iktibasYücel ÖzdemirAlman militarizminin yükselişi, zorunlu askerlik ve tarihteki izleri - Yücel Özdemir

Alman militarizminin yükselişi, zorunlu askerlik ve tarihteki izleri – Yücel Özdemir

Almanya’da son birkaç yıldır “Avrupa’nın en büyük ordusu” olma yolunda atılan adımlar, militarizmin ihtiyaçlarına göre halkı savaş politikalarına dahil etme aşamasına geldi. Mali donanım ve silah donanımı için bütçede borçlanma üst sınırını kaldıran sermaye partileri, geçtiğimiz yaz aylarında zorunlu askerliğin önünü açan “reform” konusunda da anlaşmıştı.

Yeni düzenlemede en göze çarpan 2007’den sonra doğan erkeklere gönüllü, 2008’den sonra doğanlara ise zorunlu yoklama yapılması olmuştu. Böylece, asker sayısının hedeflenen 260 bine gönüllülük temelinde ulaşmaması durumunda, yoklama yapılanlar arasında zorunlu askerliğe almalar başlayacak.

Buna karşı ülkede tartışmalar ve protestolar devam ederken, geçtiğimiz hafta sonunda, 1 Ocak’ta yürürlüğe giren askerlik reformunda 18-45 yaşları arasındaki erkeklerin, üç aydan fazla yurt dışında kalmaları durumunda bağlı oldukları askerlik şubelerinden izin almaları şartının da yer aldığı ortaya çıktı.

Düzenlemede şöyle deniliyor: “Erkekler, 17 yaşını doldurduktan sonra, Almanya dışında üç aydan uzun süre yaşamak istediklerinde, ‘federal ordu’nun (Bundeswehr) askere alma dairelerinden izin almak zorundadır.” Gerekçe ise “Gerilim ve savunma durumu.” Yani Almanya ve NATO’nun belirlediği “gerilim ve savunma” halinde ordu, savaşabilecek durumda olan erkeklerin yurt dışına çıkışını sınırlayabilir ya da yasaklayabilir.

Alman basınında bu konudaki belirsizliklere dikkat çekildi. Örneğin eğitim ya da iş için yurt dışına gidenler de bu grup içinde yer alıyor mu? Yasada buna verilmiş bir yanıt yok. Ayrıca, orduya bildirimde bulunmadan üç aydan fazla yurt dışında kalanlara ne türden ceza verileceği de belirsiz. Daha doğrusu yasada bir ceza öngörülmüyor.

Tepkilerin ardından Savunma Bakanı Boris Pistorius, “Şu an erkekler için değişen bir durum yok. İster 17, ister 45 yaşında olsun; herkes elbette seyahat edebilir ve bunun için bir izne ihtiyaç yok” açıklamasını yaptı. Ancak, yasada bir değişikliğin yapılacağını söylemedi. Dolayısıyla, pratikle uygulanamayacağı ilan edilen yasanın ihtiyaçlara göre devreye konulacağı bugünden söylenebilir.

Kapitalizmin gelişmesiyle, sermaye birikiminin artmasıyla pazar arayışlarına giren dönemin en büyük Alman devleti Prusya, ilk olarak 1814’te zorunlu askerlik uygulamasını başlattı. Alman-Fransız savaşından sonra 1871’de kurulan Alman İmparatorluğu, Prusya’daki zorunlu askerlik uygulamasını devraldı. 20 yaşına giren erkekler yedi yıl boyunca zorunlu askerliğe alınıyordu. Bu şekilde ulaşılan askeri güçle Almanya, Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’na dahil oldu. Milyonlarca genç erkeğin silah altına alındığı ve ordunun “Ulusun Okulu” (Schule der Nation) ilan edildiği bu dönemde ulaşılan askeri güç, burjuvazinin adeta başını döndürüyordu. Sonu milyonlarca gencin hayatını kaybettiği yenilgi oldu.

Askeri olarak güçlü Almanya’nın kendileri için tehlikeli hale geldiğinden hareket eden müttefik ülkeler, yıkılan Alman İmparatorluğu yerine kurulan Weimar Cumhuriyeti’ne, Versay Antlaşması’yla zorunlu askerliği kaldırmayı dayattıkları gibi, asker sayısı da 100 bin ile sınırlandı. Bu sınırlar Hitler faşizmi döneminde, 1935’te iptal edildi ve Almanya yeniden büyük bir askeri güç haline geldi. Hitler faşizmi döneminde önce 1, sonra 2 yıl olan zorunlu askerliği reddedenler ve askerden kaçanlar idam ediliyordu. Bu sayede Hitler’in işbaşına geldiği 1933’te 115 bin olan asker sayısı İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1939’a gelindiğinde 4.5 milyona ulaştı. Savaşın bittiği 1945’te ise 17.3 milyona çıkmıştı. (bundesarchiv.de)

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bir kez daha cezalandırılan Almanya’nın, 1955’e kadar bir ordusu olmadı. 1956’da Sovyetlere karşı NATO’ya alınmasının ardından yeniden zorunlu askerlik uygulaması başlatıldı. İki Almanya’nın birleştiği 1990’da asker sayısı 500 bine ulaştı.

