Kıbrıs iktibasUlaş BarışAcı miras, başkalaşım ve ödenecek bedeller… - Ulaş Barış

Acı miras, başkalaşım ve ödenecek bedeller… – Ulaş Barış

Orjinal yazının kaynağıkibrispostasi.com

CTP’nin yeni genel başkanı Sıla Usar İncirli, geçtiğimiz hafta Ankara’ya yaptığı ziyaret sırasında çeşitli temaslarda bulunmuş, açıklamalar yapmış.

Bu açıklamalarından birinde de Aydınlık Gazetesi’nden Yusuf Tunçer’e konuşarak “federasyon kelimesi zehirli bir kelime hâline geldi. İnsanlar onu duyunca çok rahatsız oluyorlar. Ama bizim tarif ettiğimiz çok farklı. Siyasi eşitliğe dayalı iki toplum, iki kesimlilik. Federasyon kelimesini unutun.” ifadelerini kullanmış. Değerlendirmesini elbette yapacağım; ancak devamla Sıla Başkan, “federasyonu” nasıl unutacağımızı da anlatmış: “Bir kere bu saatten sonra iki kesimli olmama hâli mümkün değil. Onların yeri güneyde, bizimki kuzeyde. İki toplumlu olacak. İki toplum da orada var. Siyasi eşitlik olacak. Yani o devleti birlikte yönetecekler. Etkin katılım ve dönüşümlü başkanlık olacak. Bizim siyasi eşitlikten anladığımız da budur. Bizim tarif ettiğimiz şey bu. Ortak yönetim.”

Kıbrıs davasına ulusal komplo üzerinden ağır şekilde “Milli Dava” olarak bakan, çözüm isteyenleri “Rumcu” olarak gören, yavru vatan edebiyatından hiç vazgeçmeyen Aydınlık kafası bakışı, CTP Başkanının sözlerini “zehirleyerek” çarpıtmış olabilir mi?

Buna sözlerin muhatabı elbette cevap verecektir. Ancak CTP içinde “federal çözümü” “uğruna ölünecek Leyla” olarak görmeyen güçlü bir grubun olduğunu artık net olarak anlamak lazımdır.

Bu grubun da en büyük ilham kaynağı, eski genel başkan, yani şimdinin Cumhurbaşkanıdır demek hiç de yanlış olmaz.

Gerek Genel Başkanlığı döneminde gerek son seçim döneminde gerekse de koltuğa oturduktan sonra aynı tavır devam etmektedir. Cumhurbaşkanı, “federal çözüm” yerine siyasi eşitlik, kapsamlı çözüm gibi tanımlar kullanmaktadır.

Fakat bu talihsiz mirasın CTP’nin DNA’sını bozduğu, saptırdığı artık ayan beyan ortadadır.

Ekim seçimlerinde “federasyoncu” partinin adayı olarak federasyonu hiç savunmayan, ortaya karışık konuşan, “makul ve kucaklayıcı adam” rolündeki Tufan Erhürman, yüzde 63’lük oyla seçimi kazanınca geride bıraktığı partisi, bir yandan bu müthiş oy potansiyelinin rüzgârıyla tek başına iktidar hayalleri kurarken bir yandan da siyaseten “başkalaşmaya” mecbur kalacaktır.

Sıla Başkanın Aydınlık söyleşisinin kısa özeti budur.

CTP, bir yandan çözüm taraftarlarına federal çözüm istediğini söylemeye devam ederken Türkiye’ye ve yeni seçmen profiline, şekil olarak federal model olan ancak şema olarak çorbaya benzeyen, içinde egemenlik sosu da olan, iki devletli çağrışımlarla süslü garabet bir şey anlatmaktadır.

Buna kısaca takiye yapmak denir.

Erhürman’ın daha seçilmesinin belli olmasının üzerinden yarım saat geçmeden “Ben artık CTP Genel Başkanı değilim.” diyerek çıkarıp üzerinden attığı acı miras budur.

Ben acı diyorum tabii de buna hiç de acı olarak bakmayan, “CTP artık iktidara yürüyor.” diyerek bunu oraya gidecek yolun taşları olarak dizecek olanların varlığı büyük bir gerçekliktir.

Nitekim o saatten sonra CTP içinde başlayan tasfiye harekâtı, iki önemli ismin (Şahali ve Akansoy) üstünün çizilmesiyle birlikte yeni bir yola girmiştir. Ama bu daha başlangıçtır.

19 Ekim seçiminin sahadaki en önemli ismi, kurultaydan 15 gün öncesine kadar en favori aday durumunda olan Erkut Şahali’nin tasfiyesi direkt bir mesajdır. Kurultay gecesi yeni Genel Başkanın “isterse devam ederiz” demesine rağmen, Genel Sekreterlikten şok bir şekilde alınan Şahali’nin kalbi kırıktır. Ama onun da yaptığı büyük hata, aynen Asım Akansoy gibi, gerektiği anda adaylık için tavır almaması, liderlik göstermemesi, konfor alanından çıkmamasıdır. Sonuç olarak partide federal çözümü en şiddetli şekilde savunanlardan ikisi bu şekilde pasifize edilmiştir.

Bir diğer kalbi kırılan federalist kişi de Fikri Toros’tur.

