yazılaryaklaşımlarKolonilerde cumhurbaşkanı değil, ancak kukla seçilir! Kıbrıs’ın kuzeyinde 2025 seçimlerinin boykot gerekçeleri...

Kolonilerde cumhurbaşkanı değil, ancak kukla seçilir! Kıbrıs’ın kuzeyinde 2025 seçimlerinin boykot gerekçeleri – Tevfik Yoldaş

1. İRADE Mİ, İLLÜZYON MU?

Kıbrıs’ın kuzeyinde, 19 Ekim tarihinde, bir kez daha “Cumhurbaşkanlığı” ya da daha doğru bir ifade ile “toplum liderliği” seçimleri düzenlenecek. Ancak bu seçim, bir toplumun temsilcisini belirlemeye yönelik demokratik bir süreç değil; işgal altındaki bir coğrafyada hiçbir meşruiyeti olmayan, gerçekleri örtmeyi, gizlemeyi amaçlayan, bir illüzyon, bir yanılsama yaratmayı hedefleyen bir oyunun sahnelenmesidir.

1974 yılından bu yana Kıbrıs’ın kuzeyini fiilen kontrol eden Türkiye Cumhuriyeti, yalnızca askeri varlığıyla değil, demografik mühendislik politikalarıyla da adanın kuzeyindeki yapıyı radikal biçimde dönüştürmüştür. Türkiye’den planlı ve sistemli şekilde aktarılan nüfus, bugün yalnızca sosyokültürel bir değişim yaratmakla kalmamış, aynı zamanda siyasal iradeyi belirleme mekanizmalarını da yerli Kıbrıslı Türk nüfusun elinden almıştır.

2. DEMOGRAFIK GERÇEKLER VE SIYASAL EŞİTSİZLİK

Kıbrıslı Türk seçmenlerin sayısı, en iyimser hesaplamalara göre, Türkiye’den taşınan ve vatandaşlık verilen seçmenlerin yalnızca üçte biri kadardır. Bu oran, bir toplumun kendi kaderini tayin hakkının açık bir şekilde gasp edildiğini göstermektedir. Siyasal eşitlik, yalnızca seçim yaparak sağlanmaz; seçimlere katılan kitlenin, o toplumun asli unsurları olması gerekir. Aksi hâlde seçimler, gerçek bir halk iradesini yansıtmak yerine, işgalci gücün meşruiyet kılıfına dönüşür.

Bu koşullarda gerçekleştirilen bir seçim, halkın iradesini sandığa yansıtmak yerine, işgalci gücün çizdiği sınırlar içinde “uygun” bir adayın seçilmesini sağlamak üzere kurgulanmış bir simülasyondur. Bu, demokratik bir sürecin değil; aksine, demokratik görüntü altında bir irade gaspının teyididir.

Bir seçim, ancak özgür bir ortamda, adil bir yarış içinde ve dış müdahaleden uzak bir biçimde yapılırsa anlam kazanır. Kıbrıs’ın kuzeyinde ise medya çok büyük oranda Ankara merkezli çizgiye hizmet etmekte, ekonomik bağımlılık ilişkileri siyasal özerkliği imkânsız kılmakta ve adayların pozisyonları Türkiye’nin onayına endekslenmektedir.

3. TOPLUM LİDERLİĞİ POZİSYONU MÜNHALİ Mİ VAR?

Taşıdığı nüfusu, ordusu, sermayesi, kurumları, medyası, para birimi, öğretmenleri, imamları, komutanları, Merkez Bankası başkanı, AKSA’sı, TAŞYAPI’sı, “yardım heyeti” ve en küçük idari birimlerdeki müşavirleri ile; ve kurduğu emir-komuta düzeni ile Türkiye, Kıbrıs’ın kuzeyini sömürgeleştirmiş, kolonisi haline getirmiştir. Ankara dilediğinde “hükümetleri” bozup dilediğinde yenisini kurmakta, kabine üyelerine kadar belirlemektedir. Tüm ekonomik faaliyetler, en küçük ihaleyi kimin alacağına varıncaya dek Ankara tarafından yürütülmektedir. Kısaca, Kıbrıs’ın kuzeyindeki her şeye, yukarıda sıralanan mekanizmaları da kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi yön ve karar vermektedir. Diğer bir deyişle, TC Büyükelçisi, tam bir işgal valisi olarak davranmaktadır.

Bu durumda, Kıbrıslı Türkleri temsil edecek, Kıbrıslı Türk toplumu adına kararlar üretecek “toplum liderliği” pozisyonu için bir münhal yoktur! Pozisyon Büyükelçi tarafından çoktan doldurulmuştur. Geriye kalan konularda da komutanlar karar verdiğine göre, Ekim ayında yapılacak seçimleri “kazanacak” olan kişiye vitrinde süs, ya da perdenin önündeki kukla olmak dışında bir görev kalmamıştır. Şunu açıkça söyleyelim. Seçimde aday olanlar, işte bu kuklalık pozisyonuna aday olmuştur.