Soğuk Savaş’ın bitmesi ve oluşan yeni dünya dengeleri gözetilerek Almanya 2011’de zorunlu askerliği kaldırdı. Yerine gönüllü ve profesyonel orduyu öne çıkardı.

Ukrayna savaşıyla birlikte ise hızla askeri harcamalar artırılırken, 2025’te bugünkü “gönüllü-zorunlu” modeline geçildi. Şu anda 184 bin olan asker sayısını 2035’e kadar 260 binin üzerine çıkarmayı kararlaştıran mevcut hükümet, bu sayıya gönüllülük temelinde ulaşılamaması durumunda zorunlu askere alma yoluna başvuracak.

Tarihsel süreç ve aşamalara bakıldığında Almanya’da zorunlu askerlikle Alman sermayesinin pazar arayışları arasında doğrudan bir bağlantının olduğu rahatlıkla görülebiliyor. Bugünkü gelişmeler tesadüfi değil, tarihsel sürekliliğin parçası. Emperyalist devletler arasında çelişkilerin derinleştiği, pazar kavgasının kızıştığı günümüzde Almanya, hedeflerine bir kez daha askeri yoldan ulaşmanın hazırlıklarını yapıyor. Bu nedenle ülkedeki her genç erkeği ve gerektiğinde kadını, sermayenin çıkarları için potansiyel asker görüyor.

Tarihte yaşananlar halkın hafızasında yer edindiği için savaş, silahlanma ve zorunlu askerlik hep karanlık dönemleri, yıkımı anımsatıyor. Bu nedenle tepkiler yüksek. Her ne kadar mevcut hükümet bugün tepkileri yumuşatmak için geri adım atmış gibi görünse de amacından ve hedefinden sapmış değil. Bu nedenle hayatın her alanında zorunlu askerliğe, militarizme ve savaşa karşı mücadeleyi örgütlemek büyük bir önem taşıyor.

Diğer yazıları

Savaşın tetikçisi silah tekelleri – Yücel Özdemir

Dünya adeta bir savaştan diğerine sürükleniyor. Bugün 14. gününe...

İran savaşı, Hürmüz Boğazı ve dünyanın darboğazı – Yücel Özdemir

Bir haftasını geride bırakan İran savaşının uzun sürmesi durumunda,...

Almanya-Çin ilişkilerinde ‘zorunlu partnerlik’ mi? – Yücel Özdemir

İki hafta önce Münih Güvenlik Konferansında ABD’ye esip yağan...

ABD’nin yeni hesabı: Avrupa’da askeri küçülme – Yücel Özdemir

Her ne kadar geçen hafta sonu Münih Güvenlik Konferansı'nda...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,966TakipçilerTakip Et
807AboneAbone Ol

Son eklenenler

Putinizm: Faşizmin Yeni bir Biçimi mi? – Ilya Budraitskis

Vladimir Putin, Rusya Federasyonu’nun başkanı ya da Rusya hükümetinin...

Kuzey Kıbrıs’ta hayat pahalılığı isyanı: Meclis kilitlendi, sokak karıştı! – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs’ta hükümet, eylemlere neden olan hayat pahalılığı ödeneğini...

Seçimlerde sona gelirken – Özkan Yıkıcı

Artık dünya Orta Doğu savaşına yoğunlaşırken, arada gündem olacak...

Felaketten mücadeleye: Tarihsel Materyalizm İstanbul Konferansı – Ecehan Balta

Bu yıl üçüncüsü yapılan Tarihsel Materyalizm İstanbul 2026 konferansının...

İran savaşı bitti mi? – Evren Balta

Askeri gerilimde önümüzdeki günlerde bir gerileme yaşanması muhtemel. Ama...

Ateşkes mi, mola mı? – Hediye Levent

ABD-İran-İsrail savaşına dair ateşkes açıklamalarını ve haberlerini okurken aklıma...

Emperyalist yörüngede ateşkes ve Lübnan soyutlanması – Özkan Yıkıcı

Klasik bir yeni emperyalist kural işleyişini daha yaşadık. Trump,...

Peter İlkesi ve Artı Değer – Çağla Elektrikçi

Modern işyerlerinde kapitalizmin çelişkileri günlük hayatta en görünür hâlini...

Canlı yayın