10 Şubat 2026, Salı
18.8 C
Lefkoşa
yaklaşımlarHalil PaşaTC-KC Adanın “Taksim”ini kalıcılaştırırken 4 - Halil Paşa

TC-KC Adanın “Taksim”ini kalıcılaştırırken 4 – Halil Paşa

halilpasaİrsen Küçük başkanlığındaki UBP hükümeti döneminde imzalanan antlaşmayla, Türkiye’den gelecek suyun Panağra köyündeki gölete akıtılması, gölet dahil adanın Kuzey coğrafyası boyunca suyun dağıtımın yapılacağı tüm borularının geçtiği her toprak parçası üzerindeki kontrolün tamamen Türkiye Cumhuriyeti’ne devredilmiş olduğu da bilinmeyenimiz değildir. Öyleyse şöyle bir sorunun cevabı da bilinmeyen değildir!. Türkiye devleti, Mal Tanzim Komisyonu aracılığıyla satın aldığı topraklara, bir de UBP’den aldıklarını mı eklemiş oluyor?  Su borularının geçtiği tüm toprak hattının sevk ve idaresinin tamamen TC yönetimine geçtiğini ilan eden birantlaşmayı dayatan RTE ve AKP yöneticilerinin açıkça Kıbrıslıtürklere güvenmediğinin, bu nedenle de adanın Kuzeyinde onbinlerce askerine ve yüzbinlerce vatandaşına rağmen, hala Kıbrıs’ta kendine “yasal bir hakimiyet” kurma çabasının en açık delili değilse nedir ki bu antlaşma?
Ama iş bununla da kalmıyor.Bakın size bu yıl bizzat ilk elden öğrendiğim bir olayı anlatayım.

Bir banka müdürü,“gelin şu refüjleri çer-çöplere gark olmuş, anayolu tali yoluna karışmış, kaldırımsız çiçeksiz yarım kilometrelik caddeyi, planlaması sizden finansmanı bizden imar ederek, gelip geçenlerin imreneceği modern bir bulvara çevirelim” diyerek belediyemize teklifte bulunur.

Çalışmalar yapılır, projeler ve de finansman da hazırlanır hazırlanmasına da. En sonunda belediye başkanı,işe gönüllü olan bankanınmüdürünü uyarmayı ihmal etmez.

“Bu cadde üzerinden su boruları geçecek. Geçtiği yerler ve üzerindeki toprağın kontrolü artık suyu getiren TC makamlarının kontrolünde olacak. Bu durum belediye olarakelimizi-kolumuzu bağlıyor. Yani tüm yapacaklarımız, belki bir gün, bir hafta, ya da birkaç ay sonra, bilgimiz dışında, isteğimizden bağımsız yıkılabilir.

Sonuç:

Proje belediyenin, paralar da bankanın kasasında kalır.

Cadde mi?

Yıllardır tali yolun ana yola karıştığı, eksik kaldırımlı, trafik kazalarının sık gerçekleştiği, toz-toprak ve içler acısı hal-i perişanıyla o cadde adeta dökülüyor.

Her gün üzerinden geçen binlerce otomobil, minibüs, üniversite otobüsü ve de kamyonlardaki, on binlerce memur, işçi, öğrenci ve esnafın, kendilerini daha çok bir Ortadoğu kasabasında yaşıyor olduklarını kanıksanmış olarak sürüyor…

KIBRIS SORUNUNDA RTE VE AKP FARKI ORTAYA ÇIKIYOR

Türkiye, yakaladığı en küçük siyasi-sosyal ve ekonomik fırsatları, adanın kuzeyini Türkiye coğrafyasına entegre edecek, ayrıca tüm adanın kara ve deniz sularında çıkabilecek olası tüm doğal zenginliklerinden de bir şekilde pay kapacak biçimde kendi lehine değerlendirmeye çalışıyor.

Türkiye’nin,KKTC hükümetlerinden toplum liderine, “Kıbrıs Sorununun çözümünde daima karşı taraftan bir adım önde” olmalıyız diye söyleminin özünde, onun bu uzun vadeli çıkarları mı vardır?

Bunu anlamak için elbette çok zeki olmak ya da siyaseti hatmetmek falan gerekmez.

Türkiye devleti, Demirel’den Ecevit’e, 12 Marttan 12 Eylül darbelerine, askerinden sivil bürokrasisine nerdeyse yarım asırdan bu yana, Kıbrıs Sorununda çözümsüzlüğe ve bölünmenin kalıcılaşmasına yardımcı olan Denktaş’ın politikalarına destek olagelmiştir.

