Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekTakis Hadzidimitriu ve Camus’nün Başkaldıran Adamı - Niyazi Kızılyürek

Takis Hadzidimitriu ve Camus’nün Başkaldıran Adamı – Niyazi Kızılyürek

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Takis hala gür çıkan sesiyle telefonda nazik bir davet iletiyordu: “Niyazi, vaktin olduğunda bize gel lütfen, sana son çıkan kitabımı vereyim. Çok ağır olduğu için posta ile gönderemem…”

Ertesi gün, Takis’in Lefkoşa’nın surlar dışında bulunan ve evden çok bir kütüphaneyi andıran geniş evinde buluştuk.

Her odası ayrı bir kütüphane olan evde Takis’in boyuna posuna uygun rahat koltuklara yerleştik ve tarihçi karısı Katya’nın sunduğu kahveleri yudumlarken, her zaman olduğu gibi koyu bir sohbete daldık.

Merakla görmeyi beklediğim kitapları görmem için biraz sabretmem gerekecekti, çünkü Takis’in söylemek istediği şeyler vardı.

“Sahi, Nerede Kaldık?”

Sözü iki taraf arasında müzakere arayışlarına getirdi, tarafların “kaldığımız yerden” müzakere etmek istediklerini ifade ettiklerini hatırlattı ve şu çarpıcı cümleyi kurdu: “Kaldığımız yer, iki toplumun barış içinde sürdürdüğü yaşamın bertaraf edildiği yerdir!”

Bu cümle, yakın tarihe dalmamıza yetti…

Bu arada, iki ciltlik son kitabı da masaya geldi…

Gerçekten de Kıbrıs Sorunun özü, 1950’li yılların başından itibaren toplumların barış içinde yaşayabilme imkanına bir türlü kavuşamamaları değil mi?

Takis, sorunun tam da köklerine uzanan önemli çalışmalara imza atmış biridir.

Anlamışsınızdır; Takis Hadzidimitriu’dan söz ediyorum.

1934 yılında Lefkoşa’da doğan ve Kıbrıs Sorununun her aşamasını bizzat yaşamış bir siyaset adamı olan Takis, son yıllarda ilerlemiş yaşına rağmen ürettiği eserlerle resmi Kıbrıs Rum tarih anlatısını ters yüz etmiştir.

1950 ile 1974 arası dönemi titiz bir tarihçi ve eleştirel düşünceyi dile getirmekten korkmayan bir entelektüel cesaretiyle didik didik araştırıp gözler önüne sermiştir.

Sırasıyla, 1950-1960, 1959-1964, 1964-1967 dönemini kapsayan kitaplarının ardından şimdi de bin sayfayı aşan iki ciltlik kitabında 1967-1974 dönemini ele almıştır.

Takis eserlerinde ağırlıkla Kıbrıs Rum liderliğinin, siyasi şahsiyetlerin/partilerin ve Yunanistan’ın Kıbrıs Sorununa yaklaşımlarında yaptıkları ciddi hataları mercek altına alıyor ve keskin bir eleştiri süzgecinden geçiriyor.

Sohbette ben de Türk tarafının, özellikle 1974 sonrasında uzun yıllar izlediği politikalarla barışın önünde engel olduğunu söyledim.

İkimiz de 2004 Referandumlarının ve Annan Planının tarihi bir fırsat olarak heba edildiğini, bunun müsebbibinin Tassos Papdopoullos ve onu iktidara taşıyan AKEL olduğunu söyledik ve ortak bir de anımızı paylaştık.

2003 seçimlerinde, benim de içinde yer aldığım bir grup, AKEL’e başvurarak Papadopoullos’u değil, Takis Hadtzidimitriu’yu cumhurbaşkanlığına aday göstermesi için çok uğraştık ama olmadı…

Camus’nün Başkaldıran Adamı

Sohbet derinleştikçe bölünmüş ülkemizin hikayesi ikimizi de çok hüzünlendirmişti ki, Takis koltuğundan kalkarak yan odaya gitti ve biraz sonra bir kağıt parçasına karalanmış notlarla geri geldi.

