“Demokrasi ve özgürlükler ülkesi Amerika”da maskeli göçmen polislerini kameraya çekersen ya da önlerinden arabayla umursamaz geçersen sokak ortasında dizlerinin üstünde ya da arabanın içinde sürücü koltuğunda infaz edilebilirsin. Öldürüldükten sonra da “yerli terörist” ilan edilebilirsin. Kurulduğu 2003’ten beri bütçesi ve gücü her başkan dönemi artan ve gözaltında ölümlerle anılan, son yıllarda öğrenci ve emekçileri güpegündüz sokak ortasında kaçırmasıyla tanınan ICE, bu kez Minnesota’da iki Amerikan vatandaşını sokak ortasında infaz etmesiyle gündemde.
7 Ocak’ta üç çocuk annesi 37 yaşındaki Renee Nicole Good, ICE polislerinin göçmenlere karşı giriştiği bir operasyonu arabasının içinde takip ederken yüzüne ateş edilerek, 24 Ocak’ta ise bir yoğun bakım ünitesi hemşiresi olan 37 yaşındaki Alex Pretti ICE ekiplerini kameraya çekerken ve polislerin yere iterek gaz sıktığı bir kadına yardım ederken dizlerinin üstünde kafasına defalarca ateş edilerek öldürüldü. Hatta bazı haberlere göre Pretti daha önce ICE karşıtı bir başka protestoda takip edilip kayıt altına alınıp hedefe konulmuş. Bu cinayetlerden sonra, tam da Trump’ın uyduruk rakamlarla “Protestocuları öldürüyorlar” diye İran’ı tehdit ettiği hafta, ülke genelinde emekçiler ve öğrenciler Minnesota’dan başlayarak göçmen polisi ICE’nin şehirleri terörize eden operasyonlarına karşı “Hayatı durdurma” çağrılarıyla sokaklardaydı.
ICE’nin açılımı: Clinton, Bush, Biden, Trump
Amerikan tarihi, polisin özellikle de siyahlara karşı giriştiği bu tip ırkçı saldırılar ve operasyonlarla dolu. Ancak ICE 11 Eylül 2001 sonrası Bush’un “teröre karşı savaş” yıllarına dayanan kuruluşundan bu yana iki partinin de çabasıyla adeta paramiliter bir güce dönüştü; ne tam anlamıyla polis ne asker olan bu kuruluş bugün içeride ve dışarıda giderek büyüyen krizler karşısında kapitalistlerce toplumsal muhalefeti bastırmak ve mevcut güç ilişkilerini dayatmak için ırkçı ve devlet destekli yıldırma, kaybetme ve terörize etme amaçlarıyla kullanılıyor.
ICE 2003 yılında Bush yönetimi tarafından İç Güvenlik Bakanlığının kuruluşu kapsamında dönemin göç isleriyle ilgilenen Göç ve Vatandaşlık Hizmetleri Kurumundan bağımsız, federal hükümetin ayrı, silahlı bir kolu, dolayısı ile göçmenliği adeta suç gibi işleyen bir yapı olarak kuruldu. Aynı dönemde Kongreden geçirilen “Vatanseverlik Yasası” federal kuruluşlara o dönem başta Müslüman topluluklara karşı olmak üzere çok geniş gözetleme ve süresiz gözaltı yetkileri verdi. Bu yasal yetkilerin üzerinde yükselen ICE, göçmenlere her türlü taciz ve hukuksuzluğu yapabildiği bir zemine oturmuş oldu. Kuruluşun yapısı, bütçesi ve yetkileri Bush’un ardından gelen Obama, Trump ve Biden iktidarları tarafından genişletilerek sürdürüldü. ICE’nin yerel polis teşkilatlarını ve bu teşkilatların elindeki ilgili tüm verileri kullanabilmesinin yolu ise Clinton döneminde çıkarılan “Yasa Dışı Göç Reformu ve Göçmen Sorumluluğu Yasası”na dayandırıldı. Bush yönetiminin son günlerinde ICE’nin FBI veri tabanına ulaşımı da garanti altına alındı.
Milyonlarca göçmeni sınır dışı etmesi ile “Baş sınır dışı edici” lakabı takılan ve Trump’ın daha sonra tekrar atadığı Tom Homan’ı ICE’nin başına ilk getiren Obama, yerel ve federal tüm polis teşkilatlarına ve hapishanelere ICE ile ortak çalışma mecburiyeti getirdi. Obama da tıpkı Trump gibi sadece suçluları sınır dışı ettiğini iddia etmişti ancak sınır dışı edilenlerin yüzde 80’inin suç kaydı yoktu.[1] Biden da bütün bu yapının üstüne ICE’ye sınırı geçenlerin anında sınır dışı edilebilmesi ve birçok sınır dışı işleminin hızlandırılabilmesi yetkileri vererek bugünkü adli yargılama hakkından yoksun, kitlesel sınır dışıların yolunu açtı. ICE kurulduktan sadece bir yıl sonra 2004’te gözaltında 32 kişinin ölümünden sorumluyken 2025’te yine gözaltında 32 kişinin ölümü ile gündemdeydi ve 2026’da şimdiden 8 kişiyi öldürdü.
‘Yerli terörist’ listeleri
Göçmenler ve vatandaşlar gittikleri her yere ırkçı bir şiddet dalgası götüren ICE ekiplerini gördükleri anda birbirlerine toplu ve bireysel çeşitli yollarla haber veriyor, polisleri kameraya çekiyor, ICE ekiplerini takip etmek için oluşturulan telefon uygulamalarını kullanıyorlar (Bu uygulamaları Apple sildikçe yenileri yazılıyor). ICE ise göçmenleri ve eylemcileri izleyip fişlemek için biyometrik takip cihazları, cep telefonu konum veri tabanları ve insansız hava araçlarına sahip. Yaklaşık 40 milyar dolar bütçesi ile ICE örneğin İtalya’nın tüm savunma bütçesine denk bir bütçeye sahip ve son bütçe artışları yine iki partinin oylarıyla gerçekleşti.
Son günlerde bazı ICE polislerinin kendilerini protesto edenleri kameraya çekerken “yerel terörist veri tabanı”na kaydedildiklerini söylediği videolar dolaşıyor. Gazeteci Ken Klippenstein’e konuşan ulusal güvenlik yetkilileri ise “iç güvenlik ve FBI’nın protestocuları (hem ICE karşıtı hem de Filistin yanlısı eylemcileri)… ‘yerli terörist’ olarak etiketlediği bir düzineden fazla gizli ve belirsiz izleme listesi olduğunu” doğrulamış.[2]
Marksist Düşünür Franz Fanon 1961 yılında “Yeryüzünün Lanetlileri” kitabında “İki yüzyıl önce, eski bir Avrupa kolonisi Avrupa’ya yetişmeye karar verdi. O kadar başarılı oldu ki, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa’nın kusurlarının, hastalıklarının ve insanlık dışı uygulamalarının korkunç boyutlara ulaştığı bir canavara dönüştü” der. 23 Ocak’ta ICE karşıtı eylemlerde Minnesota’da onlarca sendikanın katılımı ile on binlerce işçi ve genç “ICE Minnesota’dan defol” eylemlerinde yürüdü. 30 Ocak’ta da “Ulusal hayatı durdurma” eylemlerinde bu kez birçok şehirde on binler yürüdü. (Sene başında da yazdığım gibi) “bu pisliği” ve canavarlığı ancak genel grev temizler.
Dipnotlar:
- https://l24.im/YhbG
- https://l24.im/EOCngy



