Kıbrıs iktibasNeşe YaşınKötülüğü geriletme umudu - Neşe Yaşın

Kötülüğü geriletme umudu – Neşe Yaşın

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Kıbrıs’a dönerken uçakta şimdi jakarandalar çiçek açmıştır diye düşündüm. Mahallemde var bir tane. Bir de ara bölgede Ledra Palace önündekilere bayılırım.  En güzelleri Lizbon’dadır. Yıllar sonra bu yaz yeniden göreceğim diye umuyorum. Doğanın bu ritmi olmasa ne kadar da sıkıcı olurdu hayat. Bu duyguma yakında bir milyon robot üretileceği haberi eşlik ediyor. Yapay Zekâ arkadaşımın kızına “yanındayım canım” demiş. Yapay Zekâ’ya çaresizce âşık olan bir genç kız varmış. Pek çok yalnız insan Yapay Zekâ ile dertleşerek avuntu buluyormuş.

Ve yaz geldi yine. Geçmiş pek çok yazın anısını çağırarak… İçimde hem tuhaf bir burukluk, bir ağlama isteği hem de kalbimi çarptıran bir heyecan. Herkesi kaygıya sürükleyen deprem sonrası İstanbul’a gittiğimde keyfi kaçmış bir şehirle karşılaşmıştım. Endonezya’da geçen bir haftanın ardında geriye dönüşümde ise vur patlasın, çal oynasın halleriydi bulduğum. İnsan böyle bir şey işte. Kısacık hayatının farkına varınca ona biraz keyif, biraz anlam katmaya çalışıyor. İkinci Dünya Savaşı ile ilgili filmlerde öyle sahneler vardır. Bir yanda ölüm ve yıkım, diğer yanda barlarda kendinden geçerek dans edenler.

Yüzbinlerce insan sokağa çıkıyor Gazze için. Bütün dünya sokağa çıksa bir şey değişmeyecekmiş gibi geliyor yine de bana. Her şey anlamsız bunu düşününce. Alınacak her hazza bir suçluluk duygusu eşlik ediyor. Savaş görmüş, kuşatma yaşamış olanlar için başka bir anlamı var Gazze’nin. Belleğin bir yerini sızlatıyor. “Savaşta geçti çocukluğum/ Kırıktır içimin pencereleri” diye yazmıştım ama bunun çok ötesinde çocukluklarla dolu Gazze. Öylesine acı veriyor ki hızla uzaklaşmak istiyorsun bu duygudan ama sızı daha da şiddetleniyor sen kaçtıkça.

Şehirler sadece karı amaçlayan müteahhitler (Kelimenin çoğul versiyonuyla Hitler sözünü içermesi de bir ironi) ve onların destek verdiği siyasetçiler sayesinde giderek çirkinleşiyor, hakikat yerini sahteliğe ve yanılsamaya bırakıyor. Güzellik ve hakikatin peşinde olanlar için acı veren zamanlar bunlar. Savaşlar en büyük dostu pek çoğunun. Bir yer yıkılmışsa ellerini ovuşturuyorlar, gözlerinde dolar işaretleri parlıyor. Her savaş sonrası bir ekonomik canlılık demek onlar için.

Dünya ne olacak, nereye doğru gidiyor diye kaygılanırken kendi biricik hayatlarımıza yöneltiliyor dikkatimiz. Kişisel güvenliğimizin tehlike altında olduğunu, itiraz edersek sonumuzun kötü olacağını işaret ediyorlar bize. Her koyun kendi bacağından asılsa da çoğul bir asılma yaşadığımız. Bir düğmeye basılıyor ve topluca mahvolabiliyor hayatlarımız.

Kendi küçük gündemlerimiz içinde debelenip dururken dünyadaki hızlı gidişatın ayırdına varamıyoruz çoğu zaman. Nicelikler birikip nitel bir sıçrama yarattığında afallıyoruz. Yapay Zekânın tehlikeli gidişatını görmeden değirmenlerle savaşan romantik Don Kişot’lara dönüşebiliriz. Eskime hızı hiç bu düzeyde olmamıştı. Kaygılarımız, isyanlarımız bile eskitiliyor hızla. Bir yıkıma üzülmek üzereyken bir yenisi çıkıyor karşımıza. Minik videolar halinde gözümüzün önünden geçip gidiyor hayat.

