yazılariktibasTrump’a karşı küresel direniş nerede? - Dani Rodrik 

Trump’a karşı küresel direniş nerede? – Dani Rodrik 

Orjinal yazının kaynağıproject-syndicate.org
alıntı yapılan kaynakbirgun.net

Trump’ın umursamaz ve kendini yıpratan gümrük politikaları, Avrupa’ya, Çin’e ve daha birçok orta ölçekli güce, kim olduklarını ve neyi savunduklarını ifade etmeleri için bir fırsat verdi. Bazı istisnalar haricinde, bu ülkelerin tepkileri istenilen düzeyde değildi. En büyük hayal kırıklığı Avrupa Birliği oldu

Cambridge – Amerika’nın eleştirmenleri ABD Başkanı Trump’ı her zaman, başkalarının iyiliğini pek umursamadan ağırlığını ortaya koyan bencil bir ülke olarak tasvir etti. Ancak Trump’ın ticaret politikaları o kadar yanlış yönlendirilmiş, tutarsız oldu ve kendini baltaladı ki, bu tür tasvirlerin en karikatürize hâli bile iltifat gibi kalıyor.

Yine de garip bir şekilde, onun ticaret safsataları, diğer ülkelerin kendi niyetleri ve kapasiteleri hakkında ne söylediklerini düşünmeye zorlayarak, onların başarısızlıklarını da gün yüzüne çıkardı. Bir kişinin gerçek karakterinin zorluk karşısında ortaya çıktığı söylenir; aynı şey ülkeler ve onların siyasi sistemleri için de geçerlidir. Trump’ın dünya ekonomisine yönelik doğrudan saldırısı herkese bir şok etkisi yarattı, ancak bu durum Avrupa, Çin ve çeşitli orta güçlere, kim oldukları ve neyi savundukları hakkında bir mesaj verme fırsatı sundu. Bu, eski düzenin dengesizliklerini, eşitsizliklerini ve sürdürülemezliğini aşabilecek, iyi ya da kötü, tek bir güçlü ülkenin liderliğine bağımlı olmayacak yeni bir dünya düzeni ortaya koyma davetiyesiydi.

***

Ancak çok azı bu fırsatı değerlendirdi. Bu bakımdan, belki de en büyük hayal kırıklığı Avrupa Birliği oldu. Satın alma gücü açısından AB, dünya ekonomisinin %14,1’ini oluştururken, ABD %14,8 ve Çin %19,7’lik paya sahip. Dahası, aşırı sağın son dönemdeki yükselişine rağmen, çoğu Avrupa ülkesi otoriterliğe yönelmekten kaçındı. Jeopolitik hırsları başkalarını tehdit etmeyen demokratik ulus devletler topluluğu olarak Avrupa, küresel liderlik sağlayacak hem güce hem de ahlaki otoriteye sahipti. Bunun yerine, oyalandı ve sonra Trump’ın taleplerine boyun eğdi. Avrupa’nın hırsları her zaman dar ve yerel çıkarlarla sınırlıydı; ancak Trump’a teslim olarak kendi yakın vadeli çıkarlarına bile hizmet edip etmediği belirsiz hale geldi. Temmuz ayında Trump ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen arasındaki uzlaşı, Avrupa’nın çelik ve alüminyum ihracatına %50 gümrük vergisi, diğer ihracatın çoğuna %15 vergi uygulanmasını ve ABD’den gülünç derecede yüksek seviyelerde enerji ithalatı yapma taahhüdünü içeriyor. AB’nin, ortak bir kimlik duygusundan yoksun ülkeler konfederasyonu olarak yapısal zayıflığı nadiren bu kadar net bir şekilde görünüyordu.

Çin ise daha sert bir tavır takındı, kendi tarifeleriyle güçlü bir şekilde misilleme yaptı ve ABD’ye kritik minerallerin ihracatını kısıtladı. Trump’ın kindar ve kendi ayağına sıkan dış politikaları, Çin’in etkisini genişletmesine ve gelişmekte olan dünya için güvenilir bir ortak olarak itibarını artırmasına yardımcı oldu. Ancak Çin liderliği de neoliberal sonrası küresel ekonomik düzen için pratik bir model ortaya koymakta başarısız oldu. Özellikle dikkat çekici olan şey, Çin’in, büyük dış ticaret fazlası ve yatırımların çok üzerinde seyreden yurt içi tasarruflarıyla bizzat yol açtığı iki küresel dengesizliği gidermeye pek istekli olmamasıdır. Bu arada, küçük ülkeler ve orta güçler çoğunlukla sessiz bir oyun oynadı, Trump ile bağımsız pazarlıklar yaparak kendi ekonomilerine verilen zararı sınırlamaya çalıştı. İstisna ise ülkesinin egemenliğini, demokrasisini ve bağımsız yargısını gururla savunan ve Trump’ın ayaklarına kapanmayı reddeden nadir örnek lider olarak öne çıkan Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva oldu. %50’lik cezalandırıcı gümrük vergilerine ve doğrudan kişisel saldırılara maruz kalmasına rağmen, Lula geri adım atmadı.

