kızıl yeşilSamir Amin: Libya, Somali gibi dağılabilir

Samir Amin: Libya, Somali gibi dağılabilir

Libya ne Tunus ne de Mısır’dır. Kaddafi yanlısı iktidar grubu ve onlarla mücadele eden güçler, Tunuslu ve Mısırlı isyancı ve iktidar yanlılarıyla hiçbir şekilde benzeşmezler. Kaddafi hiçbir şey değildi, sadece düşüncelerinin boşluğu o meşhur “Yeşil Kitabı”nda yansıyan bir maskaradan ibaretti. Hâlâ geçmişte yaşayan bir topluma hükmeden Kaddafi, gerçeklikle çok az alakası olan ve birbirini takip eden “milliyetçi” ve “sosyalist” konuşmalar tezatına düşebilirdi, ve ertesi gün kendisini “liberal” ilan edebilirdi.

Liberalizm seçimin toplumsal hiçbir etkisi olmazmış gibi, “lütfen Batı” şiarıyla liberal bir atak yaptı. Ama bunun etkisi oldu ve Libyalılar’ın çoğunluğunun -alışılagelmiş şekilde- yaşam koşullarını kötüleştirdi. Yaygın olarak yeniden dağıtılabilir olan petrol kirası, Kaddafi’nin ailesinin de içinde olduğu imtiyazlı küçük grupların hedefi haline geldi. Bu koşullar daha sonra, ülkenin rejyonalistlerinin ve siyasal İslamcıların hemen avantaj sağladığı bilinen o patlamaya mahal verdi.

Libya gerçekten hiçbir zaman bir ulus olarak var olmadı. Arap Batısı’nı Arap Doğusu’ndan ayıran (Mağrip’ten Maşrık’a) bir coğrafi bölge konumunda. İkisi arasındaki sınır Libya’nın tam ortasından geçiyor. Sirenayka, Maşrıklı (Doğulu) olmadan önce tarihte Yunan ve Helenistik’ti. Trablusgarp, kendi payına, Romalıydı ve sonra Mağripli (Batılı) oldu. Bu sebeple, ülkede bölgecilik her zaman güçlü olmuştur.

Kimse Bingazi’deki Ulusal Geçiş Konseyi üyelerinin kim olduğunu tam olarak bilmiyor. Aralarında demokratlar olabilir, fakat kesinlikle, bölgecilerin yanı sıra, türlerinin en kötüleri olan İslamcılar da mevcutlar. Konsey Başkanı, Bulgar hemşireleri ölüme mahkûm edip Kaddafi tarafından ödüllendirilerek Adalet Bakanlığı’na getirilen (2007’den Şubat 2011’e kadar) yargıç Muhammed Abdulcelil. Bu nedenle Bulgaristan Başbakanı Boikov, konseyi tanımayı reddetti, fakat görüşüne Avrupa Birliği ve ABD tarafından destek verilmedi.

Başından itibaren, Libya’daki “hareket”, sivil gösteriler dalgası olmaktan ziyade, orduya karşı silahlı bir ayaklanma şeklini aldı. Ve derhal bu silahlı ayaklanma yardımına NATO’yu çağırdı. Nitekim, emperyalist güçlere askeri müdahale şansı teklif edilmiş oldu.

Onların amacı kesinlikle ne “sivilleri korumak” ne de “demokrasi”, sadece petrol sahaları ve yeraltı su kaynaklarını kontrol altına alıp ülkede önemli bir askeri üs edinmek. Elbette, Kaddafi liberalizmi kucakladığından beri, Batılı petrol şirketleri Libya petrolü üzerinde kontrol sağlamış durumda. Fakat Kaddafi’yle kimse hiçbir şeyden emin olamazdı. Yarın taraf değiştirip, Hintliler ve Çinlilerle top oynamaya başladığını varsayın. Daha da önemlisi, Afrika Sahrası ülkelerinin çıkarına kullanılabilecek devasa yeraltı su kaynakları. Tanınmış Fransız şirketleri bu yeraltı sularıyla ilgililer (Fransa’nın en başlarda duruma müdahil olma sebebidir). Bu suyu daha kârlı bir yol olan zirai yakıt üretiminde kullanacaklar.

1969’da Kaddafi, Amerikalıların ve İngilizlerin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ellerinde bulunan ülkedeki üsleri terk etmelerini talep etti. Şu an Amerika, AFRİKOM (Amerikan ordusunun Afrika komutanlığı için – ki dünya üzerinde askeri bir kontrol kurma hedefinin önemli bir parçasını oluşturur, ancak merkezi halen Stuttgart’ta olmak zorundadır) için Afrika’da bir yer bulma ihtiyacında. Şu ana dek hiçbir Afrika ülkesinin yapmaya cesaret edemediğini Afrika Birliği yaparak bunu reddetti. Trablusgarp’ta hizmete hazır bir uşak, Washington ve NATO subaylarının talepleriyle uyumlu, Mısır ve Cezayir’e ise direkt tehdit olurdu.

Bunu söyledikten sonra, “yeni rejimin” nasıl davranacağını tahmin etmek zorluğu kalır. Somali modelinde olduğu gibi bir parçalanma olasılığı göz ardı edilmemelidir.

 

http://www.pambazuka.org/en/category/features/76091 adresinde yayımlanan makaleden Gerçeğin Günlüğü tarafından çevrilmiştir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Immanuel Wallerstein: Sosyal demokrasi illüzyonu

1945’ten 1960’ların sonuna kadar olan dönem sosyal demokrasinin zirve...

“Bandista, Çalışılmış Slogandan Başka Bir Şey Değil Aslında”

45 günde 36 konser verdiler. Avrupa’yı baştan başa 97...

Camila Vallejo: “Piyasa Eğitimine Son!”

Christina Palma - Pagina12 Camila Vallejo’yla röportaj yapabilmek için randevu...

Immanuel Wallerstein: Jakobenizmin sonu mu? Azınlıklar, devletler ve şiddet

Modern dünyada, “azınlıkları” olmayan devlet yok. Ya da bir...

Arundhati Roy: Zenginlerin şöleni sona erecek

New Internationalist dergisi, Hindistanlı yazar Arundhati Roy ile Hindistan’da...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
891AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ahmet Cavit An yazdı: Kıbrıs ve NATO

300 yıldan fazla Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde kalan Kıbrıs adası,...

Şener Elcil yazdı: Çamaşır Makinesi Sendikacıları

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı son toplantıda “Siz,...

Umut Can Fırtına yazdı: Trump istedi, Infantino kırmızı kartı kaldırdı: Sana iltimas bitmez bende

Uluslararası kurumların bağımsızlığı ve tarafsızlığı her geçen gün daha...

Aykut Çoban yazdı: Antalya COP31’de ne mavi ne yeşil, kızıl bölge

İklim Değişikliği Sözleşmesi’ne taraf ülkeleri, kararlar almak için her yıl...

Özge Güneş yazdı: Güvensizlik, kâr ve refah talebi arasında

NATO Liderler Zirvesi uluslararası basında transatlantik ittifakın modern tarihindeki en...

Volkan Yaraşır yazdı: Küba Devrimi ve Barbudos’lar

20. yüzyılın en sarsıcı ve en özgün devrimlerinden biri...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO zirvesi başlarken

Sonunda otuz altıncı NATO zirvesi Ankara'da başladı. Öyle başladı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Katledilmenin üzerinden otuz yıl geçerken

Bazı cinayetler vardır ki önce susulur. Bilinenler ayıklanır. Sanki'leştirilir....

Canlı yayın