Ve yaz geliyor… Pek çokları için tatil ve dinlenme, gün ışığının uzun süre tadını çıkarma demek olmayacak bu elbette. Kimileri keyif çatmak isteyenleri doyurup barındırmak için daha çok çalışacak, seyahat edebilenlere, plajlara serilenlere gıptayla bakacak. Belki de sınıfsal bir öfke ve nefret hissedecek.

Yine de yaz geldi işte. Yıldızlı gökyüzünü izlemek, doğayı içip kafa bulmak mümkün her koşulda. İçinde sevgi ve güzellik taşıyanlar, doğanın dilini ve huyunu anlayanlar için yeni bir mevsim başlıyor. Ne olursa olsun gökyüzü hala yerinde duruyor diyeceğim ama hapisteki arkadaşlarım ya da gökyüzüne bile bakamayacak kadar kederli olanlar geliyor aklıma. Umut hep yeşermeye devam eder biliyorum bunu. Derinlere salar köklerini ve suyu bulur oralarda. Zalimlerin karşısında pek çok yaratıcı eylemle dikilmek mümkündür. Eylem halinde olmak, kötülüğü geriletmek için şu veya bu biçimde direnmek iyimserlik verir insana. Zulüm onlarınsa sokaklar bizimdir. Her şey devinir ve değişir hayatta. Doğanın ritmine kulak vermek önemli.

Diğer yazıları

Sahnede ışıyan iyilik: Ada oyunu – Neşe Yaşın

Bir dönemde marjinal olan dudak uçuklatan sözler ve davranışlar...

Yankı odaları – Neşe Yaşın

Kendi yankı odamda, kendi küçük ve güvenli baloncuğumda yaşadığımı...

Anılar sepetine hoş bir seda – Neşe Yaşın

İlk dizeyi Tanrı söyler, gerisini şair yazar derler. Yazıda...

Farklı Bir İhtimalin Yasını Tutmak – Neşe Yaşın

Bu hafta size aktarmak istediğim bir çocukluk anım var....

Fikret Demirağ’ın hüzün anası – Neşe Yaşın

Kıbrıs’taki neolitik dönemden başlayarak tarihe karşı bir şair duruşu...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,967TakipçilerTakip Et
807AboneAbone Ol

Son eklenenler

Tayvan’ın “anavatanla birleşmesi” Çin için neden bir zorunluluktur? – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin’in temel çıkarlar (核心利益) arasında nitelediği toprak bütünlüğü konusundaki...

Siyasal iklimde sıcak günler dokunurken – Özkan Yıkıcı

Son birkaç gündür, kendi mahallemde Kıbrıs’la alakalı siyasal sıcak...

İran Devrimi ve Foucault’nun Siyaset(sizlik)leri – Daniel Bensaïd

Deleuze ve Foucault, her biri kendi tarzında, daha 1970’lerden...

Tayvan’da geri sayım başlıyor… – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin’in Tayvan hamlesine Japonya seyirci kalmayacaktır. Tayvan’da olabilecek gelişmeler...

ABD’yi yatıştırma politikası ve sınırları – Ertan Erol

ABD’nin Küba’ya uyguladığı blokajın yıl başından bu yana şiddetini...

Casino Ekonomisi Üzerinden Bir Gerçeklik Testi: KKTC Ne Kazanıyor, Ne Kaybediyor? – Mertkan Hamit

Doğu Akdeniz’de kumar sektörü üzerinden yapılan karşılaştırmalar, aslında ekonomilerin...

Görünür, görülmezlik altında gerçekleri arama hamleleri – Özkan Yıkıcı

Etrafımızda savaş var. Savaşın yükü bize dek çoktan geldi....

Canlı yayın