9 Aralık 2025, Salı
14.8 C
Lefkoşa
arşivSaid İlhanNEREMİZ DOĞRU “DEVE MİSALİ” - Said İLHAN

NEREMİZ DOĞRU “DEVE MİSALİ” – Said İLHAN

Kıbrıs’ın içerisine düşürüldüğü “bataklıktan” sözde devam eden “kurtarılma” çabalarına bakarak “umut” beslenebilir mi? Olayın aktörlerinin 50 yıldan beridir bırakın kurtarmayı, çalıştıkça daha da batırdıklarının farkında olmaması mümkün değildir. Zaman zaman “doğru teşhis” konmasına rağmen uygulamada tersi yapılarak bugünlere kadar gelindiği inkar edilemez. Çok uzaklara gitmeyelim, yakın zamana yani günümüze gelelim ve bizde “iradesi” elinden alınan, dalga geçilen toplumu da bir yana bırakarak sahnedeki oyuna bakalım; taraflar “BM kararları çerçevesinde, adil çözüm (Derviş Eroğlu’nun açıklaması)” derken masada “taksim” politikası sürdürülmesi açıkça “çözümsüzlüğe” oynandığının resmi değil mi? Yapılan kamu oyu yoklamaları veya anketlere hiç gerek yoktur… Ne mi yapılabilirdi? Uluslararası anlaşma ve hukuk (ve tabii ki bizim konuda bizi önemsemeyen AB’nin kendi değerleri) rehber alınsa başka yan “katkıya” gerek kalmayacağı açıktır.

Kaldı ki  ortada BM Güvenlik Konseyi tarafından da tescil edilmiş “uzlaşı” doruk anlaşmaları “iki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı federatif çözüm” var… bir türlü başarılamamasının nedenleri bir sorgulansa her şey ortaya çıkmaz mı sanırsınız. Toplumların sesi cılız kalınca sonuç da pek tabii ki bugünden farklı olmayacaktadır. Müzakereleri sürdürenlerin kişilikleri ancak inanıp inanmadıkları konuları savunmak veya reddetmenin dışında bunları “sindirmekle” alakalı o kadar!  Allahtan, bıçak kemiğe mi dayandı yoksa kabaran süt taştı mı ne, bizde “Sendikal Platform” doğdu ve bu mücadenin öncülüğüne soyundu…  Tek engel galiba Batılı ülkelerin bölgedeki çıkarlarının korunması belasında Türkiye’ye muhtaç olnasıdır ki tüm bu “karagözlüklere” fırsat tanıdığını anlamak durumundayız.  Sendikaların Brüksel temasının Kıbrıs’ta çözüm olayına yaptığı olumlu “etki” inanın ki bugüne kadar sürdürülen tüm müzakere sürecinden daha büyük olmuştur diyebilirim.

Demek ki eğer kaale alınmak istiyorsınız, sadece onların saptadığı yer, zaman ve sahnede oynamakla kalmayacak, dışına taşmayı gerektiren durumlarda “boy” göstereceksiniz… Hain, satılmış denecek, bunları çok dinledik; kendileri devleti soyup soğana çevirirken, toprağın her karışını satmaktan çekinmeyenlerin bayrağa sarılarak başvurduğu savunmadan öte geçemez! Orhan Pamuk, Nazım Hikmet ülkesini dünyaya en iyi tanıtrken yönetimler tarafından “hain” ilan edilmişlerdir. Tabii ki sıranın en başında Atatürk de var, Padişah (devleti-ali) onu devlete ihanetle suçlamış ama Kurtuluş savaşını vermekten alıkoymamıştı!

Seçimlerin demokrasi ve halkın serbestçe iradesinin bir göstergesi gösterilmesi ancak geri kalmış toplumlar için geçerli bir durum olsa… Saygısı olanlar öncelikle insan hak ve özgürlükler konusunda biraz duyarlı olur! Savaş hali yaşanır, 200 bin insane yerinden, malından olur ama siz kalkar da bunu görmezden gelirseniz bunun adı nasıl bir “demokrasi” veya “insanlık” anlayışı olur. Hele, 2 gün once AKPA’da Davutoğlu ve sonraki gün Erdoğan’ın Avrupalı parlemenlertere fırça çekmeye kalkışması “çağdışılık” değil de nedir? Kıbrıs konusuna değinen Davutoğlu’nun “Kuzey Kıbrıs’ta şeffaf yönetim /seçimler / özgürlükler var”  ve Türkiye’deki insan hakları ihlalleri konusunda Erdoğan’ın “biz yaptıklarımızla yapacaklarımızı size soracak değiliz” efelenmesine esasen başka türlü ne denebilir? Gerçi onlara “fransız kalmışsınız” dedi ama keşke “biz işte böyle kasımpaşa kabadayısı gibi hareket ederiz” deseymiş!

REHİNELER KONUŞUYOR!

