yaklaşımlarYılmaz ParlanAkıncı’ya açık mektup - Yılmaz Parlan

Akıncı’ya açık mektup – Yılmaz Parlan

yilmazparlanSn. Cumhurbaşkanı, Konumuz herkesin malumu Derinya Kapısı. Kıbrıs’ta Bölünmüş iki kentten biri olan Mağusa’daki Derinya kapısı Esnaf için yaşamsal öneme sahip olduğu kadar Kıbrıs’ta çözümün de mihenk taşıdır. Öyle olduğu içindir ki, tüm kesimlerin destek vermesine ve finansmanının da AB tarafından karşılanmasına rağmen bir türlü açılamamakta, açılacağına dair bir tarih verilememekte ve sancılara vesile olmaktadır. Çünkü bizlere gore çözümün şifresi Derinya’dır.  Mağusalı Esnaflar olarak düşüncemiz; Çözüm kapsamlı görüşmelerde, bütünlüklü çözüm arayışlarında-çalışmalarında değildir. Zaten geçen 42 yılda bunu net olarak göstermiştir. Halk dilinde buna ‘’Bütünlüklü çözüm masalları’’ deniyor.

Derinya, Protoras, Aya Napa ve Paralim’de yıl içerisinde toplam 2 milyon turist konaklamaktadır

Bu mektup, yaptığınız açıklama üzerine Esnafın yanıt hakkını kullanmak istemesinin bir aracıdır Açıklamada ‘’Derinya kapısında bir sorun olmadığını, ama Lefke’de sorun olduğundan,  belli ki bir zamana ihtiyaç duyulacağına ve her iki kapının eş zamanlı olarak açılacağına’’ vurgu yaptınız. İşte bizler bunu anlamakta zorlanıyoruz. Lefke de bir turizm potansiyeli yok. Ancak Mağusa’nın  hemen yanıbaşındaki Derinya, Protoras, Aya Napa ve Paralim’de yıl içerisinde toplam 2 milyon turist konaklamaktadır. Kuzeyde bu yıl turizmde % 50 düşüş yaşandığı, Esnafın büyük işletmelerden kaynaklanan haksız rekabetten canının yandığı  herkesin malumu olduğu gibi, teşvik primi ile adamıza getirilen turistlerin Otellerin ve tur operatörlerinin talepleri doğrultusunda Esnaftan saklandıkları da bir sır değildir. TC’li rehberler  ‘’burada alışveriş yapmayın, biz sizi Türkiyedeki büyük fabrikalara götüreceğiz. Çarşıya inerseniz de, ne isterlerse yarısını verin’’ politikasını devreye koyup yerel alışverişe büyük bir takoz koymaktadırlar. Durum böyle olunca Derinya kapısı Esnaf için daha da bir önem kazanmakta, elzem haline dönüşmektedir.

Seçim kampanyanızda Mağusalı Esnafa bir sözünüz olduğunu hatırlatmak isteriz

2003’de kapılar nasıl sabahtan akşama açıldı ise, Derinya kapısının da hemen açılabileceği inancını taşımaktayız. Zaten hali hazırda 70 yıldır kullanılan bir yol var oracıkta. Ha siz yolu güzelleştirip, alt yapısını daha da güçlendirmek isterseniz, onu kapılar açıkken de yapabilir böylece  ikinci bir yaz sezonunu kaybettirmemiş olursunuz. Bu bizim için çok ama çok önemlidir. Bu talebimizde de ısrarcıyız. kaybetme lüksümüz olmadığı gibi ‘’Barış’’ iddiasında olan Türk tarafı ve şahsınız için de bu bir sınav niteliği taşımaktadır. Kapının açılmasına tarih verilemediği gibi sürekli ileri tarihlere atılması, işin  olabildiğince  yavaştan alınması, doğal olarak kuşkuları da beraberinde getirmektedir. Bize ’’5-6 ay daha bekleyiniz’’ diyorsunuz da, 42 yıl bekledik yetmedi mi? Siyasi çözüm olarak daha ne kadar bekleyeceğiz ve bölünmüş bir kentin ızdırabına daha ne kadar katlanacağız? Ekonomik olarak ise Esnafın tamama yakını bitmiş durumdadır. Seçim kampanyanızda Mağusalı Esnafa bir sözünüz olduğunu hatırlatmak isteriz. Bilesiniz ki amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemektir. Derinya kapısının hemen açılması Kıbrıs Türk toplumuna prestij kazandıracağı gibi, hayat öpücüğü de olacaktır. Bunun sizin hanenize ise bir artı  olarak yansıyacağını da  unutmayınız.

