2020 yılında, Türkiye’nin açıkça seçimlere müdahalesi ile Kıbrıs Türk toplum liderliği (cumhurbaşkanlığı) makamına atanan Sn. Ersin Tatar’ın, Türkiye’nin telkini ile “iki ayrı eşit egemen devlet” talebinde bulunması, beş yıl boyunca tüm görüşme süreçlerini tıkamıştır.
2025 yılında yine müdahaleli bir seçimle göreve gelen Sn. Tufan Erhürman, İki bölgeli, iki toplumlu federal bir çözümü savunan Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin adayı olması nedeni ile görüşmelerin tekrardan başlatılması yönünde iki toplumda da olumlu beklenti yaratmıştır.
20 Kasım 2025 tarihinde BM gözetiminde bir araya gelen iki toplum lideri, yaptıkları açıklamalarla olumlu mesajlar vermişlerdir. Bu toplantıda Sn. Tufan Erhürman güven ve iş birliğini artırıcı on öneri yapmıştır.
Sırası ile:
1-Karma evliliklerden doğan çocuklara vatandaşlık verilmesi ve eşlerin güneyde araba kullanabilmesi
2-Kermiya sınır kapısında kabin sayısının üçe çıkarılması.
3-Bostancı ve Derinya kapılarında seyrüsefer ruhsatı verilmesi için ofis açılması.
4-Ondört yaş altı çocukların maç yapabilmesi için adımlar atılması.
5-Kayıp Şahıslar Komitesini ortak ziyaret.
6-Mülkiyetle ilgili tutuklamaların ortamı olumsuz etkilemesi nedeni ile konuyla ilgili adımlar atılması
7-Hellim konusunda teknik ve sertifikasyon süreçlerinin iyileştirilmesi ve yeni komitenin kurulması.
8-AB uyum komitesinin tekrardan çalışmaya başlaması
9-İki tarafın güvenlik güçleri arasında doğrudan iletişim kurulması
10-Kermiya geçiş noktasındaki ara bölgede yol çalışmalarının başlatılmasına iki liderin katılması.
Ayrıca Sn. Tufan Erhürman seçimlerde kullandığı dört maddelik ön koşullarını masaya getirmiştir.
Sırası ile:
1-Siyasi eşitlik pazarlık konusu yapılmayacak.
2-Müzakerelerin başlangıç ve bitiş takvimi belirlenecek.
3-Müzakerelere sıfırdan başlanmayacak ve geçmişteki yakınlaşmalar, teyit edilecek.
4-Müzakere masasının çökmesi halinde statükoya dönülmeyecek.
İki toplum lideri, 11 Aralık 2025 tarihinde birlikte Kayıp Şahıslar Komitesi’ni ziyaret etmişlerdir.
28 Aralık 2025’te BM Genel Sekreteri Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in katılımı ile yapılan toplantıda, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulitis beş öneri yapmıştır.
Sırası ile:
1-Kıbrıs sorununun çözümü zemininin yeniden teyit edilmesi. BM kararlarında olduğu gibi siyasi eşitliğin yeniden vurgulanması.
2-BM aracılığı ve onların üstlenmesi ile Crans Montana’ya kadar geçen süreçte iki tarafın uzlaşılarını içeren belgenin hazırlanarak iki tarafça teyit edilmesi.
3-Her iki tarafın üzerinde uzlaştığı iç uzlaşıların iki toplumla, dış boyuta ilişkin uzlaşıların beş tarafla paylaşılarak, belgelenmesi.
4-Genişletilmiş bir BM konferansı düzenlenerek müzakerelerin yeniden başlatıldığının ilan edilmesi. Uzlaşı çerçevesinde resmi konferans yapılması.
5-Dört yeni geçiş kapısı açılmasının ilan edilmesi. Kokkina (Erenköy), Luricina (Akıncılar), Mia Milya (Haspolat), Athienu-Piroi-Aglantzias (Kiracıköy-Gaziler-Eylence)
Yapılan görüşmelerde, Kıbrıs Rum tarafı Sn. Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu dört ön şartın üçüne evet demiş, sadece “görüşme masasının çökmesi durumunda statükoya geri dönülmeyecek” maddesine, böyle bir gelişmenin yaşanması durumunda ayrı devlet talebinin önünün açılmasına yol açacağı gerekçesi ile karşı çıkmıştır.
Bunu da “evlilik masasına otururken, boşanmayı konuşmak” olarak ifade etmiştir. Sn. Nicos Christoulides güven yaratıcı önlem olarak tek taraflı iki öneri daha yapmıştır.
1-Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti sağlık servislerinden hizmet almalarının önünün açılması
2-Güneyde üretilen ve AB’den ithal edilen bazı malların kuzeye katma değer vergisi alınmadan geçişini sağlamak.