“Sana, bir şey okuyacağım” dedi ve okumaya başladı: “Pek bilinmez amam biz bu yıkık dökük yerde bir umut tohumu yeşertmeye çalışıyoruz…”

Albert Camus’nün “Başkaldıran Adam” adlı kitabından bir cümle…

Hayretler içinde kaldım! Takis, 92 yaşında ve onca yaşanmışlık ve felaketten sonra hala umudu elden bırakmıyor, umut tohumları ekmeyi kendisine görev biliyor…

Çok duygulandım…    

Benjamin’in Tarih Meleği

Takis’in yanından karışık duygular içinde ayrıldım. Bir tarafta yıkık dökük bir ülke, diğer tarafta Takis’in geleceğe umutla bakma inadı…

Gözlerimin önünde Walter Benjamin’in “Tarih Meleği” canlandı. Benjamin, Paul Klee’nin Angelus Novus (Tarih Meleği) adlı tablosundan esinlenerek melankolik bir tarih okuması yapar. Melek, geçmişin yıkıntılarını görüyor, parçalanmış olanı onarmak istiyor. Fakat “Cennetten esen fırtına (ilerleme)”, meleği geleceğe doğru sürüklüyor.

Biz de geçmişin yıkıntılarını görüyoruz, parçalanmış olanı onarmak istiyoruz ama istesek de geri dönemiyoruz, acımasız zaman bizi geleceğe savuruyor.

Nasıl bir geleceğe mi?

Orasını kim bilebilir…

Diğer yazıları

Yalçın Küçük: Bir Gazinin Kıbrıs Tanıklığı – Niyazi Kızılyürek

Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Yalçın Küçük Türkiye’nin en renkli...

EOKA: Mitos ve Gerçek – Niyazi Kızılyürek

31 Mart 1955 tarihinde gece yarısından hemen sonra Kıbrıs...

Modern Yunan Devletinin Kuruluşu, Kıbrıs’a Yansımaları ve Geleceğe Dair Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

25 Mart Yunanistan’ın bağımsızlık günü olarak kutlanıyor. Her yıl...

Savaş, Yeni Jeo-Politik Dengeler ve Kıbrıs’ı Yeniden Düşünmek! – Niyazi Kızılyürek

İran’a karşı yapılan haksız savaşın ne zaman ve nasıl...

Kolonyalizm-Artığı İngiliz Üsleri Gayrimeşrudur! – Niyazi Kızılyürek

ABD ve İsrail’in uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak İran’a...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
815AboneAbone Ol

Son eklenenler

Trump’ın Hürmüz ablukası ve bumerang etkisi – Yusuf Karadaş

ABD ve İran heyetleri arasında Pakistan’da yapılan görüşmelerden bir...

Hindistan’dan Kıbrıs’a dijital sansür operasyonu! – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs’ta yaklaşık bir haftadır devam eden siber saldırıların...

Ödemekle Bitirilemeyen Borç – Şener Elcil

Kıbrıslıların, Türkiye’ye borç ödemeye başlama tarihi, 1517 Ridaniye Savaşı ile Mısır’ın Osmanlı Padişah’ı Yavuz Sultan Selim tarafından...

Savaşların ekonomik maliyeti – Hayri Kozanoğlu

Savaşların yıkımı sadece cephede değil bütçelerde de büyüyor. ABD...

Macaristan ve Biz: Orbán’ın Yenilgisi üzerine Düşünceler – Fabrizio Burattini

Sonuçlar artık kesinleşti. Katolik muhafazakâr Peter Magyar, Viktor Orbán’ın...

Kıbrıs ekseninden bir NATO makalesi – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeler eğer yetmişlerin ortasında olsaydı, hele de Türkiye...

ABD-İran ateşkesi ne anlama geliyor? – Doç. Dr. Mustafa Çıraklı

Diplomatik söylemin fazlasıyla gelgitli, sahadaki gelişmeler bağlamında ise tarafların...

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok… – Fikret Başkaya

“İnsanlık ancak çözümleyebileceği sorunları görev olarak önüne koyar. Çünkü...

Canlı yayın