31 Ağustos 2025, Pazar
35.8 C
Lefkoşa
Kıbrıs iktibasNidai MesutoğluGandırıkçı ne demek mi? – Nidai Mesutoğlu

Gandırıkçı ne demek mi? – Nidai Mesutoğlu

Sabah Kahvesi programında Gazeteci Sami Özuslu günün sorunu sordu: “Gandırıkçı Ne demek?”

Her gün sabah Saat 07:30’da başlayan program artık toplumda vazgeçilmez bir hal aldı. İnsanlar sabah kahvaltısını onsuz yapamıyor.

Hiç adetim değil ama bu kadar “yalakalıktan” (şaka şaka) sonra gelelim asıl sorunun yanıtına:

Sami Özuslu günün sorusunu hazırlarken güncel olaylar ve siyaseti de göz önüne alarak hazırlar. Bu anlamda bir şekilde kendi duygularını da yansıtır.

Bu soruyu sormasındaki sebep farklı olabilir ama Meclisin bahçesine koymak istenen büstlerin ilgili kişilere benzemediğini ve bir aldatmaca olduğunu düşündüğünden olabilir.

Aslında toplum olarak her gün aldatılıyoruz. Zaten gandırıkçı sözcüğünün anlamı da yalan söyleyerek inandırmaya çalışmaktır.

Hatta eskilerde Kıbrıslı Türklerin çok söyledikleri bir de özlü söz vardır: “Gandır çocuğu da taksim istesin” Bu sözü çoğundan duydum ama aklımda kalan bir kişi de Ahmet Derya’dır.

Kıbrıslılar ve özünde Türkler niçin hep aldatılan, gandırılan taraf olmuştur?

  1. Abdülhamit Ada’yı İngilizlere tüm canlılarla kiraya verirken de “gandırlıdık” mıydı?

İngilizler Kıbrıs’a çıktığında geçtikleri yerlerde insanlara şilinler vererek onların tepkilerinden kurtulmayı başarmışlardı. Kıbrıslılar kendi yurtlarında özgür yaşamak yerine sömürgecinin yönetiminde yaşamaya “gandırlımışlardı.”

EOKA, Enosis sevdasıyla İngilizlerle çatışmaya başlayınca Kıbrıslı Türkler Londra’ya bir heyet göndermişlerdi. İstekleri çok derin anlam içerir!: “Biz İngiliz idaresinde yaşamak istiyoruz” diyerek İngiliz kraliyetine bağlılıklarını söylemişlerdi.

İngilizler bu isteği yerinde bulmamışlar ve onlara: “Bu yüzyılda sömürge yönetimini savunmak hoş karşılanmaz. Siz de “Taksim” isteyin diye “gandırmışlardı.”

İngilizler, EOKA’ya karşı mücadele ederken Kıbrıslı Türkleri polis yazarak Rumlara karşı kullanmışlar ve “Körü körüne İngiliz dostluğu güttük” diyerek gandırılmışlardı.

Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda yapılan anlaşmalarla Cumhuriyetin egemenlik ve toprak bütünlüğünü sağlasın diye kendi kendilerine görev veren devletler tarafından bu kez tüm Kıbrıslılar gandırlımıştı.

1963 olayları sebep gösterilerek İsmet İnönü’nün uyarılarına rağmen Türkiye’deki derin devlet ve buradaki uzantıları Cumhuriyetteki hak ve görevlerimizden vazgeçilerek, BM Güvenlik Konseyi kararı ile Cumhuriyeti Kıbrıslı Rumlara bıraktık. Yine gandırldık.

Yurdumuz bölme planları yapan NATO 1974’te düğmeye bastı. Garantörler sayesinde ortak vatanımız NATO’nun isteği ve Tükiye’nin askeri gücüyle bölündü. İnsanlar canından, malından oldu. Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar kendi iradeleri dışında bölünmüş adamıza yerleştirildiler.

Bize “Sizi biz kurtardık” diyerek yıllardır aşağıladılar özgülüğe kavuşmuşuz diye gandırdılar. Bu diyet hiç ödenmedi ve bitmedi.