New York Times’ın dediği gibi, “Başkan Trump’a Lula kadar güçlü şekilde meydan okuyan başka bir dünya lideri yok.” Böylesi bir liderlik dünyanın dört bir yanında ciddi şekilde eksik. Hindistan’da, siyasi yorumcu Pratap Bhanu Mehta, pek çok iş ve siyaset elitinin Trump’a uyum sağlama yolları aradığını belirtiyor. Ancak Mehta’ya göre, bunu yaparken hem Trump’ı hem de onun yarattığı dünyayı yanlış okuyorlar. Yakın tarihin herhangi bir döneminde, Trump yönetiminin davranışları, olduğu gibi – düpedüz emperyalizm – diye nitelendirilirdi. Emperyalizm her zaman karşı çıkılması gereken bir olgudur – uyum sağlanacak bir şey değil – ve bu da hem güç hem de amaç gerektirir. Elbette, Amerika dünya ekonomisinin dizginlerini uzun süredir elinde tutuyor. Dolar sağlam bir şekilde yerleşmiş durumda ve ABD pazarı hâlâ tekil derecede önemli. Ancak bu avantajlar eskisi kadar güçlü değil.

***

Dünya ekonomisinin (satın alma gücü paritesine göre) yalnızca %15’ini kontrol eden bir ülkenin herkes için oyunun kurallarını dikte edebilmesi, siyasi mantığa ve ekonomik yerçekimi yasalarına aykırı olurdu. Dünya hâlâ bölünmüş durumda olsa da, herkesin Trump tarzı emperyalizmi püskürtme ve bu nedenle onun taleplerine karşı birleşme konusunda ortak bir çıkarı olmalı. Ortak bir amaç bulmak belki de daha büyük bir meydan okuma. Eğer Trump “kazanırsa”, bu, diğer büyük ekonomilerin küresel ekonomi için alternatif bir çerçeve ortaya koyamamasından (ya da istememesinden) kaynaklanacak. Trump’ın öfkesinin hedefi olan birçok ülkenin yaptığı gibi, geleneksel çok taraflılığa ve küresel iş birliğine özlem duymak pek işe yaramaz ve sadece zayıflık sinyali verir. Dünya, hem aşırı küreselleşmenin istikrarsızlık ve eşitsizliklerinden hem de “komşunu zarara uğrat” politikalarının yıkıcı etkilerinden kaçınmak için yeni fikirlere ve ilkelere ihtiyaç duyuyor. Yeni bir Bretton Woods anlaşması beklemek gerçekçi değil. Yine de, orta güçler ve büyük ekonomiler, bu ilkeleri kendi politikalarında uygulayarak örnek olabilir. Trump’ın eylemleri diğerlerine bir ayna tuttu ve çoğu, yansımanın hoş bir manzara olmadığını fark etmelidir. Neyse ki, görünen çaresizlikleri kendi kendilerine dayatılmış durumda. Kendine güveni aşağılanmaya tercih etmek için hâlâ geç değil.

Çeviren: Alp Fındıkçıoğlu

Diğer yazıları

Tayvan’ın “anavatanla birleşmesi” Çin için neden bir zorunluluktur? – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin’in temel çıkarlar (核心利益) arasında nitelediği toprak bütünlüğü konusundaki...

İran Devrimi ve Foucault’nun Siyaset(sizlik)leri – Daniel Bensaïd

Deleuze ve Foucault, her biri kendi tarzında, daha 1970’lerden...

Tayvan’da geri sayım başlıyor… – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin’in Tayvan hamlesine Japonya seyirci kalmayacaktır. Tayvan’da olabilecek gelişmeler...

ABD’yi yatıştırma politikası ve sınırları – Ertan Erol

ABD’nin Küba’ya uyguladığı blokajın yıl başından bu yana şiddetini...

Küba: Finansal Boğma, Enerji Kuşatması ve Özbelirlenim Mücadelesi – Nicolas Menna

İnatçılık benimle mi doğdu acabaBugün akıldışı görünen şeyin inadıDüşmanı...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,967TakipçilerTakip Et
807AboneAbone Ol

Son eklenenler

Felaketten mücadeleye: Tarihsel Materyalizm İstanbul Konferansı – Ecehan Balta

Bu yıl üçüncüsü yapılan Tarihsel Materyalizm İstanbul 2026 konferansının...

İran savaşı bitti mi? – Evren Balta

Askeri gerilimde önümüzdeki günlerde bir gerileme yaşanması muhtemel. Ama...

Ateşkes mi, mola mı? – Hediye Levent

ABD-İran-İsrail savaşına dair ateşkes açıklamalarını ve haberlerini okurken aklıma...

Emperyalist yörüngede ateşkes ve Lübnan soyutlanması – Özkan Yıkıcı

Klasik bir yeni emperyalist kural işleyişini daha yaşadık. Trump,...

Peter İlkesi ve Artı Değer – Çağla Elektrikçi

Modern işyerlerinde kapitalizmin çelişkileri günlük hayatta en görünür hâlini...

Mum yakın: Dünyanın en “kirli” ve en “yolsuz” 32 ülkesinden biri olduk… – Hasan Kahvecioğlu

Ciddi bir anketin “taptaze” bulguları bunlar…Bu ülkede yaşayan insanların...

Üst-El – Şener Elcil

Başlığa bakıp, herkesin adanın kuzeyinde tüm olumsuz işlerden sorumlu...

Tayvan’ın “anavatanla birleşmesi” Çin için neden bir zorunluluktur? – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin’in temel çıkarlar (核心利益) arasında nitelediği toprak bütünlüğü konusundaki...

Canlı yayın