yaklaşımlarMehveş BeyidoğluLizbon: Çiçek Kokan Şehir - Mehveş Beyidoğlu

Lizbon: Çiçek Kokan Şehir – Mehveş Beyidoğlu

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com

Lizbon çok güzel. Her yerde karşınıza tarihi bir doku ve özel mimari yapılar çıkıyor.

Sokak çalgıcıları her yerde. Bir sürü duvar resmi de görmek mümkün.

İnsanları rahat görünüyor.

Okyanustan gelen esinti ile mavi gökyüzü şehrin nefes almasını sağlıyor.

Nelson Mandela Mural, Nuro Saraiva, 2018.

İşin ilginç yanı sokaklarda gezerken çiçek kokusu alıyor insan. O kadar temiz, o kadar derli toplu bir yer.

Hava çok geç kararsa da gece olmaya başlayınca sokaktaki insanlar gençleşiyor ve meydanlar eğlenceye dönüşüyor.

En kalabalık ortamlarda bile bir kavga gürültü ile karşılaşmadım.

Yollar kaldırım taşlarıyla kaplı, gençler dans halinde ve yaşlılar el ele. Şehirde gezerken karşınıza aniden bir sanat eseri, örneğin bir Botero heykeli çıkabiliyor. Sokaklar mis gibi ve etraf karnaval havasında.

Son derece mütevazı ama lezzetli sokak yemekleri köşede bucakta karşınıza çıkıyor.

Botero Heykeli

Etrafta rahatsızlık edici hiçbir şeyle karşılaşmadım. İnsanların nasıl bu kadar kendi halinde kalabildiğini merak ettim ve biraz tarihine bakmak istedim.

Önemli bir liman kenti olan Lizbon 15. ve 16. yüzyıllarda büyük Portekiz İmparatorluğu tarafından yönetilir ve Asya, Güney Amerika, Afrika ve Atlantik adalarında koloniler kurar.

Günümüzdeki görkemli yapıların bu sömürülerden geldiğini düşünsek de aslında 1755’te büyük bir deprem ve ardından tsunami olduğunu öğrendim.

Tüm Lizbon yerle bir olmuş ve yeniden kurulmuş.

Çok tarihine girmek istemediğim için bağlamak istediğim yere geleyim; insanların bu rahatlığını ve kendi halindeliğini siyasi bir krizle boğuşmak zorunda kalmamalarına bağladım biraz.

Sokaklarda saatlerce gezmemize rağmen bir kere bile bir asker ve polis görmedik, iki kez siren sesi duyduk ve Filistin’i destekleyen pankartlar hariç hiçbir politik sloganla karşılaşmadık.

Festas de Lisboa (Geleneksel Lizbon Festivali) dönemine denk geldik.

Sokaklar cıvıl cıvıl ama yerlerde bir çöp yok ve insanlar birbirine karşı son derece saygılı. Zaten bu yıl itibariyle dünyanın en güvenli beşinci şehri konumuna yerleşmiş durumda. Üstelik 2024 kültür kenti olmuş.

Lizbon için sanat şehri demek zor belki ama mimari yapıların sanat eseri niteliğinde oluşu -ne de olsa Amanda Levete, Alvaro Seza gibi mimarların yarattığı mekanları görebiliyorsunuz- kendine özgü mozaikleri, müzeleri, sahilleri, ara sokakları, özgün dükkanları ve mis kokan deniz ürünleri kenti çok keyifli bir gezi alanına dönüştürüyor.

Bu arada ulaşım hem kolay hem de Avrupa ülkelerinin çoğuna göre daha ucuz.

Tepelik bir yer olduğu için dar sokaklarını yokuşları ine çıka keşfetmek bir kere çok keyifli. Yemekleri de çok güzel. Her sabah kahvenin yanında bir ‘pastel de nata’ yemek gerek.

Pastel de Nata

Deniz mahsulleri de inanılmaz lezzetli. Özellikle de ‘Time out’ isimli eski balık pazarlarının (Mercado de Ribeira) içine kurulmuş ve dünyanın en ünlü şeflerinin yemek yaptığı restoranlardan birinde yemek yemek çok güzel olabilir.

Portekiz şarapları da çok ünlü anladığım kadarıyla.

Porto’ya doğru üç saatlik bir otobüs yolculuğu yapma fırsatımız oldu. Yol boyunca üzüm bağları görüp bu kültürün ne derece gelişmiş olabildiğini şaraptan anlamayan biri olarak kültürlerinin bir parçası olduğunu tahmin etmek pek zor olmadı.

Müzeler, ah o müzeler… sizi sizden alan eşsiz eserler…

Özellikle Çağdaş Sanat Müzesi’nde (Museum of Contemporary ArtPablo Picasso, Salvador Dali, Marcel Duchamp, Piet Mondrian, Joan Miro, Max Ernst, Francis Bacon, Andy Warhol, Louise Bourgeois, Cindy Sherman gibi pek çok ünlü sanatçının işlerini görmeniz mümkün.

Şehirde başka müzeler de var tabii ama çağdaş sanata ilginiz varsa en çok burayı ziyaret etmenizi öneririm. Burası da Pazartesileri açık değil ama aklınızda olsun.

Denizciliğin gelişmiş olması nedeniyle -ne de olsa Vasco da Gama’nın çıktığı yer- balık, özellikle de sardalye kültürlerinin önemli bir parçası haline gelmiş. Nitekim, sokaklarda yürürken bunu hissedebiliyorsunuz.

Pek çok ilginç pazarlama tekniği kullanarak bu yönlerini ortaya çıkarabilmeyi başarmışlar.

Lizbon sokakları

Hazır denizden açılmışken, deniz sporları yapmayı seviyorsanız Lizbon’da sörf gibi dalga isteyen şeylerle de uğraşmak oldukça keyifli olabilir.

Diyeceğim o ki; pek çok Avrupa kentini ziyaret etme şansım oldu ama Lizbon’u bir başka sevdim.

Tabii ki tatillerde gittiğin, gördüğün şeylerden çok yaşadıkların tadı damağında kalır, ya da kalmaz. Belki ben sevgili dostlarımla gidebildiğim için çok zevk aldım.

Ama şunu da söylemem gerekir ki neredeyse kenti adım adım bilen, gezmeyi, gezdirmeyi seven bir dostla yeni yerler keşfetmek bir başka güzel.

Cüneytciğim ve sevgili dostlar, herşey için bir kez daha çok teşekkürler!

Salvador Dali, Istakoz telefon, 1936, Lizbon Çağdaş Sanat Müzesi (MAC)

Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Aybaşı – Mehveş Beyidoğlu

Aybaşımı ortaokul bittiğinde yaz tatilinde görmüştüm. Ne kadar geç regl olursan o kadar...

Anber Onar – Mehveş Beyidoğlu

Dostlar merhaba, Son birkaç haftadır enerjim oldukça düşüktü. Gerek kişisel sebeplerden...

Ara – Mehveş Beyidoğlu

Sevgili dostlar,Size de olur mu? Bazen yaşadıklarımızı, öğrendiklerimizi, düşündüklerimizi paylaşmak...

Tembellik Hakkı – Mehveş Beyidoğlu

Annan Planı sonrasıydı. Benim gibi uykuyu çok seven bir insan günde...

Stok – Mehveş Beyidoğlu

Savaşı en acısıyla yaşamış, darbe almış biri olarak kıtlığı iyi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın