Home yaklaşımlar Özkan Yıkıcı Madımak katliamından günümüz gerçeklerine gelirken – Özkan Yıkıcı

Madımak katliamından günümüz gerçeklerine gelirken – Özkan Yıkıcı

0
Reklamlar

Yakın tarihin önemli günlerine zaman zaman yer veriyorum. Bazen anımsatma bazen de yaşanan dehşetlerle gelinen günümüz bağlantılarıyla dersleri de hatırlatma peşindeyim. Yakın tarihteki dehşetli karanlık olanlar ile onların birike birike günümüze gelişlerinin ben ce diyalektik önemli alınacak derslerle, yarında da dikkatli olmamızı da dayatmaktadır

İki temuz Sivastaki Madımak katliyamı da eğer nasıl gelindi sorusu aranıyorsa, günümüzü daha kolay kavrama adına mutlaka hatırlamadan da öteye, konunun özüyle gelişimini doğru yorumlayarak

Şimdiki Türkiyede olanları daha kolay kavrarız. Onun için iki temuz Madımak katliyamı gününde konuyu tekrardan hatırlatarak

, uzaktan günümüze gelen karanlığının zifiri boyutuna daha kolay sorgulama yapma olanağı da olur.

***

Sizi geriya taşıyacam. 32 yıl öncesine getirecem. Ozaman daha genç biriydim. Çağlayan semtinde kiracıydım. Birçok mesleki örgütün de merkezindeydim. Genelikle akşamları Mimar mühendisler odasına gidiyordum. Orada günü de yorumluyorduk. Temuz ayına girerken de Türkiyeye daha endişleli bakışla yaklaşıyorduk. Yaşadıklarımızla olanları birleştirip, gidişatın iyi olmadığı sonucuna kolayca geliyorduk. Sadece bazıları hükümet beklentisinde olanlar daha bir sesizlikle izleme pozisyonundaydı.

Ogünlerde konu Aziz Nesindi. Aydın olmanın ve sanatçı yaratıcılıkla Türkiyenin gidişatını eleştiriyordu. Buna karşın Nesinin dedikleri değil de kendilerine provakasyon yaratacak cümleleri koyan gericiler probanda yapıp saldırma anları hyakalamaya uğraşıyordu. Sivasta yapılan Pirsultan şenlikleri bununmaz fırsatdı. Öyle bildiriler dağıtıp mahşetler çektiler ki Nasinin şehre sokulmamasından, linç edilmesine de direk mesajlar veriyorlardı. Kulanılan hep dinci retorikti. Bakıldığı zsman şimdiki ELnusra veya IŞiD lugatı sanırsınız.

Şenlik başladı. Karşı bildiri ile söylenmeyen sözlerle bildiri dağıtıldı. Tabi ki din idolojik damıtmayla şekillendiği için de Müslüman kesimlerin bir kısmını harekete geçirdi. Bir önemli dip not: hükümetde Doğru yol partisi ile Sosyaldemokrat halkçı parti vardı. Demirel ve İnönü.. buda tesadüfmü bilmem.

Klasik provakasyon şekli sahnedeydi. Cuma namazı sonrası verilen söylemlerle camiden çıkan insanlar sokağa çıktı. Giderek artan sayı ile onbinleri aşdılar. Açıkça şeryat deniliyordu. Müslüman Türkiye sloganı ile Aziz Nesime ölüm adeta Sıvas sokaklarında kol geziyordu. Peşinen Madımak öteline yöneldiler. Olay öyle gizli falan değildi. Göstere göstere yapılıyordu. Madımak otelinde aydın ve sanatçıların kaldığı yerdi. Tüm bunlar olurken devlet yoktu. adeta oteldekilere bakanlar güvence verirken, telefondan sokağa gelince “şeryat isteriz” sloganlarıyla yankılanıyordu.

Birkaç günlük eylem hızı, soluğu Madımakta aldı. Resmen ötel göstere gösttere yakıldı. Aziz Nesin şansla kurtuldu. Ama otuzun üzerinde aydın yanarak can verdi. Sonra devam eden protestolar, havaya ateş edilerek dağıtıldı.

****

Olayları acıyla izlerken, ertesi günkü Türkiye meclisini izledim. Sabahleyin evimde oturup açılan meclis özetlerini izliyordum. Demirelinden Erbakanına ve Yılmaz da katılarak olay kınanırken, amalar havada uçuştu. Öyle uçuştu ki sıkılmadan “insanların duygularıyla ve inançlarıyla oynandığı için bu eylemler yapıldı” özeti çıkıyordu. Rahmetli Aydın Güven Gürkan kürsüye çıkar: net ifadeyle “nediyorsunuz: orada insanlar yakıldı. Şeryat isterizle Madımak oteli yakıldı” deyip sert bir eleştiri yaptı. Aslında bu resim geleceğin uyarısıydı. Nitekim Madımak öteli yakanların çoğu yakalanmadı. Yakalanların bir kısmı zaman aşımı bir kısmı da direk afedilerek dışarıya çıkarıldı.

****

Aradan 32 yıl geçti. İkindin haberlerini izlerken Taksim Beyoğlu meydanları gösteriliyor. Leman dergisi cıvarında birileri bağırıyor: “şeryat istiyoruz”… polise ve valiye göre Taksimde eylem yapmak yasak. Hele de kazara yapmak isteyenlerin nasıl ters kelepçeyle tutuklandığı resimler eflasyon derecesindedir. Ama şeryat isteyenler için Taksim yasak değildi.

İki temmuzu yaşarken hep şu endişeleri taşıyorduk. Yazdığım her iki temuz Madımak katliyamı makalemde bugün dünden daha beter yolda ilerliyor tesbitleri hep konulurdu. Öyle de oldu. Dün Sıvasta Madımağı yakarken ki şeryat istekleri artık gayet normal hale getirildi. Şimdi Türkiyede olanlar, ozamandan gelecek olacaklar diye uyarıldı. Öyle de oldu.

Türkiye yakın tarihi neyazık hem de devlet destekli korumalı gericlik yükselişlerini yaşadı. İnanılmaz katliyamlar oldu. Maraştan Madımağa tarihi en kirli karanlık katliyamlar gerçekleşti. Hep dinin maduriyeti kulanılıp, din düşmanlık nefret tohumlarıyla yeşertildi. Madımak katliyamında olduğu gibi sağ kesim her önemli katliyamda dini maduriyetle olayları küçümsemeğe, pandoraya koymaya uğraştı. Sonuçta da şimdiki Türkiye karşımıza geliyor.

****

Sonuç; gereken önlemler alınsaydı, siyasal çıkar uğruna Madımak gibi katliyamlara göz yumulmasa, günümüz aşamasına gelemzdik. Zaten, katliyamla alakalı siyasal ve pratikte yürüten kesimlerin şimdi nerelrde olduğuna bakarsanız, sorunun da yanıtını bulursunuz. Hukuk mu: yine katliyamcılar lehine nasıl işletildiğini Madımakla Maraş örneklerinden anlarsınız.

Şimdiki Elnusranın veya IŞİD benzeri cihatçıların yaptığı eylemlere bakıp da nasıl onay gördüğünü, hat da son Suriye seçkisinde Şam yönetimine dahi getirilmelerinin sorularının neden yanıtını ararsanız: Madımak katliyamı dahi gereken yanıtı verir. Diri diri hem de demokratik denilen koşullarda nasıl normal şekilde yapılıyor sorusuyla günümüze gelirsiniz. Madımakta, Maraşta olanlar şimdi elnusra ve IŞİD tarafından yapılıyor. Onlar da canlı canlı insan ykıp en inanılmaz katliyamlar gerçekleştirdiler. En basit yüzleşme ise meclis nededi veya yargı ozaman ne yaptı basirt sorularla da yanıtını buluyor halde olacaksınız.

Kısaca, yakın tarih yaşandı. Birdaha düzeltme şansımız yok. Ama gerçeğini bilmek önemli. Hem ayni hataya düşmemek adına hem de nneden sorusuna yanıt olarak akılda tutmalıyız. Bazıları günümüz cihatçılara şaşırıp hat da moderin dünya nasıl destekliyor şaşkınlık rolü oynarken, aynilerinin zamanında ve şimdi, kendi ülkesinde savunduğu da paradoksal gerçektir.

Yakın tarihte dhşetli bir karanlık sayfa yazıldı. Madımak.. ama bundan gereken dersler yerine şu veya bu şekilde aklama olunca da günümüz sonucuna gelindi. Tarih statik değil akışkandır. Öyle bir deyip durmuyor. Akarak sudan nehire nehirden de deniza ulaşıp kocaman dalgalı okyanus haline gelir. Bu nedenle yeniden iki temuz Madımak olalyını tam da günümüz aynasına bakarken, tarihin bir dönemeci olarak hatırlayıp yazdım. Dileyen dilediği dersi alır diyelim.

No comments

Yorumunuzu ekleyinCevabı iptal et

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Exit mobile version