15 Şubat 2026, Pazar
12.8 C
Lefkoşa
yaklaşımlarTurgut Durduran3 Ekim 1989, Lefkoşa – Turgut Durduran

3 Ekim 1989, Lefkoşa – Turgut Durduran

turgutdurduranEvet, 3 Ekim 1989, Lefkoşa. 13 yaşındaydım. Çok iyi hatırlarım. Uyurken güçlü bir ses çıkdı ve uyandım. Tanıdık ve sürekli bir ses değildi, o yüzden hemen ayağa fırlamadım. Belki da rüyamda duyduydum sesi.

Neyse. Ortalığı dinledim. Ev halkı da ayakdaydı. “Noldu?” diye sorduğumda nenem “bir patırdı çıkdı, bakıyoruk” gibilerden bir şey söyledi. Uyumaya çalıştım ve bir kaç dakika sonra evdekilerin hala daha hareket içinde olduğunu anlayınca ayağa kalktım. Odamda her şey tamamdı. Koridorun karşısındaki mutfakda bütün camlar kırıkdı. Herkes oturma odasındaydı. Oraya gittim ve camların kırık, herkesin balkonda olduğunu gördüm.

Bomba patlamışdı. Memduh Asaf Sokak 13/2 ‘nin önünde, yolda, yanlış hatırlamıyorsam 30 cm çapında , 10-15 cm derinliğinde bir delik bize bakıyordu. Civardaki evlerin, arabaların camları kırıkdı. Polis daha gelmediydi ama bazı gazetelerin gazetecileri — herhalde memlekette polisiye çok macera olduğundan (!) tam teşkilat hazırlıklı sokakları gezdikleri için olsa gerek (burda bir “yeah right!” uygun gider) — tam teşkilat haber yapmakdaydılar. “Hooop” desek Ledra Palasdaki polislerin duyacağı mesafede patlayan bomba oralardan duyulmamış vs gibi hikayeler dinledik sonra.

Uzun lafın kısası, sanırım, 1976 seçimlerinden sonra ilk defa siyasi bombalama lafını duymuş olduk. Ne demişlerdi yayınladıkları bildirilerde:

“İki Ekim 1989’da Alpay Durduran ve CTP’ye ihtar yapıldı. CTP’ye yerleştirilen bombalar, tarihi yapı düşünüldüğünden, infilak ettirilmedi. Bunlara ve benzerlerine ikinci bir ihtar yapılmayacak, vücutlari en acımasız yöntemlerle aileleri ile birlikde ortadan kaldırılacaktır. (Kibris Türk Halk Hareketi, 30/1/1990).

Babam olayı kişiselleştirmekden, ailesi, kendisi vs ile ilgili konuşmakdan hiçbir zaman hoşlanmadı, bende hoşlanmıyorum. Yukardakileri çok iyi hatırlıyorum ve zaten esas macera sonrasında yaşandı. Ama onlar önemli değil. Önemli olan tarih. Bu hafta üzerinden 24. yıl geçmiş olacak. Yalnız YKPyi ilgilendiren iki bombalama olayı, bir kurşunlama ve bir kundakçılık yaşandı. Diğer partiler, sahıslar, hatta guya memleketi yönetenler de bombalarnan tanıştılar. Kutlu Adalı öldürüldü. Daha nice tehditler, saldırılar yapıldı.

24 yıl. Hikaye devam ediyor. Bunlardan paylarını alanlar ve alanların yanında dayanıştıklarını, desteklediklerini ilan edenler hükümetçilik oynamayı biliyorlar — bilip bilmedikleri başka konu –. Hade bunu da geçelim çünkü ben hükümetin bu tür konularda bir iradesi, bir gücü olduğuna inanmıyorum — ama onlar inanıyorlar ve bu oyunu oynuyorlar –. Bu tür konular gizli (!) kaldıkça, sorumlularının üzerine gidilmedikçe demokrasi, ifade, düşünce özgürlükleri vs olamayacağının, yarın kendilerinin de hedef olabileceğinin farkında olmayan ve bu konularda söz söyleyen, eylem yapanlar dikkatimi çekiyorlar.

Önemli değil aslında çünkü “brownie points” bile alacak değilim bunları kötüleyince. Buna gözlemlediğim bir şeyi kontrol edemediğim insani yönümle söylemem olarak bakın.

