8 Aralık 2025, Pazartesi
14.8 C
Lefkoşa
arşivhaberDÜNYA’NIN DERDİ BENİ GERDİ - Salih Batak

DÜNYA’NIN DERDİ BENİ GERDİ – Salih Batak

Tıpkı hapishanedeki mahkûmların havalandırma süresi bittikten sonra koğuşlarına çekildikleri gibi, bizde güneşin karanlığa hapsolması ile birlikte koğuşumuza kapatıyoruz kendimizi.

Ardından bu ince davranışımızdan dolayı kendimizi ödüllendirmek de gerek ya: Büyük bir zevkle televizyon ya da herhangi bir medya aracından güncel haberleri takip ediyoruz.

Karşılaşacağımız ‘haber’ler;

Suikastlar…

Savaşlar…

Katliamlar…

Hırsızlıklar…

Tecavüzlerden başka ne olabilir ki…

Keyifle oturduğumuz koltukta, yukarıda ‘haber’ diye nitelendirdiğimiz insanlığın yüz karası olayları izlerken, dünyayı daha yaşanabilir bir yer haline getirebilmenin hayallerini kurma nezaketinde bulunduğumuz bile olmuştur elbet…

Örneğin;

Herkesin keyifle oturduğu koltuğunda, Irak’ta, Filistin’de veya Afrika’da daha çok çocuğun açlıktan ya da mermilerden dolayı ölmemesi için bir hayırdua okumuşluğu olmuştur elbet.

Ya da Nükleer silahlanmaya, insan’ın insan tarafından sömürülmesine karşı ya da halkların kardeşliği/özgürlüğü için mücadele eden ‘vatan hain’lerine beddualar okumuşluğumuz da kesinlikle olmuştur…

***

Bulunduğumuz çağ, öyle bir çağ ki; Uygun adım nedir bilmeden ilerleyen teknoloji sayesinde, HD (High Definition) ekranlarda tüm masumiyetiyle Afrika’da açlıktan/hastalıktan ölen cansız bebek cesetlerini 3 Boyutlu teknoloji harikası cihazlarla evlerimizde izleme fırsatı buluyoruz…

Tabii pembe dizilerden ve futbol maçlarından fırsat bulursak elbet…

***

Sevgililer Günü, Doğum Günü, Evlilik Yıldönümü, Atatürk’ü Anma Günü, Şehitleri Anma Günü gibi saçma sapan anlamsız günlere harcadığımız paraları, yoksul insanlarla paylaşarak anlamlaştırsak olmaz mı?

Evet bence de olmaz…

Biz buğday tanesi kadar Kıbrıs’ı bile paylaşamıyorken, kalkmış bir de dünyadaki yoksul insanları düşünüyoruz…

İki toplumun barış içinde bir arada yaşayabilmesi için birlik ve dayanışma vaktini getiremedik bir türlü…

Çok mu zor geçmişi silmek?

Çok mu zor yıllarca beraber yaşayan insanların yine beraber yaşaması?

Sizce de yeterince kan ve gözyaşı akıtılmadı mı?

Barış ve kardeşlik için bu uğurda can veren o güzel insanların ruhunu rahata kavuşturma günü gelmedi mi hala?

Neden hep birbirimizi suçluyoruz?

Zamanında bizde öldürmedik mi?

Onlarda bizim gibi anneleri-babaları-kardeşleri için gözyaşı dökmedi mi?

Eğer halen daha beynimizdeki barikatları yıkamamışsak beraber yaşayabilmek için, söylendiği gibi hiç de “iyi huylu,  sıcakkanlı insanlar” değilmişiz…

Kendimizi avutmaktan başka bir şey değildir bu…

Halen daha tüm bu trajedileri başımıza ören “anavatan”lara şükran çekmeyi bir borç biliyorsak…

Ne denebilir ki başka?..

Geçenlerde çok sevdiğim bir abime “Kendi kendini yok eden tek onursuz halk biziz heralde” demiştim..

“Hayır” yalnız biz değiliz demişti…

O zaman bu gerçekle kendimizi avutarak, yanlışlıklar ve şansızlıklarla dolu bir tarih okumaya devam edelim…

Not: Bu yazıyı yazarken Türkiye’den ithal edilen, 9 senedir adını bilmediğim ‘biricik’ komşuma da teşekkürlerimi sunmak isterim,  sesi sonuna kadar açarak “arab müzik senfonisini” benimle paylaştığı için… Tamam elbette dinlesin de, kendi dinlesin be kardeşim!

Diğer yazıları

Umud’un yeri – Halil Paşa

Halil Paşa'nın Havadis Gazetesi eki Poli Dergisinde yayınlanan yazısı Dükkanın...

DAÜ BİR-SEN’den DAÜ çalışanlarına açık mektup

DAÜ BİR-SEN Eş Başkanları Buğu Sümen Cohar ve Kazım...

Yasa gücünde kararname çıkarma yetkisi ve sınırları – Mehmet Öner Ekinci

Hukukçu-ve Emekli Meclis Genel Sekreteri olan Mehmet Öner Ekinci’nin...

Seçici hafızalar – Omar Robert Hamilton (Mada Masr)

Ne Muhammed Mursi ne de Mısır ordusu taraftarıyım. Kendimi...

Siyasi Partiler Ledra Palace’ta görüştü

Bazı Kıbrıs Türk ve Rum siyasi partiler rutin toplantıları...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,003TakipçilerTakip Et
745AboneAbone Ol

Son eklenenler

Anımsayarak kelam gevezeliği – Özkan Yıkıcı

Her döneminde tekrarlardım: seçim sürecine girince, önceki tüm yaşananlar,...

Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adadaki “Eşit Kurucu Ortaklar” mı kurdu? – Niyazi Kızılyürek

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sui generis bir devlet olarak doğduğuna literatürde...

Stockholm… sendrom mu? balon mu? – Arif Mostarlı

Devlete sevdalı ‘normal’ – ve elbette işbirlikçi – bir...

Emperyalizmin modern silahı: Borçlandırma – Uğur Zengin

Zihnimizde dış borca dair iki çarpıcı bilgi var. Birincisi,...

Faşizm ve renkleri – Serdar M. Değirmencioğlu

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanına sadık özel bir polis gücüne...

Gıda krizi: Hem yetersiz hem sağlıksız! – Gözde Bedeloğlu

Bir karış bile olsa ekecek toprağı olan şanslı. Yeşil...

Bölgesel açılımlı roldeki Türkiye – Özkan Yıkıcı

Son günlerde hem açıklamalarla hem de davranşışlarla oldukça çalkantılı...

Canlı yayın