17 Şubat 2026, Salı
13.8 C
Lefkoşa
iktibasÖzgür GürbüzBugün Daniel, yarın Mehmet - Özgür Gürbüz

Bugün Daniel, yarın Mehmet – Özgür Gürbüz

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Daniel Fırtına’sı önce Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye’yi sonra da Libya’yı kasıp kavurdu. Kırklareli, İstanbul ve Yunanistan’da can kaybına neden olan fırtına Libya’da ise büyük bir afete dönüştü. Ölü sayısının 20 bini bulabileceği belirtiliyor. Beş binden fazla insanın hayatını kaybettiği belirtilen Derne kentinde yıkılan iki baraj, seli büyük bir felakete çevirdi.

Libya’daki felaketin iklim ve siyaset kaynaklı nedenleri var. İklim krizinin aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddetini her geçen gün artırdığını biliyoruz. Görüşlerini almak için iklim değişikliği ve yer bilimleri konularında yıllardır çalışan Prof. Dr. Murat Türkeş’i aradım. Türkeş, Libya’yı vuran Daniel Fırtınası ve benzerlerinin bölgemizde her zaman görülebileceğini vurguladı. İklim değişikliğiyle giderek ısınan dünyada buharlaşmanın arttığını, bunun da hava kütlelerinin daha fazla nem tutmasına yol açtığını anlattı. Bu durum, özellikle yazdan sonbahara, bahardan yaza geçiş dönemlerinde görülen yağışların daha şiddetli olmasına neden oluyor diyen Türkeş, direngen kentler kurmak ve kentlerin bozduğumuz coğrafyasını onarmak zorunda olduğumuzu söylüyor.

Ne demek kentlerin bozulan coğrafyasını onarmak? Betona hapsettiğimiz, sağını, solunu, önünü derken üstünü de kapatıp bir anlamda betona gömdüğümüz nehir, çay ve ırmakları yeniden özgürleştirmek demek. Somutlaştıralım. Yağışlarda taşan, varlığını hatırlatan kent içindeki birçok derenin, çayın özgün akışına yeniden kavuşmasını sağlamaktan, İstanbul’un suyunu tutan Kuzey Ormanları’na yaptığınız havalimanı ve üçüncü köprüyle bağlantı otoyolları sökmeye kadar gitmesi gereken bir süreçten bahsediyoruz. Yapılan tüm yanlışları düzeltmeliyiz çünkü artık yağışlar eskisi gibi değil.

Petrol, kömür ve doğalgaz tüketiminden vazgeçip, iklim krizini durdurmazsak bu felaketler her yıl yaşanacak. Her yıl betona hapsettiğiniz bir dere bize kendini hatırlatacak. Ondan sonra fırtınanın adını Mehmet mi, Recep mi yoksa Yavuz mu koyarsanız, orası size kalmış. Deprem için hazırlamaya çalıştığımız kentleri iklim felaketlerine karşı da dirençli hale getirmeliyiz. Betonu, asfaltı sökmek mi zor yoksa her yıl yüzlerce insanı toprağa gömmek mi?

∗∗∗

Gelelim Libya’daki felaketin siyaset ayağına. Kaddafi’nin 2011 yılında NATO destekli bir müdahaleyle devrilmesiyle Libya’da halkın sorunlarıyla ilgilenen bir otorite kalmadı. Varını yoğunu silaha yatıran ve ülkede egemenlik kurmak isteyen tarafların mücadelesi kaldı. Altyapı, adalet, demokrasi gibi refah toplumlarının ve halkın güvencesinin gizli kahramanları arka planda kaldı. İklim gibi uluslararası kamuoyunun gündemindeki konular da Libya’da konuşulmuyor.

