Ho Chi Minh, Vietnam Savaşı sırasında “Sizden öldürdüğümüz her bir kişiye karşı siz bizden on kişiyi öldürebilirsiniz, ama buna rağmen siz kaybedeceksiniz, biz kazanacağız” demişti. Emperyalist savaşlara karşı mücadelenin asimetrisi bu: Emperyalist saldırganlığın bütün cephaneliklerine ve soykırımcılığına rağmen direnip, sürekli kendini yeniden üreterek bu maliyeti karşılayabilmek ve bu sayede karşı tarafı tüketmek. Black Hawk helikopterlerine tüfek, tabanca, sapan; elde ne varsa saldırıp düşüren İranlı köylüler ya da ABD-İsrail’in öldüre öldüre, bombalaya bombalaya bitiremediği Filistin direnişi örneğinde olduğu gibi ya da İran’ın 40 gün sonunda ABD’yi ateşkes için her kanaldan yalvaracak noktaya getirmesi gibi. ABD ve İsrail’e güvenilemeyeceğini herkes gibi İran yönetimi de biliyor; yine de İran’ın asimetrik direnişini daha uzun süre sürdürebileceğini, dolayısıyla Hürmüz Boğazı ve savaşın genel seyrinin kendi kontrolünde olduğunu göstermesi sonrası Financial Times’ın haberine göre Trump’ın haftalardır her koldan ateşkes için bastırması ve görüşmelerin İran’ın belirlediği şartlar temelinde başlamasını kabul etmesi İran için önemli kazanım. Bununla birlikte ateşkes ilanından günler sonra bile görüşmelerin başlaması sallantıdaydı ve Trump hâlâ “Kazandık ama bakalım onlar ne diyor” diye görüntüyü kurtarma derdindeydi, çünkü savaşı içeride satmayı başaramayan Trump bu kez de başta Demokrat Parti yüzünden bu şartlarda ateşkes masasına oturmayı satmakta zorlanıyor.
İran’a karşı girişilen ve ABD’de seçmenler nezdinde destek bulamayan bu savaş ABD rejiminde çatlaklara yol açmış, Trump’a yakın bazı Cumhuriyetçi Partili kanaat önderleri açıktan karşı çıkmış, Trump’ın terörle mücadele direktörü bu savaş yüzünden istifa etmiş, savaş bakanı savaşa gönülsüz generalleri kovmuş, ana akım medya da bu çatlakları yansıtan haberlere imza atmıştı. Ateşkes ilanından hemen önce Trump’ın çaresizce “Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak, bir daha asla geri getirilemeyecek” şeklindeki soykırım tehdidi de tepki çekmiş ve bazı eski Pentagon yetkilileri orduya emirlere uymama çağrısı yapmıştı. Trump destekçilerinin savaş karşıtı kanaat önderlerinden de Beyaz Saray yetkililerine emirlere uymayın çağrısı gelmişti.
Ateşkes ilan edilir edilmez ise bu kez Demokrat Parti liderleri ateşkesi yermeye başladı. Partinin önde gelen senatörlerinden Chris Murphy önce Twitter’a, sonra CNN’ye koşturup İran’ın şartlarıyla ateşkes görüşmelerine başlamayı “dünya için olağan dışı ve yıkıcı” bir gelişme olarak değerlendirdi. İran ve Lübnan’ın ayrım gözetmeksizin bombalanması değilmiş “yıkıcı” olan; İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde söz hakkı olmasıymış. Aynı gün Demokratların Texas’ta yükselen yıldızlarından Isaiah Martin Trump’ı bu ateşkes yüzünden “korkak tavuk” olarak tanımladı. Demokrat Partinin Senato Lideri Chuck Schumer de “İran hâlâ nükleer stoklara sahip… dünya ülkeleri Trump’a öfkeli. Asyalılar, Avrupalılar, Orta Doğulu müttefiklerimiz bile öfkeli” diye itiraz etti. Demokrat Parti liderlerinin bu mantığına göre Trump, İran’ı yok etme sözünü tutmadığı için zayıf ve Amerikan çıkarlarına ters bir hamle yapmış.
Savaşın asimetrisi
Resmi rakamlara göre İran’da 125 binden fazla sivil hedef bombalanmış ve ölü sayısı 3 binin üzerinde. ABD tarafında ise The Intercept’in adını gizli tutan Pentagon yetkililerine dayandırdığı habere göre bu sayıların yanına yaklaşmasa bile Savaş Bakanlığı ve Pentagon ölü ve yaralı sayısını olduğundan az gösterip “Kayıpları örtbas etme” derdinde. Benzinin galonu bazı şehirlerde 5 dolara yaklaştı; 40 gün önce 3 dolar civarındaydı. Düşürülen uçaklar, insansız hava araçları, vurulan savaş gemileri, radarlar, üsler ve tükenen stoklar milyarlarca doları buluyor.
İran’da yönetim değişmedi, halk ayaklanmadı, aksine binler emperyalist saldırganlığa karşı ve şehirlere yağan bombalara rağmen her gün sokaklardaydı. Uranyum stokları duruyor, üstelik arama kurtarma diye pazarladıkları operasyon muhtemelen başarısız bir uranyum çalma operasyonuydu. Hürmüz Boğazı bu emperyalist savaştan önce açıkken şu anda tamamen İran’ın kontrolünde ve çok az sayıdaki geçiş de artık dolar dışı birimlerle ücrete bağlı. 1970’lerden beri ABD’nin borçlarını döndüren ve dolara talebi sürekli yüksek tutan, Körfez’deki emirlik ve krallıkların güvenlikleri karşılığı petrolü dolarla alıp üstüne ABD hazinesine yatırım yaptığı “petrodolar sistemi” hem dolar yerine başka para birimlerinin kullanılmaya başlanması hem de bu kukla Körfez ülkelerinin güvenliğinin bir kandırmaca olduğunun ortaya çıkmasıyla büyük yara aldı. ABD görüşmelerden önce İran’ın bloke edilmiş varlıklarından bir kısmını serbest bıraktı ve İsrail’in Lübnan’da söz dinleyeceğinin garantisini verdi. Yani kısacası İran direndi ve ABD kaybetti. Washington Post’a göre mevcut durum Trump’ı küplere bindiriyor ve bu şartlarda başlayan ateşkes görüşmelerini Trump’ın nasıl satmaya çalışacağını, satamazsa başka nerelere saldıracağını göreceğiz.



