9 Aralık 2025, Salı
10.8 C
Lefkoşa
yazılariktibasEmperyalizmin ekonomik silahı: Uluslararası yaptırımlar ve kitlesel ölümler - Kansu Yıldırım

Emperyalizmin ekonomik silahı: Uluslararası yaptırımlar ve kitlesel ölümler – Kansu Yıldırım

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Marksist İktisatçı Michael Roberts, Lenin’in 1915’te ‘emperyalist gruplaşma’ olarak tanımladığı 13 gelişmiş kapitalist ülkenin 2020’lere geldiğimizde benzer pozisyonunu koruduğunu, son 50 yılda emperyalist blokun değişmediğini, dünya sisteminin emperyalist blokun egemenliğine göre şekillenmeye devam ettiğini yazar. Emperyalist blok, ‘küreselin büyük ekonomileri olan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrikanın sömürülmesinden her yıl GSYİH’nin yaklaşık yüzde 2-3’ü kadar fayda sağlarken, bu oran güney yarımkürenin 21. yüzyılda reel GSYİH’deki ortalama yıllık büyümelerine eş değerdir.1

Emperyalist blok, küresel değer aktarımından maksimum faydayı amaçladığı bağımlılık zincirini oluştururken ve korurken sadece askeri güce, bölgesel militarist yığınağa başvurmaz. Jason Hickel, ABD ve Avrupa’nın Batı emperyalist blokun egemenliğinden kurtulmak, bağımsız bir yol çizmek ve egemenlik kurmak isteyen Küresel Güney devletlerini disiplin altına almak ve hatta yok etmek için uzun süredir uluslararası tek taraflı yaptırımları emperyal gücün bir aracı olarak kullandığından bahseder.2

Tek taraflı yaptırımlar geniş bir yelpazeye sahip olup, başlıca yaptırım araçları finansal varlıkların dondurulması, ilaç ve gıda başta olmak üzere belirli mallar üzerindeki ithalat yasakları ve seyahat yasaklarıdır. Başka bir Marksist İktisatçı Prabhat Patnaik yaptırımların küresel sistemde etkili olmasının emperyalizmin gücüyle doğru orantılı olduğunu belirtir. Özellikle dünya ticaret işlemlerinin çoğunlukla ABD doları cinsinden gerçekleşmesi fiyatlar ve meta dolaşımı üzerindeki kontrollerde ABD emperyalizmine avantaj sağlar.

1990’lar ve 2000’ler boyunca her yıl, ağırlıklı olarak Küresel Güney ülkelerinden oluşan ortalama 30 ülke Batı emperyalist blokunun tek taraflı yaptırımlarına maruz kalırken, bu rakam 2020’lerde 60’ın üzerine çıkmıştır. Nicholas Mulder’ın “The Economic Weapon: The Rise of Sanctions as a Tool of Modern War” kitabına göre -2015 verileriyle- dünya nüfusunun üçte birinin Batı emperyalist blokunun ekonomik yaptırımı altındaki ülkelerde yaşadığı bilgisi yer almaktadır.

Emperyalizmin silahına dönüşmüş tek taraflı uluslararası yaptırımlar yoksul ve bağımlı ülkelerde ciddi insanlık krizine yol açmaktadır. Doğrudan ve dolaylı sonuçlara yol açan yaptırımlar nedeniyle çok sayıda insan gerekli gıdaya, ilaca, yaşamsal malzemeye ulaşamamakta, toplumlardaki en savunmasız gruplar ciddi sağlık sorunlarına maruz kalmakta, hayatlarını kaybetmektedir.

The Lancet Global Health dergisinde bu yıl içinde yayımlanan bir araştırma uluslararası yaptırımların savaşlardakine benzer bir ölüm oranıyla halk sağlığı üzerinde önemli olumsuz etkilere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Francisco Rodríguez, Silvio Rendón ve Mark Weisbrot tarafından yapılan araştırma, 1971-2021 yılları arasında 152 ülkeye ait yaşa özgü ölüm oranları ve yaptırımları türlerine göre içeren uluslararası bir panel veri setini kullanarak yaptırımların ölüm oranları üzerindeki etkisini incelemektedir.3

Yazarlar, “tek taraflı ekonomik yaptırımlar”, “Birleşmiş Milletler ekonomik yaptırımları”, “tek taraflı ekonomik olmayan yaptırımlar” ve “silah yaptırımları”ndan oluşan dört yaptırım yöntemine bağlı olarak “yenidoğanlar” (0-27 gün), “bebekler” (0-1 yıl), “5 yaşından küçük çocuklar” (0-5 yıl olarak anılacaktır), “çocuklar” (5-9 yıl), “ergenler” (10-14 yıl), “yetişkinler” (15-60 yıl) ve “yaşlılar”daki (60-80 yıl) ölüm oranları arasında korelasyon kuran özel bir hesaplama seti oluşturmuşlardır.

Yaptırımlar, kamu gelirlerindeki düşüş nedeniyle halk sağlığı hizmetlerini engellemekte veya hizmet sunumunda niteliği düşürmekte, döviz gelirlerindeki düşüş nedeniyle temel ithalat ürünlerinin bulunabilirliği azalmakta ve bu da tıbbi malzeme, gıda ve diğer önemli mallara erişimi sınırlamaktadır.

Araştırmaya göre ekonomik yaptırımların kullanımı son yıllarda önemli ölçüde artmıştır. Küresel yaptırım veritabanı (GSDB) kullanılarak yapılan hesaplamalara göre, 2010-22 döneminde tüm ülkelerin yüzde 25’i ABD, AB veya BM tarafından bir tür yaptırıma maruz kalmış olup, bu oran 1960’larda ortalama yüzde 8 idi.