Erhürman’ın CTP Başkanlığı döneminde ona her türlü dış temasını sağlayan, tercümanlığını yapan, Kıbrıs sorunu konusunda ortaya konulan meşhur dört maddelik planın mimarlarından olan Toros’un, seçimden sonra Özel Temsilci/Müzakereci olarak atanmasını en başta kendisi olmak üzere çoğu kişi bekliyordu. Ancak o koltuğa “yarım ve tam olarak belirsiz görev tanımıyla” birlikte Mehmet Dana oturtuldu. Fikri Toros buna çok kırıldı ve bunu cümle âlem biliyor. MYK üyeliği ve Dış İlişkiler Sekreteri görevleri basit bir gönül almadan başka bir işe yaramaz.

Mehmet Dana ise şimdilerde normalde Erhürman’ın yapması gereken dış temasları yapmakla meşgul. Erhürman ise bu temasları bir muhabir hamaratlığıyla sosyal medyadan bize duyurmakla… Ha, bir de kabul rekorları kırmakla!

Elbette parti içindeki federalist kişiler bu üç isimle sınırlı değildir. Sırası ve zamanı geldiğinde onlar da tasfiye edilecek, pasifize olacaklardır; bu sadece zaman meselesidir. İktidara giden yolda birtakım kelleler bedel olarak ödenecektir!

Yani kısacası Sıla Usar’ın Aydınlık röportajı, CTP’nin gideceği yolu; çok şey söyleyerek aslında hiçbir şeyin söylenmeyeceği, popülizme bulanmış, arafta kalmış, Türkiye ile asla kavga etmeyen, iyi huylu çocukların gördüğü herkese sarılacağı yeni bir yol olarak tasvir etmektedir.

Elbette ben konuya sorunların anası üzerinden, Kıbrıs sorunu üzerinden bakıyorum. CTP’yi de federal çözümün lokomotifi, en büyük çözüm oluşumu olarak gören birisiyim.

Ancak federal çözüme, federal çözüm diyemeyen bir siyasi oluşuma olumlu bir şekilde bakmayı bir kenara bırakın, bilakis bunu trajedi olarak görürüm.

Öte yandan ben CTP üyesi değilim, dışarıdan konuşan birisiyim.

Fakat dışarıda olmam, federalist olduğunu iddia eden bir partiye kör bakmam anlamına gelmez. Kaldı ki aileden gelen bir gelenek vardır.

Sıla Usar konusunda duygusal davranıyor da olabilirim. Zira hemen her gece Soyak’taki evine, aynı sokakta bulunan evimizin önünden geçip giden babasına el sallayan genç de bendim.

Ama her ne olursa olsun, onun kızının federasyona “zehirli” demesini, böyle ucuz takiye yapmasını asla kabul edemem. Etmeyeceğim.

CTP’liler kabul eder mi? Bilmiyorum.

Bildiğim bir şey var ama: O da bu satırları yazdığım Zürih uçağında derin bir hüzün ve umutsuzluk yaşadığım gerçeği.

Esas zehirli olan şey iktidar hırsı çünkü. Üstelik bu hırs, “iktidarsız” bir iktidar için…

Diğer yazıları

Garantiler, yalanlar ve gerçekler… – Ulaş Barış

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz gün Katar...

“Ona soru soramazsın, sadece cevap verirsin!” – Ulaş Barış

New York’ta 16-17 Temmuz tarihinde toplanacak Kıbrıs zirvesi öncesi...

TDT fiyaskosu ve boş beleş tartışmalar – Ulaş Barış

Türki Cumhuriyetlerin 4 Nisan’da Semerkant'ta AB ile imza ettiği...

Bir tartışma ve turnusol kağıdı etkisi… – Ulaş Barış

Yaklaşık olarak 15 gündür yapay olarak oluşturulan ve belirli...

Cenevre’de ne oldu, ne olmadı? – Ulaş Barış

Cenevre’ye giderken yazdığım makalenin başlığını ‘Cenevre çok şeye gebe’...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,966TakipçilerTakip Et
807AboneAbone Ol

Son eklenenler

Seçimlerde sona gelirken – Özkan Yıkıcı

Artık dünya Orta Doğu savaşına yoğunlaşırken, arada gündem olacak...

Felaketten mücadeleye: Tarihsel Materyalizm İstanbul Konferansı – Ecehan Balta

Bu yıl üçüncüsü yapılan Tarihsel Materyalizm İstanbul 2026 konferansının...

İran savaşı bitti mi? – Evren Balta

Askeri gerilimde önümüzdeki günlerde bir gerileme yaşanması muhtemel. Ama...

Ateşkes mi, mola mı? – Hediye Levent

ABD-İran-İsrail savaşına dair ateşkes açıklamalarını ve haberlerini okurken aklıma...

Emperyalist yörüngede ateşkes ve Lübnan soyutlanması – Özkan Yıkıcı

Klasik bir yeni emperyalist kural işleyişini daha yaşadık. Trump,...

Peter İlkesi ve Artı Değer – Çağla Elektrikçi

Modern işyerlerinde kapitalizmin çelişkileri günlük hayatta en görünür hâlini...

Mum yakın: Dünyanın en “kirli” ve en “yolsuz” 32 ülkesinden biri olduk… – Hasan Kahvecioğlu

Ciddi bir anketin “taptaze” bulguları bunlar…Bu ülkede yaşayan insanların...

Üst-El – Şener Elcil

Başlığa bakıp, herkesin adanın kuzeyinde tüm olumsuz işlerden sorumlu...

Canlı yayın