Çok uzattım lafı. Türkçe karakterleri kullanmaya çalışınca yavaşlıyorum ve aklım dağılıyor. Önemli olan her kim olursak olalım, ucu bize değse de değmese de bu tür tehditlere, saldırılara karşı çıkmamız. Yeni popüler konu Chrysi Avgí’ye, kardeşi ELAM’a laf atarken aynaya bakmamız. Kimsenin devlet ile ilişkili veya ilişkisiz — bu bahsettiğim bombalamanın ilişkisi zaten çok bilinen bir gizem (!) —

Son bir kaç nokta.

Geçen yıllarda bu konularda haber yapıp güya işini yaptığını, büyük başarıda bulunduğunu sananlar beni güldürürler. Mesela, 10 Mayıs 2004’de Kıbrıs gazetesi:

“1989’da 2 Ekim’i 3 Ekim’e bağlayan gecede CTP Genel Merkezi’ne bomba yerleştirildi. Fitili yakılmasına rağmen patlamayan bomba, yine TNT idi. Rastlantı mı bilinmez, aynı tarihte Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Genel Başkanı Alpay Durduran’ın Lefkoşa’daki evinin önündeki yolda bomba patladı.”

Bunu yazan ve yayınlayan herhalde “bak ne güzel düşündüm ‘rastlantı mı bilinmez’ dedim. İlgi çekici oldu yazdığım” diye düşünüp kendini övmüş müdür bilemem ama klasik “faili meçhul” dilini kullandığını ve gazetesinin büyük ihtimal bilerek bunu yaydığını biliyorum. Üç maymunlar. Burdaki mesajımı anlayan anlar.

Bahsettiğim bomba deliği yıllarca sokakda durdu. Her araba geçtiğinde bam güm sesini duyduk. Ara sıra “deligannı” sürücüler arabalarından enip bağıra çağıra arabalarını çek ettiler. 1993’de Kıbrıs’ı bırakıp ABD’ye gittiğimde delik hala daha yerindeydi. 1991’de arabamız uçurulduğunda yenisi da eklendiydi. 24 yıl orda durmadı ama bazılarımız o sesi duymadan da hatırlıyoruz. Unutmaycağız ve tekrarlanmaması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Bizim maymunluğumuz farklı çeşit.

Ve son söz. En önemlisi bu olayların her biri bir demeç, bir bildiri, bir olay ile ilişkilidirler. Hedef aslında o gün ne dendiği ne yapıldığıdır. Hatırlıyor musunuz?

Diğer yazıları

Disiplin, otorite, emir-komuta zinciri, şiddet ve bir militarist kültür – Turgut Durduran

Bir kültür olarak militarizm. Karşı çıkmamız gereken. Yok etmemiz...

Yerel yönetim yeter mi? – Turgut Durduran

Yerel yönetim yeter mi? Ne diye bu gadar üstüne...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,995TakipçilerTakip Et
772AboneAbone Ol

Son eklenenler

Sömürgecilig Goşullarında EKTAM Direnişi – Halil Karapaşaoğlu

6 Şubad 2026 tarihinde DEV-İŞ’e bavlı EMEK-İŞ, EKTAM KIBRIS...

Bir Veda Konuşması ve Sanata Dair Bazı Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

Kilisede takım elbisesiyle tabut içinde yatan adamın yanı başında...

Onlarca ifade, yüzlerce isim, milyonlarca belge, sıfır dava – Aras Coşkuntuncel

Temsilciler Meclisi Üyesi Jerry Nadler: Epstein’ın suç ortaklarından kaçını suçladınız?...

Başkanın tüm tarafları – Fehim Taştekin

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) kontrolündeki stratejik manivela araçlarının neredeyse...

Tek seçenek reddetmek – Serdar M. Değirmencioğlu

Militarizmin, acımasızlığın ve utanmazlığın her gün ısrarla bütün dünyaya...

Laikliği sahiplenmek sınıfsaldır – Korkut Boratav

Sosyalist sol düşün üzerinde sahibi olduğu ağırlığı, küçük parlamento...

Çöp meselesi: Bir sınıf ve mekân rejimi – Ecehan Balta

Şehirlerin bir alışkanlığı var: Kirliliği görünmez kılmak. Çöp poşeti...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...

Canlı yayın