4. OYUNU BOZMAK İÇİN BOYKOT: SESSİZLİK DEĞİL DİRENİŞ!

Bu şartlar altında seçimlere katılmak, bu düzene onay vermek anlamına gelir. Oysaki boykot, bu sahte yapıya karşı bir direniş biçimidir. Boykot, “sahte demokratik süreçler” aracılığıyla yaratılan meşruiyet illüzyonunu parçalamanın yoludur.

Boykot çağrısı, bir eylemsizlik çağrısı değil; tersine aktif bir siyasal tavırdır. Mevcut koşullar altında seçimlere katılmak, aslında statükoyu güçlendiren bir davranıştır. Bu nedenle, seçimlere katılım yerine demokratik meşruiyetin sağlanması yönünde uluslararası alanda daha güçlü bir sesin yükseltilmesi ve Kıbrıslı Türklerin iradesinin tanınması için farklı yolların aranması gerekmektedir.

Kıbrıs’ın kuzeyinde, derhal, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından bir nüfus sayımı yapılması ve Türkiye’den buraya taşınan nüfusun sayısının belirlenmesi için kampanya yürütülmesi bu yollardan biridir. Bir diğeri de, Kıbrıslı Türkler’in iradesini belirlemek için yine BM veya Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’nin gözetiminde, yalnızca Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarının katılacağı bir seçimin yapılmasıdır.

5. SONUÇ

Bu hafta sonunda yapılacak olan seçimlerin sonucunun Kıbrıslı Türkler açısından hiçbir anlamı yoktur. Sandıktan “çıkacak” kişiyi Kıbrıslı Türkler’in “toplum lideri” olarak tanımak mümkün değildir. Bu seçimler, bir demokrasi pratiği gibi sunuluyor olsa da, özünde halk iradesinin şekillendirilmiş, kurgulanmış ve yönlendirilmiş hâlidir. Bu nedenle, Kıbrıslı Türk toplumunun özgür iradesini yansıtma iddiasında olan bu seçimin boykot edilmesi, yalnızca bir protesto değil; aynı zamanda meşru ve özgür bir siyasal yapının inşası yönünde atılmış önemli bir adım olacaktır.

Diğer yazıları

BAŞKAN: Dr. Mustafa Hami (5) – Dr Bülent Dizdarlı

Bu bölümün sonunda yazacağımı başta yazmak istiyorum; Mustafa Abi...

BAŞKAN: Dr. Mustafa Hami (4) – Dr Bülent Dizdarlı

Tüm yönetim, o kadar dolu dolu çalışıyorduk ki iki...

BAŞKAN: Dr. Mustafa Hami (3) – Dr Bülent Dizdarlı

“Para var huzur ver” derler ya, aynen öyle bir...

BAŞKAN: Dr. Mustafa Hami (2) – Dr Bülent Dizdarlı

İlk krizimizi Ocak1993 yılında yaşadık. Yönetime gelir gelmez ilk...

BAŞKAN: Dr. Mustafa Hami (1) – Dr Bülent Dizdarlı

Yıl 1992. Eylül ayı. O sıralar Kuzey Kıbrıs Türk...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,966TakipçilerTakip Et
807AboneAbone Ol

Son eklenenler

Emperyalist yörüngede ateşkes ve Lübnan soyutlanması – Özkan Yıkıcı

Klasik bir yeni emperyalist kural işleyişini daha yaşadık. Trump,...

Peter İlkesi ve Artı Değer – Çağla Elektrikçi

Modern işyerlerinde kapitalizmin çelişkileri günlük hayatta en görünür hâlini...

Mum yakın: Dünyanın en “kirli” ve en “yolsuz” 32 ülkesinden biri olduk… – Hasan Kahvecioğlu

Ciddi bir anketin “taptaze” bulguları bunlar…Bu ülkede yaşayan insanların...

Üst-El – Şener Elcil

Başlığa bakıp, herkesin adanın kuzeyinde tüm olumsuz işlerden sorumlu...

Tayvan’ın “anavatanla birleşmesi” Çin için neden bir zorunluluktur? – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin’in temel çıkarlar (核心利益) arasında nitelediği toprak bütünlüğü konusundaki...

Siyasal iklimde sıcak günler dokunurken – Özkan Yıkıcı

Son birkaç gündür, kendi mahallemde Kıbrıs’la alakalı siyasal sıcak...

İran Devrimi ve Foucault’nun Siyaset(sizlik)leri – Daniel Bensaïd

Deleuze ve Foucault, her biri kendi tarzında, daha 1970’lerden...

Canlı yayın