On iki yılı aşkın bir süredir RTE ve AKP’nin yukarıdaki öncellerinden farkı ise, Türkiye’nin adadaki kısa ve uzun vadeli çıkarlarını, çok daha hoyrat ve tehditkar söylemlere dayandırarak, bölünmenin kalıcılaşmasını, adanın kuzeyinin “Sünnileştirilip Türkleştirilmesini” çok daha hızlandırmasıdır.

Mustafa Akıncı daha ayağının tozuyla Türkiye’deki bir TV programına çıktığı zaman ne demişti “ağzından çıkanı kulağı duyması lazım…”

Başka?

“Kardeş olarak çalışmanın da şartları vardır” diyerek Türkiye’nin bedel ödeyerek şehitler vermiş olduğunu belirtmiş, halen yıllık ödeme azı yok fazlası var diyerek 1 milyar dolar civarında olduğunu söyleyerek, “on yıl önce öğrenci sayısı 25 bin iken 60 bine yükselmiş” diyerek aba altıdan bir de sopa sallamıştır. Aslında RTE, M. Akıncı nezdinde Kıbrıslıtürklere olduğu kadar Kıbrıslırumlara da Kıbrıs Sorunuyla yalnızca yakından ilgili değil ama çokda yetkili olduğunu açıkça göstermiştir.

Bir muhabirin “sor bana söyleyim sana” mealindeki sorusuna verdiği hazırdaki cevabıyla“RTE, gelmiş geçmiş başbakan ve Cumhurbaşkanları arasında, Kıbrıs konusunda“Türkiye’nin siyasi niyetlerini en açık eden zat-ı şahane” olarak zuhur etmiştir.

Diğer yazıları

KİTAP ELEŞTİRİSİ: YAŞANDIĞI GİBİ-Mustafa Akıncı (1983)… 3 – Halil Paşa

15 KASIM 1983, ADANIN OBJEKTİF KOŞULLARI Bir gün öncesine kadar...

KİTAP ELEŞTİRİSİ: YAŞANDIĞI GİBİ-Mustafa Akıncı (1983)… 2 – Halil Paşa

DENKTAŞ’IN SARAY TEHDİDİNE TC BÜYÜKELÇİSİ ARKA ÇIKIYOR 14 Kasım günü...

KİTAP ELEŞTİRİSİ: YAŞANDIĞI GİBİ-Mustafa Akıncı (1983)… 1 – Halil Paşa

Mustafa Akıncı’nın yazıya döktüğü ve ‘Söylem yayınları’ tarafından Şubat-2024’de...

Kayıp Ağaçlar Adası – Halil Paşa

Elif Şafak’ın İngilizce kaleme aldığı “The Island of Missing...

Öksüz Atlar Ülkesinde 2 – Halil Paşa

Gelelim romanda okuru bekleyen bilgi, belge tadındaki anlatı ve...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,995TakipçilerTakip Et
770AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dikkat Ekonomisi, Kültürel Temsiliyet ve Yapay Zekâ – Çağla Elektrikçi

Manuel Castells’in (1996, 2009) “ağ toplumu” kavramı, çağımızda dikkat...

Seks, yalanlar ve video kayıtları: Esptein skandalının siyaseten düşündürdükleri… – Yonca Özdemir

ABD’de Jeffrey Epstein dosyalarının önemli bir bölümü geçenlerde kamuoyuna...

Dünya Düzeni El Değiştiriyor – Şener Elcil

“Tarih tekerrür eder, tarih tekerrürden ibarettir” veya “Geçmişi hatırlamayanlar...

İran: Barbarları beklerken – Zafer Yörük

İran, uzun süredir tarihin bir eşiğinde bekliyor. Ama bu...

Gıprızlılar Isgartadır? – Halil Karapaşaoğlu

Sömürgecinin sömürülen içün yaraddıvı “stereotype/sterotib”ler vardır. Bu strotibler genelleşdirilmiş,...

Paralel Monologlardan Diyaloğa Geçmek Elzemdir! – Niyazi Kızılyürek

Öncelikle şunu söyleyeyim. Kıbrıslı Türklerin “Kıbrıs Sorunu” dünya ile...

Latin Amerika solunun fay hatları: 10 başlıkta 2026’ya bakış – Esra Akgemci

ABD hegemonyasına karşı dengeleyici dinamiklerin korunması ve bölge genelinde...

Küresel haydutluğun günlüğüne düşülen birkaç satır – Fehim Taştekin

Trump yönetimi küresel haydutluğun kitabını yeniden yazıyor. Zorbalığın kendine...

Canlı yayın