22 Mayıs’ta Güney Kıbrıs’ta ve 12 Haziran’da da Türkiye’de seçimler var… biz de kalkmış Kıbrıs’ta çözüm bekliyoruz! Yoldaş Hristofyas’ın tarafsız kalması gerekirken Cumhurbaşkanlığını unutup hala daha AKEL başkanı gibi partiye destek vermesi ne kadar yararlı olacak bilinmez ancak Türkiye’de Erdoğan’ın yaptıkları ve söylemiyle cahil halktan “oy” koparacağı açıktır. Hristofyas “Kıbrıs’ta iki seçenek var, biri “federasyon” diğeri “taksim” derken yanlış mı, hayır değildir. Türkiye’de yeni makyaj CHP umut olmaktan çok uzaklara düşerken listelerine aldığı şövenist ve kimi “darbeci” soruşturmalara adı karışanların katkı koyması beklenemez. Ama bize en yakın isimler galiba gazeteci (!) Oktay Ekşi hani Kıbrıslıtürklerin anavatanı nasıl sömürdüyle ilgili kaleme aldığı bir makalesinde sarfettiği“dünyada sömürgesi tarafından sömürülen başka bir ülke yoktur” benzetmesiydi. Bir de “bir saatte KKTC vataşlığını nasıl aldığını” övünerek anlatan Sinan Aygün! Bunlar kazanırsa gireceği meclisten ne çıkar, AB / Kürt / Kıbrıs ve diğer dünya meselelerine nasıl bakacak belli değil mi? Türkiye’de kimi kendini aydın ve demokrat sayan kişi ve örgüt kalkıp bu siyasi partiden medet umarsa, bizi daha ne gibi tehlikelerin beklediği ortada değil midir!

Ülkemizde yapılan ve toplum yapısı nedeniyle ne yazık ki taraftar, hatta destek de bulan bir yanlışlık da “sendikalar siyaset yapıyor” suçlamasıdır… evet, sendikalar siyaset yapıyor ve yapmaya da devam edecektir! İşveren durumundaki hükümet veya diğerleri yapınca  olmuyor da onlar yapınca olması kadar büyük bir çelişki ve cehalet olamaz. Artık her şeyin bir nedeni ve bunun ardıında yatanın da “ideolojik” olabileceğini bilmeyenlere has bir argüman! Bugün “açım iş, aş istiyorum” demenin “siyaset olduğu ne zaman öğrenilecek?

Burası yani ülkemz, çıkarları nedeniyle “rehin” alınmış ama bizler daha nelerle uğraşıyoruz… Doğru resme bakamadığımız için ya “hükümete güvensizlik vermeye kalkıyor” ya da “erken seçimi” konuşuyoruz.  Güney’de de benzer durumlar yaşanıyor, hiç olmazsa onların rahatı yerinde! Deveye sormuşlar “neren doğru?”, o da “nerem doğru!” diye yanıtlamış, Bizimkisi o hesap anlayacağınız.

En azından toplumlararası etkinlikler / ilişkiler rayına oturulsa ya! Sadece biri kimlik alma, diğeri kumar oynamaya ve yeyip içmeyle kalmasa… birlikte mücadele ruhunu geliştirse, uluslararasında “ses” bulacak eylemlerde adada yaşanmış ve halen yaşanan gerçekler ortaya konabilmelidir. Yoksa herkes kendi tribünlerine oynamakla kalır ki bud a kendimizi kandırmak olmaktadır.

 

Diğer yazıları

Türkler ve Kürtler! – Said İlhan

(BİR KÜRT AYDININ 7 YIL ÖNCEKİ ÖNGÖRÜSÜ) Türkiye'de Kürt (PKK)...

Rotasız geminin yolculuğu! – Said İlhan

Güney'de başkanlık seçimi yapılmış, kaybedenin kazanına devrettiği yönetimde işler...

Kıbrıs’ı İngiltere’de ararken! – Said İlhan

Ülkemizin kayıp edilmesi yıllar geçtikçe daha iyi anlaşılmaya başlamasından...

Muhalefet(lik) zor zanaat! – Said İlhan

Yanlış bir algı var; "iktidar yani  hükümet edenlere karşı...

Koşulların zorlaması “yol haritası” çizer! – Said İlhan

Adına Batı zorlaması veya bizde Hristofyas randevusu deyin farketmiyor,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,002TakipçilerTakip Et
745AboneAbone Ol

Son eklenenler

Devrimin Bugünkü Anlamı Nedir? – David McNally

David McNally’nin Spectre Dergisi’nin çevrimiçi etkinliği öncesi etkinliğe çağrıyı...

Afrika gerçeklerinde, Benin darbe hamlesi – Özkan Yıkıcı

Çok önemli bir algısal tutsaklıkla başlayacam: genelde sistemleştirme düşüncesi...

Esad sonrası birinci yılındaki Suriye – Özkan Yıkıcı

Bir yıl öncesine gidelim: suriyenin rejimi resmen çöktü. Esat...

Fışkılık 2 – Şener Elcil

Geçtiğimiz haftaki yazımda Türkiye’den arayan gazeteci arkadaşımın “düşmanı dışarda arama...

Stratejik illüzyon! – Fehim Taştekin

ABD Başkanı Donald Trump, küresel hegemonya savaşını kendi narsist...

Anımsayarak kelam gevezeliği – Özkan Yıkıcı

Her döneminde tekrarlardım: seçim sürecine girince, önceki tüm yaşananlar,...

Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adadaki “Eşit Kurucu Ortaklar” mı kurdu? – Niyazi Kızılyürek

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sui generis bir devlet olarak doğduğuna literatürde...

Canlı yayın