21 Ocak 2026, Çarşamba
10.8 C
Lefkoşa
Nükleer karşıtı haber ve yazılaranti-nükleer haberEMO: Nükleer kaza riski Türkiye'ye ithal edilmemeli

EMO: Nükleer kaza riski Türkiye’ye ithal edilmemeli

emo-logoNükleer Karşıtı Platform Sekretaryası yürüten Elektrik Mühendisleri Odası’nın 26 Nisan 2014 tarihinde yaptığı açıklama:

Bundan 28 yıl önce bugün (26 Nisan 1986) Çernobil Nükleer Enerji Santralı`nda yaşanan kaza, yıkıcı sonuçları ile tarihe en büyük nükleer kazalardan biri olarak geçti. Kaza sonrası yayılan radyasyona, ilk etapta santral görevlileri başta olmak üzere bölge sakinleri maruz kaldı. Çernobil`den tüm dünyaya yayılan radyasyondan ağırlıklı olarak Karadeniz Bölgesi olmak üzere ülkemiz de etkilendi. Türk Tabipleri Birliği`nin 2006 yılında gerçekleştirdiği çalışmada, Karadeniz Bölgesi`nde kanser görünme sıklığının kazadan 20 yıl sonra dahi diğer bölgelere kıyasla yüksek olduğu tespit edildi.

Çernobil sonrası nükleer santrallara ilişkin alınması gereken güvenlik önlemleri konusunda yoğun çalışmalar yapıldı. Yeni nesil nükleer santralların kurulum, işletme ve maliyetleri oldukça yüksek düzeylere çıktı. Ne yazık ki teknolojik gelişmeler ve nükleer sanayi için sık sık ifade edilen “Nükleer Rönesans” kavramı da kaza riskini ortadan kaldıramadı.

 

Kaza Riski Güncel

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından yapılan çalışmaya göre, 1987 yılı ile Haziran 2013 arasında geçen dönemde nükleer santrallarda Uluslararası Nükleer ve Radyolojik Olay Ölçeği`ne (INES) göre sınıflanan 611 olay ve kaza bildirildi. Bunların 6`sı kaza (seviye 4 ve üstü) olarak isimlendirilirken, 41`i ciddi olay (seviye 3) olarak sınıflandırıldı. Ekim 2011-Haziran 2013 arasında ise gerçekleşen 23 olaydan birinin 3. seviye, 13`ünün ise 2. seviyede olarak listelendiği kaydedildi. İstatistikler, kaza riskinin tüm çalışmalara rağmen bertaraf edilemediğini göstermektedir. Nükleer santrallar söz konusu olduğunda ne yazık ki diğer santrallar için “arıza” olarak nitelendirilebilecek küçük sorunlar bile hızla “kaza”ya sonrada “felakete dönüşme potansiyeli taşımaktadır. Çernobil`den 25 yıl sonra en güvenli santrallardan biri olarak kabul edilen Fukuşima`da yaşanan kaza, riskin ne kadar büyük olduğunu tüm dünyaya bir kez daha hatırlattı.

 

Dünyanın Tersine Yolculuk

Atıkların yok edilmesine ilişkin çözülemeyen sorunlar ve yüksek kurulum-söküm maliyetleri nedeniyle tüm dünyada nükleerden uzaklaşıp, yenilenebilir enerji kaynaklarına doğru bir yönelim zaten söz konusu idi, Fukuşima bu yönelimi hızlandırdı. Teknoloji geliştirme konusunda daha ileride olan tüm ülkelerde kendini gösteren nükleerden uzaklaşma yönelimine karşın AKP İktidarı 1950`lerden kalma bir anlayış ile nükleer santrallar kurdurmak istemektedir. Bugün ne yazık ki Çernobil ile kötü bir sicile sahip olan Rus nükleer sanayisi Akkuyu`da çalışma yürütmektedir. Sinop için ise Fukuşima`ya rağmen Japonya devrededir.

Hem teknoloji hem de yakıt açısından dışa bağımlı olan nükleer santralların ülkemize kurulumu, aynı zamanda kaza riskinin Rusya veya Japonya`dan ithal edilmesi anlamına gelmektedir. Türkiye`nin değerlendirilmeyi bekleyen yerli ve yenilenebilir enerji potansiyeli, ihtiyacı uzun yıllar karşılayacak düzeydedir. Nükleere harcanacak kaynak çok geç olmadan başta rüzgar ve güneş olmak üzere yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanımına sunulmalıdır. Çernobil`in yıldönümünde, en riskli ve pahalı enerji üretme yöntemi olan nükleer santrallar yerine, Sinop`ta rüzgar, Akkuyu`da ise güneş santralları kurulacağının açıklanmasını bekliyoruz.

Diğer yazıları

Japonya, radyoaktif atık suyu okyanusa boşaltmaya başladı

Japonya, bugün yerel saatle 13.00’te (04:00 GMT) 2011’deki büyük depremin...

Akkuyu tehlikesi!

Ertuğrul Senova - Yenidüzen Kıbrıs adasının 90 kilometre uzağında bulunan...

Akkuyu Nükleer Santrali için Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği’nde değişiklik hazırlığı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Su...

İktidarın nükleer enerji konusunda ısrarı sürüyor: Ders almıyoruz!

Japonya'da 11 Mart 2011’de deprem ve tsunami nedeniyle meydana gelen...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,996TakipçilerTakip Et
761AboneAbone Ol

Son eklenenler

Soğuyan kapitalizm, kızışan rekabet: Arktik ve Grönland – Koray R. Yılmaz

İki kutuplu dünya, tek kutuplu dünya, çok kutuplu dünya...

Lenin’in 102. ölüm yıl dönümü: Bir mozolenin ‘eskiye’ kafa tutuşu – Kavel Alpaslan

Kızıl Meydan zihinlerimizde hep ‘Sovyet deneyimiyle’ özdeşleşti: Askeri geçit...

Suriyeli Kürtler – Özkan Yıkıcı

Son dönemde Suriye sık sık konu edilmektedir. Öyle bir...

Yaşatılanlarla İsias Davası – Özkan Yıkıcı

Bazı konular vardır ki hem gerçekleriyle yakar hem de...

“Unutma” Emri – Mertkan Hamit

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin Aydınlık Gazetesi’ne verdiği röportaja...

Büyük Resmi Görebilmek – Şener Elcil

Olaylara kendi dar penceresinden bakanların çok olduğu bir ülkede...

Grönland’ın eriyen buzulları dünyayı karıştırdı – Özgür Gürbüz

1972 ile 2023 arasında, Grönland’ın yüzde 80’ini kaplayan buz tabakası...

Tarımda sınıfsal ayrışmanın yeni cephesi – Özge Güneş

Avrupa Birliği ile Güney Amerika Ortak Pazarı (AB-MERCOSUR), 25...

Canlı yayın