük hükümetine sunmaktadırlar.

Kıbrıs parçası işgal tarihinden bu yana devamlı olarak hergün ama hergün görülmüştür ki, hangi sorun olursa olsan, soruna getirilecek yaklaşım ya da çözüm; işgal gereklerine uyum sağlamadığı müddetçe çözüm olması şansını bir tarafa bırakalım, gündeme bile alınmamaktadır.

Dolayısıyla da “Varoluş Mitingi” adına uygun anlatım gerekçeleri ile ifade edilmeliydi.

Bu nokta da, miting içerisinde örgütlü öznelerden bazıları konunun siyasal gerçeklerine denk düşen askeri ve demografik işgalin var olan sorunların ana kaynağı olduğu, bu tarzda yaşama müdahale edilmediği müddetçe, sorunların çözülmeyeceği gerçeğini ifade eden afiş ve pankartları ile durumu gerçek noktasından deşifre etme çabalarındaydılar.

Parça siyasetinde; kimi anlayış örgütlenmelerini bir kenara bırakacak olursak, kalanların tamamının çeşitli dönemlerde ve çeşitli biçimlerde hükümet oldukları gerçeği hayatın inkar edilmezidir. Tam da bu noktada, sanki yeni bir şeyler söylüyorlarmış gibi kendilerini yeniden yeniden ısıtıp toplumsal kabule sunmaları sadece ironi olmaktadır.

Sendikalar; karakterlerinin olmazsa olmazı olması gereken ekonomik-politik-ideolojik  üçlemenin geçmişte olduğu gibi 28 Ocak’ta da karşılarına çıktıklarına şahit oldular.

Sendikalar, üçlü mücadele karakterinde olması gerekirken kimi dönemlerde politik tavırları ile siyasal tespit ve tavır almaları kaçınılmaz olmaktadır. Hele ki, yaşadığı alanın ana aksı işgal gerçeği ise bu durumda sendikalar mecburen politik tutum alışlarını gerçekleştirmek durumunda kalırlar.

Dolayısıyla, “28 Ocak Varoluş Mitingi” iki ana başlık ortaya çıkarmış bulunmaktadır.

Şu ana kadar olduğu gibi, bundan sonra da; ada parçasında var olan, olacak olan sorunları kendi dar alanında olarak görüp, topluma yanılsamalar yaratıp baş çelişki saklanmaya devam edilecektir. Ve bunun devamı olarak hiçbir sorun çözüm şansına ulaşamayacaktır.

Ya da:

Sorunun ana kaynağının parçada ki askeri ve demografik işgal olduğu ve bunun devamı olarak kültürel yok edilişin, ekonomik yoklaşmanın ortadan kaldırılması programatiği ve pratiğini kendine ana hedef edip, kendini konumlandırması gerçekliğinin ete-kemiğe büründürülmesidir.

Unutulmamalıdır ki; baş çelişki kendisine uygun çözümlemeler ve pratikler geliştirilmediği müddetçe, kendi karakterine uygun sorunların üretilmesine kaynaklık etme huyundan asla vazgeçmeyecektir.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,994TakipçilerTakip Et
774AboneAbone Ol

Son eklenenler

Sömürgecilig Goşullarında EKTAM Direnişi – Halil Karapaşaoğlu

6 Şubad 2026 tarihinde DEV-İŞ’e bavlı EMEK-İŞ, EKTAM KIBRIS...

Bir Veda Konuşması ve Sanata Dair Bazı Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

Kilisede takım elbisesiyle tabut içinde yatan adamın yanı başında...

Onlarca ifade, yüzlerce isim, milyonlarca belge, sıfır dava – Aras Coşkuntuncel

Temsilciler Meclisi Üyesi Jerry Nadler: Epstein’ın suç ortaklarından kaçını suçladınız?...

Başkanın tüm tarafları – Fehim Taştekin

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) kontrolündeki stratejik manivela araçlarının neredeyse...

Tek seçenek reddetmek – Serdar M. Değirmencioğlu

Militarizmin, acımasızlığın ve utanmazlığın her gün ısrarla bütün dünyaya...

Laikliği sahiplenmek sınıfsaldır – Korkut Boratav

Sosyalist sol düşün üzerinde sahibi olduğu ağırlığı, küçük parlamento...

Çöp meselesi: Bir sınıf ve mekân rejimi – Ecehan Balta

Şehirlerin bir alışkanlığı var: Kirliliği görünmez kılmak. Çöp poşeti...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...

Canlı yayın