yaklaşımlarHalil KarapaşaoğluDüşüncenin en kör halleri - Halil Karapaşaoğlu

Düşüncenin en kör halleri – Halil Karapaşaoğlu

halil (2)Halil Karapaşaoğlu’nun Afrika Gazetesinde “Apartman boşluğu” başlıklı köşesinde yayınlanan yazısı

Teknenin tıkanıklığı mı daha güzel ifade eder…

Tuvaletin mi?

Hangi hallerde tıkanıklık daha bir tıkanık olur?

Midenin sıkışması mı vidanın sıkışması mı?

Hangisi daha sıkışmış?

Hem tıkanıklık hem sıkışmışlık varsa, tıkanıklığa ve sıkışmışlığa karşı ne yapmalı?

*                                            *                                            *

I.

Yeni bir söylem yeni bir teorik açılım getiremiyor sol…

Bildik ezbere mücadele yöntemleriyle…

Zar zor ilerlemeye çalışıyor…

Sendikaların içinde çalışan, eski klasik sendikal anlayışın dışında kalan bireyler, bulundukları sendikalara yeni bir dinamizm farklı bir soluk getiremiyorlar…

Bugün elinde radyosu, basılı gazetesi hatta Belça’nın ortaklarından olan KTÖS bile halkın genelini sahiplenici yönde politikalar üretemiyor…

Halkın genelini bırakın, kendi üyeleriyle var olan ilişkileri hangi derecededir?

Neden KTÖS’ün katıldığı eylemlerde, yönetim kadrosunun dışında başka öğretmenleri göremiyoruz?

Belça farklı Demokratik örgütlerin ortaklığına dayalı bir işletme…

Son tahlilde çalışanların kendi kuruluşu…

Peki ilerici sol kesimlerin kontrolünde olan bu kuruluşun herhangi bir albenisi var mıdır?

Hem piyasa koşullarında hem de sosyalist literatürde?

Görsel düzenlemeye baktığınız zaman, hiç de iç acıcı bir durum yok…

Çalışanlar Belça’nın yönetiminde söz sahibi midir?

Kendi çalışma saatlerini kendileri mi ayarlıyor?

Belça’nın fiyatlarıyla diğer sermaye kuruluşlarının arasında fiyat farkı ne kadar vardır, var mıdır?

Belça kar gütmeyen bir kuruluş olduğundan çalışanların maaşları ne kadardır?

Maaş artışlarını belirleyen kimdir?

Sendikalar neden Belça’yı geliştirme ve yaygınlaştırma gibi bir siyasal atılım içine ısrarla girmemektedir?

Belça’nın zarar edip, zarar etti diye kapatılması mı beklenmektedir?

Eğer bu gerçekleşirse, herhangi bir Belça kapandı mı bilmiyorum ama eğer kapanırsa…

Sendikaların kamu kuruluşlarının özelleştirilmesini eleştirmeye ne kadar hakkı vardır?

Bizim örneklere ihtiyacımız vardır…

Bu örnekler kurtarılmış alanlar olmalı, solun tüm kesimleri bu alanı sahiplenmeli ve propagandalarımız bu kurtarılmış alanlar üzerinden yükseltilmelidir…

Televizyonlara, radyolara çıkıp boş vaatler vermek, durmadan Türkiye’nin işgalini anlatmak çözüm değildir…

İşgale, üzerimizdeki hegemonyaya rağmen bir şeyler yapabilir, somut olarak bunu halka gösterdiğimiz takdirde inandırıcılığımızı arttırabiliriz…

*                                            *                                            *

II.

Özel sektörde sendikalaşamayan sendikalar, kamusal alanın dışında kalan çalışanları ne kadar sahiplenmektedir?

Dershanelerin sahiplerinin neredeyse hepsi öğretmendir…

KTÖS’ün ya da KTOEÖS’ün üyesidir…

Peki neden bu sendikalar bu dershanelerdeki öğretmenleri örgütlemeye yönelik çalışmalar yapmamaktadır?

Yoksa Atatürk Öğretmen Akdemisi’nde okumayan gençlerimizi öğretmen olarak değerlendirmememiz mi gerekir?

İşsiz bir öğretmen adayı olarak orta eğitime gittiğimde, örgütlenmek istediğimde ne yazık ki kimse benimle ilgilenmedi…

Sendikalardaki kafa yapısı aidatlar üzerinden mi şekillenmektedir?

Yani sendikaya para veremeyen kişiler, sendika için hiç mi önem arz etmemektedir?

Sendikalar ve odalar kendi meslek alanlarındaki işsizleri de örgütlemeleri gerekmektedir…

Kıbrıslıtürk solu yeni büyüyen işsizlik dalgasını görmemekte, somut koşulları tahlil edememektedir…

İşsiz gençlere yönelik komiteler kurulmalıdır…

Bu gençlerin işe girmeden örgütlenmeleri sağlanmalı ki, özel sektörde çalışmaya başladıkları anda çalıştıkları yerde örgütlü olsunlar hali hazırda…

Gerek maddi gerek sosyal anlamda yaşanan sıkıntılara yönelik belki kampanyalarla belki dayanışma çadırlarıyla sorunlara çözüm aranabilir…

En önemlisi bu sorunlar toplumsal anlamda daha fazla dile getirilir…

Böylelikle siyasal erk üzerinde daha kolay bir baskı oluşturulur…

İşsiz bir gencin kendini ifade edeceği herhangi bir örgüt var mıdır?

Gerek yazılı gerek görsel medyanın işsizlik üzerine, işsizlerle birlikte yaptığı herhangi bir çalışma neden yoktur?

Üretim ilişkilerinin dışında kalan bireyler…

Üretim ilişkilerinin içinde örgütlenen yapılar tarafından dışlanması ya da sahiplenilmemesi neo liberal saldırılar karşısında…

Bu demokratik kitle örgütlerinin ya sonunu ya da güçlerinin yok olmasını sağlamayacak mı?

*                                            *                                            *

Teknenin, tuvaletin tıkanıklığı…

Midenin, vidaların sıkışmışlığı…

Aklın tıkanıklığından…

Hayal gücünün ve yaratıcılığın sıkışmışlığından daha tehlikeli değildir…

Akıl ve yaratıcılık bir ülkede tıkanıp, sıkışmışsa…

Aydın dediğimiz, sanatçı dediğimiz kimseler istedikleri kadar şiir yazsınlar…

İstedikleri kadar resim yapsınlar…

Neye yarar?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gramsci ve Cemaadımızdaki Aydın Krizi

Antonio Gramsci üretim ilişgilernin içündeki her toblumsal grubun gendi...

Gıbrızlıca Konuşan Gıbrızlılar Birbirlerini Sever?

“Gıprızlıca gonuşan Gıprızlılar biribirlerni sever?” gibi saşma bir soru...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: MİT ve Türg Dış Politikası

Milli İstikbarat Teşkilatı (MİT), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 2020...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Canlı yayın