Zamanında yapılmayan şeylerin bir manası da olmaz, kıymeti de

Kapı kamuoyunun gündeminde iken, kapı açma fırsatınız var iken, sürekli ayak sürünmesi bizi de sizi de yormaktadır.  Bugün bu fırsat penceresi varken onu ileri tarihe atmanıza, ne esnaflar ne de kamuoyu tarafından sıcak bakılmaktadır. Hem 6 ay sonra açacağınızın garantisi nedir söyler misiniz allahaşkına? Biliyorsunuz ki Kıbrıs çok kaygan bir zemin, geçenlerde İstanbul’da bile yemek kazasına uğradınız ve görüşmeler yok yere 1 ay kadar aksadı.  Tekrar aksamayacağı ne malum? Nitekim Turizm Bakanı’nın açıklamalarını okudunuz.  Kapılarda yeni tedbirlerden bahsetti. Tabii  amaç belli ki masayı devirmek! Dahası gördünüz.  Türkiye’de darbe teşebbüsü oldu, zemin olabildiğince kaygan.  Başarıya ulaşsa ortada ne masa kalacaktı ne de görüşme. Buna rağmen temsilciniz Özdil Nami durumu  fırsat bilip görüşmelerin çöktüğünü söyleyiverdi! Derinya kapısı her zamankinden daha önemli hale geldi. Bu yüzden fırsatınız varken kapıyı daha fazla ertelemeden açın ki, topluma bir katkınız olsun. Unutmayınız; zamanında yapılmayan şeylerin bir manası da olmaz, kıymeti de. Bu küçücük adada yarın birbirimizin yüzüne bakacağız yine. Bize sonrasında ‘’Rumlar masayı terketti, görüşmeler tıkandı ben napayım’’ demeyesiniz sakın. Bunu bir mazeret olarak kabul etmeyiz. İşte bunun için de ‘’Açın şu kapıyı’’ diyoruz. Bize daha fazla eziyet ettirmeyin çünkü ben ve arkadaşlarım 50 yaş gurubunun üzerindeyiz. Şahsen ben yaşadığım sağlık sorunlarınlarından dolayı 20 dakikadan fazla ayakta duramamama rağmen, bu sıcak yaz gününde bizi eylem yapmaya mecbur bıraktınız. Bize kimsenin bunları yaşatmaya hakkı yoktur diye düşünüyoruz.

Kıbrıs sorununun çözüm şifresi ve anahtarı kapalı Maraş ve Derinya’dır

Bu kapıyı madem ki sorun yok, hakikaten  çok mu zor şu an hemen açmak, ya da bir tarih vermek? Daha ne kadar bu tarihlerle oynayacaksınız Sn Cumhurbaşkanı? Hiçbirimizin hayatı da sonsuz değil, görev süresi de…  Mağusalı Esnaflar olarak bizler Sarayın bahçesinde yeşile gösterdiğiniz hassasiyeti, kapılara da göstermenizi istiyoruz. Seçim kampanyalarında 4 boyutlu siyasetinizin içinde Derinya kapısı ve kapalı Maraş politikası dilinizden düşmüyor iken, sonrasında nerdeyse isimlerini bile anmaktan imtina eder oldunuz.  Halbuki, Kıbrıs sorununun çözüm şifresi ve anahtarı kapalı Maraş ve Derinya’dır.  İşte sırf bu yüzden  ne kendinizi, ne de bizi daha fazla üzmeyin lütfen.  Açın artık şu kapıyı.  Hem de hemen şimdi!

Diğer yazıları

Bir atama ritüeli ve boykot – Yılmaz Parlan

Hep hareket halinde ama hep ayni yönde hareket eden...

Güzellemeler diyarı ve Dümbük – Yılmaz Parlan

Sosyal medyayı takip ediyorum, profilini değiştiren değiştirene.‘’Büyük lider, kahraman,...

Kimliksizler ve AB değerleri – Yılmaz Parlan

 Kendilerini Kimliksiz tanımlayan bir grup insan güneyde Kimlik dairesinin...

KTÖS’ün Rejimle Dansı – Yılmaz Parlan

Bir süre önce KTÖS ve 10’ncu Köyü yazmış sendikanın...

Kapılar ve istirdat politikaları – Yılmaz Parlan

Son zamanlarda aydın bildiğimiz bazı kişiler Sınır Kapılarının açılmasına...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,976TakipçilerTakip Et
805AboneAbone Ol

Son eklenenler

“Dünya büyük bir kaosa sürüklendiğinde, sonunda büyük bir düzene ulaşılır” – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin, istediklerini elde etmenin ancak sıcak çatışmayla mümkün olabileceğini...

Kısa bir hatırlatma – Özkan Yıkıcı

Geniş Orta Doğu coğrafyasında savaş sürüyor. Emperyalist hegemonya ile...

Deli Adam Teorisi: Nixon’ın Vietnam’ı, Trump’ın İran’ı ve ‘öngörülemezlik’ kartının riskleri – Emrah Katırcı

İlk başkanlık döneminde  (2017-2021) ABD Başkanı Donald Trump’ın “performansı” ...

BM’nin Kıbrıs sorununda zayıflayan rolü – Yücel Vural

Kıbrıs sorununda dönemsel-geçici bir tıkanma mı var, yoksa kuzeydeki...

Savaşı ‘ABD askerinin trajedisi’ lensiyle okumak – Kavel Alpaslan

“İsrail’in savaşında ölmek istemiyoruz!”Bu sözler ABD ve İsrail’in İran’a...

Çin bu savaşın neresinde? – Hayri Kozanoğlu

Çin’in İran savaşında ‘düşük profilli’ tutumu bazılarını hayal kırıklığına...

Konuyu ele alırken – Özkan Yıkıcı

Bilmem farkında mısınız: Hele de son yaşanan olayları da...

Türkiye hâlâ “seçimli otoriter” mi? – Cansu Çamlıbel

Hükümet medyasının son bir haftadır kulağına fısıldanan üç senaryo...

Canlı yayın