1970’ten bu yana ABD ve AB tarafından uygulanan tek taraflı yaptırımlar 38 milyon kişinin ölümüne neden olmuştur. 1990’lar boyunca bazı yıllarda bir milyondan fazla insan hayatını kaybetmiştir. 2010-21 döneminde küresel yaptırımlar nedeniyle yılda 776 bin 610, ekonomik yaptırımlar nedeniyle yılda 628 bin 860, tek taraflı yaptırımlar nedeniyle yılda 564 bin 258 kişi hayatını kaybetmiştir.

Küresel yaptırımlar tüm yaş gruplarındaki ölüm oranlarında etkiliyken, “ekonomik”, “tek taraflı” ve “tek taraflı ekonomik” yaptırımlar, altı yaş grubundaki ölüm oranlarında belirleyicidir. Her yıl yaptırımlar nedeniyle ölenlerin sayısı savaşın doğrudan kurbanlarının sayısından birkaç kat daha fazla olup, yaptırımlar nedeniyle ölenlerin yarısından fazlası yetersiz beslenmeye en açık olan çocuklar ve yaşlılardır. Araştırma sadece 2012’den bu yana yaptırımların neden olduğu gıda erişim, beslenme ve tıbbi malzeme yetersizlikleri nedeniyle 1 milyondan fazla çocuğun öldüğünü ortaya koymaktadır.

Batı emperyalist bloku, IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası finansal kurumların büyük borçlandırma politikaları dışında, ekonomik ve diğer yaptırım türlerini yoksul ve bağımlı ülkeler üzerinde sopa gibi kullanarak dünya sistemine yön vermek arzusundadır. Ancak yaptırımlar emperyalist sistemin iç çelişkilerinden muaf değildir. Prabhat Patnaik emperyalizmin gücünün bir ifadesi olan yaptırımların bir çelişkiye yol açtığını, ülkeleri yaptırımları atlatmayı gerektiren alternatifleri keşfetmeye zorlayarak emperyalizmin gücünü zayıflattığını ileri sürmektedir.4

Ülkeler, ikili ticaret anlaşmaları gibi alternatif düzenlemeler yaparak yaptırımların etkisinden kaçınmaya çalıştıklarından, giderek daha fazla ülke yaptırımların hedefi haline geldikçe, bu tür alternatif düzenlemeler de çoğalmaktadır. Kısacası, yaptırımların uygulanması süreci, fiilen mevcut neoliberal rejime alternatif bir rejim getirerek yaptırımların etkinliğini zayıflatmaktadır. Bu etkinliğin devamı için mevcut düzenin sürdürülmesi gerekir; ancak yaptırımlar karşısında araştırılan alternatifler bu düzenin devamını imkansız kılar. Samir Amin ve Patnaik’e göre Batı emperyalist blokunun kontrolü dışında kurulacak yeni ticari ortaklıklar, teknoloji yatırımları, pazarlar ve ödeme sistemleri yaptırımların etkisini azaltmaya yardımcı olabilir.

1- Michael Roberts, “Emperyalistler artık daha sömürgen”

2- Jason Hickel, “The staggering death toll of Western sanctions”

3- “Effects of international sanctions on age-specific mortality: a cross-national panel data analysis”, The Lancet Global Health, Volume 13, Issue 8

4- Prabhat Patnaik, “Sanctions within a Regime of Neo-Liberalism”

Diğer yazıları

Stockholm… sendrom mu? balon mu? – Arif Mostarlı

Devlete sevdalı ‘normal’ – ve elbette işbirlikçi – bir...

Emperyalizmin modern silahı: Borçlandırma – Uğur Zengin

Zihnimizde dış borca dair iki çarpıcı bilgi var. Birincisi,...

Britanya’nın yeni sosyalist alternatifi: Sizin Partiniz – Özge Güneş

Birleşik Krallık’ın yeni sol partisi ‘Sizin Partiniz’, kuruluş konferansını...

Trump’a çaput bağlamak – Ertan Erol

Honduras başkanlık seçimleri için sandık başına gitmeye hazırlanırken, seçimlere...

Küçülmenin Epistemolojik Ufukları: Zamanı ve Mekânı Ütopyayla Bükmek – Başak Koşanay

Cogito’nun 117. ve 118. sayıları “Küçülme, Nasıl?” ve “Küçülme Sanatı” başlıklarıyla çıktı. Akademik alanda esas olarak...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,002TakipçilerTakip Et
745AboneAbone Ol

Son eklenenler

Fışkılık 2 – Şener Elcil

Geçtiğimiz haftaki yazımda Türkiye’den arayan gazeteci arkadaşımın “düşmanı dışarda arama...

Stratejik illüzyon! – Fehim Taştekin

ABD Başkanı Donald Trump, küresel hegemonya savaşını kendi narsist...

Anımsayarak kelam gevezeliği – Özkan Yıkıcı

Her döneminde tekrarlardım: seçim sürecine girince, önceki tüm yaşananlar,...

Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adadaki “Eşit Kurucu Ortaklar” mı kurdu? – Niyazi Kızılyürek

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sui generis bir devlet olarak doğduğuna literatürde...

Stockholm… sendrom mu? balon mu? – Arif Mostarlı

Devlete sevdalı ‘normal’ – ve elbette işbirlikçi – bir...

Emperyalizmin modern silahı: Borçlandırma – Uğur Zengin

Zihnimizde dış borca dair iki çarpıcı bilgi var. Birincisi,...

Faşizm ve renkleri – Serdar M. Değirmencioğlu

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanına sadık özel bir polis gücüne...

Canlı yayın