Artık dün, hem bir gün öncesi hem de bir yıl geçmiş hâlde anılmaya başlandı. Yeni bir yıla girdik. Kutlamalar, dilekler peş peşe akıp gidiyor. Dilekler, geçmiş yılın da ağırlığı ile “inşallah daha iyi” kelimeleriyle başlar. Ama gerçek şu ki senenin adı değişse de, yeniden sıfırdan bir yıl başlasa da takvimsel sıçramaya karşın olaylar kaldığı yerden devam ediyor. Birikip nicel ile nitel sıçrama sınırına gelmeye de adaydır. Ama yine de yeni yıla girdik. İlk günün mesajlarıyla uyanıp “hayata devam” denilecek. Bir yaş daha yaşlandık. Ömrümüzün giderek ölüme doğru da yaklaştığı kesin. Bizim gibilerin artık gençliği çoktan geride kaldı. Yaşlılık baharında, nazenin sağlık sancılarıyla hayata tutunmaya da uğraşacağız.
Yeni yıla girdik. Dün dahi geçmiş yıl oldu. Anısı ve tarihî gerçeği ile artık düzeltilemez, yeniden yaşanamaz hâldedir. Artık önümüze bakmak da şart. Ama bırakılan önemli olguların da devam ettiği süreçte, geçmişe takılıp ne yazık ki kalınmayacak. Örneğin bu yıl, Kıbrıs sorunu yokmuşçasına yaşanamaz. Dünya, kapitalist gerçeklikten soyutlanarak yeni bir sistem varmış gibi başlanamaz. Savaş hâlleri sanki yokmuşçasına davranılamaz. En kötüsü de, dünyadaki genel gidişatın dışında kalamayız.
Ama yeni durumların da yeni yıl ile birlikte geleceği kesin. Zamlar peş peşe sıralanacak. Asgari ücret veya enflasyona göre otomatik zam dalgası esecektir. Bu, gayet normalmiş gibi olacak. Sadece şikâyetnameler duyacağız. Gerisi ise külliyedeki gibi “Tufan”…
Ama ilginç bir durum da kapıda. Kıbrıs, eğer denildiği gibi -ki öyledir- Schengen vizesine girerse, sınırda mutlaka bazı ayarlamalar gerekecek. Vizenin haklarından yararlanma sorguları da başlayacak. Sancılar veya fırsatçılar da borazanı alıp çalacaklar. Kıbrıs’ın kendi siyasal gerçeğinin yeni bir yansıması olacaktır. Hele de hamasetin geçtiği, yalanın tatlılaşınca kabul etmenin kolay olduğu koşullarda neler uydurulur, kim bilir?
Bu gelişme dahi Kıbrıs gerçeğinin aynası olacak. Müktesebat geçer geçmez, kurallı ve yasal dışı koşullarla adlandırılan adamız her zaman çelişki ve yanlışlarla yaşamayı öğrendi. Hatta bunda yapılanıp sistem kurdu. Ama birileri, ikili koşullarla avanta aramayı da ihmal etmiyor.
Seçim lafı da duyulacak. Güney’de parlamento seçimi olacağı kesin. Bizde de yerel seçimler var. Ama bazıları erken seçim bekliyor. Beklerken de şu basit kuralı hep unutturur havası estiriliyor: Kararı verecek olan bizim koltukçularımız değil, Türkiye’dir. AKP, K. Kıbrıs’ta erken seçim ister mi, bilinmezlikte duruyor. Yine de gündemde diri bir hâl devam edecek. Hele de önemli çirkinliklerin savrulduğu anda konuya “erken seçim hemen” demek, kulağa hoş gelecek kesimlere de hitap edecektir. Kimse buradaki yönetimin yetkilerinin epey daraldığına bakmak istemiyor. Yeter ki koltuğa gelince “refah ve iyilik” saçacaklarını söylesinler.
Bir yeni yıla daha merhaba dedik. Bizim güdük burjuvalar fırsatı yine kullandı. Öyle kullandı ki güneyde fiyatların düştüğünü bilmelerine rağmen artırdılar. Ama yarın açıklanacak enflasyon rakamına bunun çoğu yansımayacak; bu da madalyonun öteki yüzü. Genelde bu tür önemli günler öncesi, sermaye kesimi daha fazla satmak ve ahaliyi memnun etmek adına fiyatları biraz çeker. Ama bizim güdük, ganimetçi rantiye tipi sermayemiz tam aksini yapar. “Nasıl olsa mecburdurlar” anlayışıyla fiyatlara koydukça koyarlar. Kıyas da yapılır; çünkü güneye geçenler vardır. Ama ahalinin çoğu geçemediği için buradaki piyasaya mecburdur. Bunu güdük burjuvalarımız hep kullanır. Bu yılbaşı da kullandılar. Cepleri şişerken teşvik istemeyi, iflas marazilerini anlatmayı da ihmal etmediler.
Kısacası, malumun ilanıyla yeni yıla girdik. Yeni yılın bilinen ve bilinmeyen olaylarıyla günlerimiz akmaya başladı. Hayırlısı olsun. Ama geçmiş yıl gibi de lanetli olmasın dileğimi mutlaka eklemem gerekir.



