Kıbrıs iktibasHare YakulaÖzgürleşmenin ön koşulu eleştirel pedagoji - Hare Yakula

Özgürleşmenin ön koşulu eleştirel pedagoji – Hare Yakula

Pedagoji, öğrenmenin nasıl olduğu veya nasıl olması gerektiği üzerine çalışılan bir bilim alanıdır. Günümüzde pedagoji kavramı öğrenme ve öğretme süreçleriyle ilgilenir.

Ana akımlaşıp gelenekselleşen pedagojiye eleştirel baktığımızda, toplumdaki güç ilişkilerinin nasıl yeniden üretildiğini ve sosyal adaletsizliğin temelinin nasıl oluştuğunu anlayabiliriz. Günümüz insanını algılamak, davranışlarındaki neden sonuç ilişkisini kavrayabilmek için geleneksel pedagojiyi analiz etmek gerekir. Analiz için öncelikli olarak eleştirel pedagoji kullanılmalıdır.

Eleştirel pedagoji, gelenekselleşen ve ana akımlaşan pedagojiyi bir baskı aracı olarak tanımlıyor. Mevcut düzenin devamını sağladığı iddiasıyla bizlere yeni eleştirel bir bakış sunuyor. Geleneksel pedagojinin eşitsizlikleri devam ettirdiğini, ezen ve ezilen sınıfların nasıl bir ilişki içerisinde olduğunu göz önüne seriyor.

Bir öğreten yani bir öğretmen sınıf içerisinde bilgiyi dağıtan rolüyle güç ve otorite sahibidir. Öğrenenler yani öğrenciler ise pasif ve edilgendir. Öğrenenlerinin/öğrencilerin bilgi ve deneyimleri öğrenme sürecine dahil edilmez. Sürece etkisi olmayan, söz hakkı bulunmayan, nesneleşen öğrenenler/öğrenciler sorgulama yetisi edinemez. Dünyayı sorgulama becerisine sahip olamaz. Bu işleyiş eşitsizlik yani ezen ve ezilen taraflar üretir.

Halbuki eğitim, öğrenen konumundakileri özgürleştirici, eleştirel düşünceye sevk edici olmalıdır. Özne konumundaki öğretmen veya bilgi dağıtıcı, öğreneni nesneleştirip pasifleştirmek yerine aktifleştirmelidir. Edilgenlikten kurtarmalıdır.

Geleneksel pedagoji kural koyuculara içkindir. Özne-nesne ya da ezenle-ezilen arasındaki ilişkiyi belirleyen şey kural koymaktır. Kural koyma, belirleme kural koyanın dayatmasıdır. Her kural koyuş bir insanın başka bir insana kendi seçimini dayatmasıdır!

Geleneksel pedagoji yaklaşımıyla, kural koyan ile bu kurallara tabi olması beklenenlerin bilinci ve zihniyeti uyumlu hale gelir. Taraflar sorgusuz sualsiz kanıksanır. Roller normalleştirilir. Nesneleşenler sosyal adaletsizliğin farkına varmaz, sorgulamaz. Mevcut yapı devam eder. Bu durum ancak kural koyucunun zihni değişirse ve bilinci yükselirse terse çevrilebilir.

Günümüz ürünleri apaçık ortada! Değişim için eleştirel bilincin oluşması, sosyal adaletsizliklerin ifade edilebilmesi, ezenleri memnun eden baskıcı durumların farkına varılması için eleştirel pedagoji yaklaşımı ön koşul olmalıdır. Bir öğrenme ortamında bireyler farklı konumlarda bulunuyorsa, eşit değilseler katılımcılıktan bahsetmek mümkün değildir Eğitim ancak ve ancak herkes bilgi sürecine katılabilirse, kural koyabilme hakkına sahip olabilirse özgürleştirici olabilir.

Geleneksel olana eleştirel yaklaşmak bizleri eşit öznelere dönüştürebilir.

Geleneksel olana eleştirel bakmak özgürleştirici bilgiyle buluşturup özgürleştirici pratiğe kavuşturabilir.

Devamı bir sonraki yazının konusu diyerek burada noktalıyorum.

Diğer yazıları

Sömürgecinin dayattığı Siyasal İslam’a karşı Kemalizm sığınak değil çıkmaz sokaktır! – Hare Yakula

Yaz tatili sonrası okulların açıldığı ilk hafta “Şarkı bilen,...

Kuru vajinaların ticarileştirildiği küresel ağda bir durak: Kuzey Kıbrıs – Hare Yakula

Sarı saçlı, beyaz tenli genç bir kadın Burhan Nalbantoğlu...

Hi Barbie! – Hi Feminizm! – Hi “Düzene” hizmet eden kadın vekiller! – Hare Yakula

Barbie’de yaratılış miti göndermesi…1968, Kübrik imzalı “2001: A Space...

KKTC/ Potemkin köyü aldatmacası/ Üç Başlı Ejderha/ Sığındım Köklerime – Hare Yakula

1787 yılında Grigori Potemkin, İmparatoriçe II. Katerina’nın ziyareti nedeniyle,...

Gökkuşağının kriminalizasyonu ve kutuplaştırma siyaseti sömürgedekine de düşer! – Hare Yakula

Tarihe bakılınca eşcinsel ilişkiyi yasaklama ve kriminalize etme politikası...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,970TakipçilerTakip Et
823AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...

Dolar ve F-35 – Hayri Kozanoğlu

Marksist iktisatçı Lapavitsas, yeni emperyal düzeni “dolar ve F-35’in...

Doruk’tan gelen ses: Hangi taraftasın? – L. Doğan Tılıç

İşçi sınıfı mücadeleleri içinde madencilerin, en başta da terini...

İran, savaşı kaybetmedi – Evren Balta

İran askeri olarak ağır darbe aldı ama siyasi olarak...

Trump’ın Amerika sömürge devletleri – Ingo Schmidt

ABD, dünyanın emperyalist yağmasındaki payından çalındığını hissettikçe liderliğinden şüphe...

Suikastlerle Amerikan gerçeği civarında dolaşmak – Özkan Yıkıcı

Tartışılmaz şekliyle Amerika, sistemin süper gücüdür. Gerilemekte olan son...

Facebook; Sessizleşdirilen Cemaad – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlılara facebook üzerinden Hindistan merkezli şirkedler tarafından sisdematig bir...

Çernobil’in 40. yılı: Temiz enerji değil sömürü projesi – Sedat Başkavak

Bugün, 1986 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santrali patlamasının...

Canlı yayın