Son dönemde Tufanın saraya girmesi, B.M. probaganda hamleleri ile birlikte, kılıflarla da donansa da görüşme sürecine girdiğimizi işaret etmektedir. Bu defa daha uçurumsal durumlar açıkça malumun ilanıdır. Nekadar görmezden gelinse de yine kulanımda ihtiyaç duyulan algılarla tamamlama girişimleri var. lakıttılarla algısal donanımlarla, tahmini duruşlarla bir probaganda meydanı da oluşturulma peşinde. Ama hep eksiklikler ile karşı tarafa yüklenmeler oluyor. Konunun çözüm önemi ise adeta bir ironileşen zeminde oynanıy or. Kaçınılmaz kelimesi konularak ve uluslarası koşullar lafı katılarak birşeylerin olacağı söyleniyor. En ısıtlan olgu, Trump olmaktadır. Trumpun aklında olduğu veya ansızın buraya da hamle yapacağı umudu da neyazık yeşertildi. Ama sığ geçen ve daha çok “kim kimi masadan kaçıracak” önerilerle başarı beklenen zeminde adımlar atılmaya çalışılınıyor. En silik müdahale dönemine gelen B.M. ise belli ki en risksiz görülen Kıbrıs konusunda hala dolaşmayı kendince biriş yapmannın örneği olarak kulanmaya devam diyor. Hele de onca önemsediği veya öncelik verdiği laflar artık çoktan zehirlenip gıda ölümlerine getiren aş haline geldi..
Bir de şu basit durum var: Kıbrıs konusunu hernekadar iki toplum algısına taktılarsa da hemen her sıkışmada da “uluslarası koşullar veya B.M. parametreleri” kelimelrine ihtiyaç duyulmaktadır. Ama hemen başka paradoks sırıtır, uluslarası çözümleme şartları sanki ayni imiş gibi algısalaştırılıyor. B.M. kararlarına uyulduğu havası da estiriliyor. Hele de garantörlerin ikisinin AB üyesi olmadığı şartlarda AB olgusu tetikleyici esrumsn halinde vurgulanıuor. Dahası, enerji lafı gaz yolları kelimeleri sık sık dolaşımda oluyor. Halbuki en basitiyle son Ukrayna krizinde gördük ki ABiçin önemli gaz enerji gerçeği Rusya olmasına karşın, hem ulaşım boru hatları tahrip edildi hem de ambargolarla Amerikadan daha fazla para ödeyerek sıvı gaz alınına da geçildi. Kısa yol veya daha ucuz lafının da bizart AB Amerikan ekseninde nasıl sıfırlandığını yaşadık. Tabi buradaki AB doğal gaz lafını kulanan fonculardan bu son gelişmeleri kaçı bilir, ben de bilmiyorum.****
Konuyu madem genişletip günümüz koşullarına taşıdım: ozaman bazı genel noktalarla biraz deşelim.
Hiç uzağa gitmeyecem. Bazılaırının belirtiği gibi uluslarası koşullar lafıyla içerikleri zorlayalım. Şunu peşinen bilelim: ezberle takılmak, gelişmeleri de imkar etmek demektir. Hele de eski bazı lafları tekrarlayıp günümüzden kopuk tekrarlamak ise boşlukta kalmanın da tam anlamıdır. Uluslarası kararlar dersek, son yakın coğrafya tutumlarıyla da bunun artık tarihe havale edildiğini de görürüz. Siyasal seçenek ise en yakın doğu komşumuz Suriye ile kuzeydeki içeleştiğimiz Türkiyedeki siyasal seçenekleştirmeğe bakmak çok mesaj vermeye yetip artıyor.
Çözüm deniliyor. İki liderin görüşmesi tetikleniyor. Ama tetikleyenler dahi iki liderin çözeceğini sorsanız, size “uluslarası koşullar” lafını yetiştirirler. Ama bu son yetiştirme lafının da içeriği doldurulmaz. Ama bir Trump midi ile de teseli melodisi çalarlar.
Son dönemde hiç uzağa gitmeden şu örneklerle nasıl müdahale ve siyasal seçenek mesajları çok kolay yakalanır. Üstelik tıpkı Kıbrıs konusunda olduğu gibi Türkiyenin ayni şekilde şu anda Kürt konusundaki çözüm hikayelerini de okuyunca, çözüm mü yeni denklem mi sorularının da hangisinin ağırlıkta olduğunu anlarız. Yine hiç uzağa gitmeden, Suriyede Türkiyenin Y.9 toprak kontroluna rağmen, hala gelişmelerde, yeni Suriye oluşumunda çekilmesinin lafı dahi olmama gerçeği de uluslarası denilen imgenin nerelere geldiğinin önemli kanıtıdır.