Bu öneriler tek taraflı olmakla birlikte, malların KDV alınmadan geçirilmesi önerisi anında Türk tarafı tarafından reddedilmiştir.
Güven yaratıcı önlemlerle ilgili olarak yapılan önerilerin bazılarının hayata geçirilmesi ile ilgili çalışmalar devam etmektedir.
Buna göre:
1-Karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık başvurularının kabulüne başlanmış ve 2007’de geçen yasanın beş kriterlere uyan 752 kişiye vatandaşlık verilme işlemi devam etmektedir.
2-Kermiya geçiş kapısında geçiş noktasının üçe çıkarılması ve yaya geçişi için düzenlemelerde sona gelinmiştir.
3-Hellimin sertifikasyonu için yapılan çalışmalar üç hafta içinde açıklanacaktır.
4-Bostancı ve Derinya kapılarında seyrüsefer ruhsatı verilebilmesi için Kıbrıs Rum tarafı personel istihdamına giderek, önümüzdeki haftalarda buralarda personel görevlendirmesi yapacaktır.
5-Açılması öngörülen yeni geçiş kapıları konusunda, Sn. Tufan Erhürman Kokkina (Erenköy) kapısı önerisi hiç yapılmamıştır derken, Rum tarafı bu önerinin yıllardan beri masada olduğunu söylemektedir.
Rum tarafı, geçiş kapıları konusunun bir paket olarak değerlendirilmesi ve tek taraflı yarar değil, karşılıklı yarara dayalı olmasını düşünürken, Türk tarafı Mia Milya (Haspolat) kapısının hemen açılmasını talep etmektedir.
Rum tarafı güney Lefkoşa’nın trafik sorununu çözmek amacıyla önerdiği Athienou- Piroi- Aglanzias (Kiracıköy-Gaziler-Eylence) kapısı konusunda bu bölgede eski Larnaka- Lefkoşa yolu üstünde koridor açılması talebini geriye çekmiş, bunun yerine, aynı yol kullanılarak, Athienou (Kiracıköy) ve Aglanzias (Eylence) de iki kapı açılmasını talep etmektedir.
Türk tarafı Sn. Ersin Tatar döneminde koridor açılması konusunda “egemenlik hakkımızın ihlali” gerekçesinin arkasına saklanarak karşı çıkmıştı.
Şu anda bu öneri geri çekilmiş olmasına rağmen, Türk tarafı eski Larnaka yolunun ara bölgeden geçtiğini söyleyerek, “Birleşmiş Milletler’in istemediği” gerekçesinin arkasına saklanmakta ve Türkiye’nin finanse edeceği Ercan (Timbou) Havaalanı’na daha yakın bir noktadan geçecek yeni bir yol yapılmasını önermektedir.
Yapılan görüşmelerde, Birleşmiş Milletler’in ara bölgeden geçen eski Larnaka yolunun açılmasına karşı olmadığı, Türk tarafının yeni yol yapma talebinin aslında zaman kazanma amaçlı olduğu ortaya çıkmıştır.
BM Özel Temsilcisi Holguin, görüşmelerde tarafları güven yaratıcı önlemler konusunda sürekli olarak adım atmaya davet etmektedir. Ancak bunu 5+1 toplantısına giderken bir ön şart olarak ileri sürmemektedir.
Kıbrıs Türk tarafı “dönüşümlü başkanlık ve siyasi eşitlik konusunu” bir ön şart olarak masaya sürmektedir. Bu konular Crans Montana’da görüşülmüş olup, Rum tarafı bunları yakınlaşma belgelerinde kabul etmiştir.
Türk tarafı Crans Montana’da uzlaşılan konulardaki yakınlaşma belgelerini imzalamayı reddetmekte ve dönüşümlü başkanlık ve siyasi eşitlik konusunu öne sürerek görüşmelerin başlamasını engellemektedir.
Türkiye, “iki devletli çözüm” dediği “taksim” fikrinden vazgeçmemiştir. Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün görev süresini uzatmakla ilgili son yapılan oylamada Güvenlik Konseyi geçici üyesi Pakistan’ın, Türkiye’nin telkini ile takındığı tavır bunu ortaya koymaktadır.
Türkiye, Sn. Tufan Erhürman’a hedefin “iki devletli çözüm” olduğu telkinini yapmış, bunun için ön şartlar ileri sürüp, arkasına saklanarak, masadan kaçan taraf olmayarak zaman kazanması, “federal çözüm” söylemini kullanmaması, çözüm konusunda geçmişte yaşananlardan dolayı sürekli olarak Kıbrıs Rum tarafını suçlaması görevini vermiştir.
Bu strateji ile kazanılan zamanda, Türkiye yakın coğrafyada elde ettiği stratejik üstünlüğüne bağlı olarak, Kıbrıs’ta da bir oldu-bitti yaratma peşindedir.