Zorla evlerinden mülklerinden edilen insanların terine Osmanlı’nın yaptığı gibi nüfus taşıdırlar. 16. Yüzyıl kurallarını 20. Yüzyılda hiçbir uluslararası hukukla uymadan uyguladılar. Bu kez de tüm dünyayı gandırdılar.

Kurdukları Cumhuriyet hiçbir zaman tanınmadı. “Tanıtacağız, yaşatacağız” diye yıllardır gandıyorlar.

“Egemen ve eşit devlet” diyerek gandırmaya devam ediyorlar.

Dağlara çizdikleri bayrak geceleri aydınlatılırken evlerimizde elektriklerin ne zaman ne kesileceğini, kesilen elektriğin ne zaman geleceğini, hesaplıyoruz. “Geleceğe yürüyoruz” diye kandırdılar. Karanlıklarda yolumuz bulamıyoruz.

Gece yollar ve caddeler zifiri karanlık içinde kalırken onlar basın ve medya karşısına çıkıp yüzleri kızarmadan, utanmadan söylüyorlar:” Halkımızın Refah seviyesini artırmak için canla başla çalışıyoruz” gandırılıyoruz.

Gandırılmadığımız gün yok ki. Önce dedelerimiz, sonra babalarımız, şimdi bi,z daha sonra çocuklarımız ve torunlarımız gandırılmaya devam edilecek.

Ganırıkçısı olmayan günlerin gelmesi dileğiyle…

Diğer yazıları

Osmanlı’nın son yıllarında Düyûn-ı Umûmiye ve Erdoğan’ın tutumu – Nidai Mesutoğlu

Sürekli duyduğumuz bir söz var: “Tarih tekerrürden ibarettir” Anlamı...

Erdoğan’ın Sisi ziyareti ve bir fıkra – Nidai Nesutoğlu

Sosyal medyada kullanıcıları büyük olasılıkla bu fıkrayı biliyorlar. Haber...

Din bezirganlığından din tüccarlığına – Nidai Mesutoğlu

Bezirgan sözcüğünü şimdiki nesil bilmez. Yaşı 60’ı aşmış olanlar...

Kıbrıs Sorunu, Erdoğan ve Can Atalay – Nidai Mesutoğlu

Sol dünya görüşünü savunmak ulusal değil sınıfsal bir düşünceyi...

Nikos Hristodulidis’in paketi bireysel haklar verirken toplumsal haklardan söz etmiyor, en can alıcı nokta budur

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis aylar önce duyurusunu yaptığı...
3,220BeğenenlerBeğen
631TakipçilerTakip Et
4,054TakipçilerTakip Et
598AboneAbone Ol

Son eklenenler

Zencir – Halil Karapaşaoğlu

Sömürgecilig olgusu saf bir düşünce deyil, yaşanan durumlar bütünüdür...

Masumiyetin yitişi ve barbarlık çağı – Neşe Yaşın

Işık Kitabevi bu yılki kitap fuarında yaşadığımız barbarlık çağı...

Trump’ın ‘güney’ cephesi: ABD donanması Venezuela kıyılarında – Kavel Alpaslan

ABD’nin askeri müdahale ve ekonomik yaptırım sopası ile yürüttüğü...

Doğu Avrupa ve Ukrayna düğümü – Yücel Özdemir

Alman faşizmi, sonradan Dünya Barış Günü’ne kaynaklık eden 1...

İki ülkeden, genel emperyalist faşist uygulamalar: ABD ve Arjantin – Özkan Yıkıcı

Artık anormal denilen me varsa mormaleşen gerçeği ile karşı...

İran’a karşı ‘Tetik Mekanizması’ devrede: Tetiği çektiren ABD – Ela Ava

İsrail saldırılarıyla başlayan ve ABD saldırısıyla devam eden 12...

Darbeci Hafter’den kardeşim Hafter’e – Umut Can Fırtına

MİT Başkanı Kalın’ın Libya’da Hafter ile bir araya gelmesi,...

Canlı yayın