Derne’de aşırı yağışlar sonucu yıkılan ve felaketi büyüten Derne ve Mansour barajlarının durumu da anlattıklarımızın bir kanıtı gibi. Derne Belediye Başkan Yardımcısı Ahmed Madroud, El Cezire televizyonuna, 1973-1977 yılları arasında Yugoslav şirketi (bugünkü adıyla Hidrotehnika-Hidroenergetika) tarafından sulama amaçlı kullanılmak üzere yapılan iki barajın en son 2002 yılında bakımdan geçtiğini söyledi. 2022 yılında su baskınlarına karşı barajların sorunlarını belirten bir akademik makalenin de olduğu da Fransız basınında yer aldı. 75 metre yüksekliğinde, 18 milyon metreküp su tutma kapasitesine sahip Derne setinin kaya ve kilden yapıldığını şirketin sitesindeki bilgilerden anlıyoruz. İklim bilimi Libya’da gündemde olabilse belki de bu felaket daha az kayıpla atlatılacaktı.

Ülkede otorite yokluğu, fırtınayla ilgili gerekli uyarıların yapılmamış olduğunu da düşündürüyor. Erken uyarı sistemleri iklim krizi çağının olmazsa olmazı. Birçok gelişen ülke gibi Libya’da da para, iklim krizine karşı ülkeyi koruyacak yatırımlara değil silaha, askeri harcamalara, çatışmalara harcanıyor. İHA’ların, tankların, insanları iklim krizinden kurtaramayacağını elbet bir gün anlayacağız. Oyunuzu, desteğinizi silah yapanlara değil, hayatınızı kurtaracaklara verin. Çok geç olmadan.

Diğer yazıları

Grönland’ın eriyen buzulları dünyayı karıştırdı – Özgür Gürbüz

1972 ile 2023 arasında, Grönland’ın yüzde 80’ini kaplayan buz tabakası...

İklim krizinden Venezuela’ya uzanan yol – Özgür Gürbüz

Filmi biraz başa, son ABD seçimlerinin öncesine saralım. Petrol ve gaz...

Gündemden kaçma çabaları – Özgür Gürbüz

Ne iş yapıyorsun diye soran olursa “yarı zamanlı gazeteci”...

TOGG’un yerlilik oranı Ford’a yaklaştı – Özgür Gürbüz

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı iki gün önce bir ara...

Akkuyu 2026 sonuna kaldı – Özgür Gürbüz

AKP iktidarının ilk yıllarında, 2004 yılında yeniden hortlatılan, ilk...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,993TakipçilerTakip Et
774AboneAbone Ol

Son eklenenler

‘Alaturka Faşizm’ veya şeylerin gerçeğiyle yüzleşebilmek… – Fikret Başkaya

‘Faşizm demokrasinin karşıtı değil, onun kriz zamanındaki evrimidir.’ Bertolt Brecht ‘Kapitalizme...

Orta güçler ittifakı yeni ‘üçüncü dünyacılık’ mı? – Ceren Ergenç

Dönüşen küresel dinamiklere ayak uydurmaya çalışan Avrupa’ya ayak uydurmaya...

Sömürgecilig Goşullarında EKTAM Direnişi – Halil Karapaşaoğlu

6 Şubad 2026 tarihinde DEV-İŞ’e bavlı EMEK-İŞ, EKTAM KIBRIS...

Bir Veda Konuşması ve Sanata Dair Bazı Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

Kilisede takım elbisesiyle tabut içinde yatan adamın yanı başında...

Onlarca ifade, yüzlerce isim, milyonlarca belge, sıfır dava – Aras Coşkuntuncel

Temsilciler Meclisi Üyesi Jerry Nadler: Epstein’ın suç ortaklarından kaçını suçladınız?...

Başkanın tüm tarafları – Fehim Taştekin

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) kontrolündeki stratejik manivela araçlarının neredeyse...

Tek seçenek reddetmek – Serdar M. Değirmencioğlu

Militarizmin, acımasızlığın ve utanmazlığın her gün ısrarla bütün dünyaya...

Laikliği sahiplenmek sınıfsaldır – Korkut Boratav

Sosyalist sol düşün üzerinde sahibi olduğu ağırlığı, küçük parlamento...

Canlı yayın