Şu anda dünyada uluslararasılaşıtırıp belgeleri de B.M. kongrelerine dek sokulan örnekler vardır. Gazze paketini daha dün B.M. güvenlik konseğinden geçirdiler. Uluslarası belge oldu. Ama Filistin adı yok. Gelecek Filistin içerikten de yoksun. Sadec Gazzenin yeniden kolonizeleştirmenin planıyla karşılaşlıyoruz. Üstelik hepimizin gördüğü tarihin yakın döneminin en kanlı soykırımına dahi bir eleştirisel laf yok.
Yine başka bir örnek, doğu Komşumuz Suriye ile alakalı. Yeni planlanan Suriye gerçeğinde cihatcılık merkezli bir yapı var. şimdiden Suriye üzerinde güneyde israilden başlayan bir yeni hegemonya kontrol mekanizması oluşturuluyor. Kuzey batıdaki türkiye gerçeğine “çekilecek” lafı dahi yok. Biraz daha kuzeye gidersek, Karadenizin kuzeyindeki Ukraynaya gideriz. Son Trumpun Ukrayna planı da ortada dolaşıyor. Bazı kelimeler çıkma olasılığı olsa da özü malum. Buda yeni çözümler zincirinin önemli halkalarından biridir.
İsterseniz Gazze konusuyla yine çözdürtülen denilen olgulara bakalım: Azerbeycan Ermenistan son hamlesine Zenger koridoruna ulaşalım. Trump sanki bir gecelik plan gibi koridora ondu. Kendi bir asırlık kontrol anlaşmasıyla denetimine geçirdi. Benzeri Gazzede de eski kolonyalist ve yeni Ortadoğu danışmanı Bleyırla birlikte yapıyor. Suriyedeki Trump gerçeği ortada.
Başka bir esrumanla gelelim: kongodan Ukraynaya Trump her çözüm veya konuya müdahalede ilk ele geçirdiği olgu, ülkenin önemli madenleridir. Onlara güvenlik satma adına madenlerini işletme iznini aldı. Tam bir tücar kafasıyla davrandı.
Konuları genişletip anlatmaya sayfalaer yetmez. Ama şunu bilelim, ikibin başlarından itibaren artık sınırlar değişme yasalığına ulaştırıldı. Güç kulanarak ve sonra anlaşma yaparak tekrarlandı. Sınırlar değişmez veya işkaler devam edemez eski ezberin üstünden çok Fatiha okundu. Sudanın parçalanması, Batı Sahranın veya Golan tepelerinin ilhakı, diye saymaya başlarsak örnekler peşpeşe gelir. Kosova örneği veya Batı Sahra, Kudüs ilhakları bize bildik eski şartların kalmadığının ilk kıvılcım örnekleridir. Şimdi ortadoğuda Kürt kartı ile Filistin silikleştirme genel bölgesel zemin kurgulanıp hayata doğru geçirilmektedir. Kimse bunlar B.M. kararlarına ters veya Cenevre sözleşmelerine aykırıdır karşı duruşta değildir. Tam aksine, yeni döemde bazı damıtmalarla, ticari anlahyışla satılarak pay almaya çalışıyor. Buda askeri sanayi alanına kaynak demektir. Boşuna Trump Körfez emirliklerine veya Sudilere triluyonluk silah bu yöntemle satmıyor.
Müdahalelerin normalweştiği, soykırımın artık imkansız olmadığı, sınırların oynandığı yeni döemde neyazık bulunuyoruz. Bunlar hem de bildik tanıklıkla Ortadoğuda yaşaıyır. Seçenek ise ta doksanlardan beri gerici İslamcılıktan faşizme olduğu da artık imkar edilemez haldedir. Zaten uygulama kuluktan merkeze dek taşındı. Trump veya Modi örneği boşuna değildir. Demokrasi yeri diye övülen Avrupada dahi Almanyada olduğu gibi Sosyaldemokratlar dahi militaris eksene oturmalarının aykırı olmadığı günlerden geçiyoruz. Ama bunlar gelip adamıza demokrasi getirecekler lafı da çok tatlı.



