17 Şubat 2026, Salı
12.8 C
Lefkoşa
yazılariktibasBugün bir kamu hukukumuz var mı? - Ulaş Karadağ

Bugün bir kamu hukukumuz var mı? – Ulaş Karadağ

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Şurası açık: İktidar kamusallaştıkça, hukuk da kamusallaşır; öyle ya, kamu hukukunun varlığı kısaca buna bağlı. Hukuk teorisinden ve siyasi tarihten bildiğimiz kadarıyla, siyasi karar alma gücü paylaşıldığı ölçüde yasa dediğimiz şey soyut ve genel bir nitelik kazanır. Modern hukuk, bir bakıma, yasanın birden fazla güç odağını aynı ölçüde bağlayabilmesi demektir (“Bağımsız ve tarafsız” yargı, bir açıdan bunun denetimini yapar). Güç/iktidar, tek bir kişide/grupta biriktiği ölçüde ise yasa bu bağlayıcılığını kaybeder.

“Soyut” ve “genel” olan, kuşkusuz “kamu”sal olmaya elverişlidir; ancak somut ve tekil, adı üstünde belirli bir duruma, belirli bir kişiye özgüdür. Siyasi güç paylaşılıyorsa eğer, bu gücü paylaşanlar haliyle sınırlı bir güce sahip olurlar. Paylaşılmıyorsa, tersi. O halde modern/liberal kamu hukuku, doğası gereği, bu güç paylaşılıyorsa vardır. Çünkü kamu hukukunun anlamı, eninde sonunda karar alanı ve bu kararı uygulayanları, belirli durumlarda, belirli biçimlerle sınırlamaktır. Kamu hukuku tarihi de bunu gösterir zaten: Krala yasal sınırlar koyan bir kamu hukukunun yokluğu, kralın hukukunu kamu hukuku haline getirir.

Orta Çağ deyip geçmemek lazım. Erken ya da geç, kralı sınırlayan bir kamu hukuku görmek mümkün. Ta ki “sınırlama” “düzenleme”ye dönüşene kadar. Kamu hukukunun etkinliği burada artar, faaliyet alanı büyür. Ama “Bunu yapamazsın”dan, “Bunu ancak şöyle yapabilirsin”e geçilir. Hatta, “Herkes bunu böyle yapmalı” da denir. Hukuk normu dediğimiz şey kabaca bu. Feodal hukuk (Orta Çağ hukuku) herkese seslenmez, seslenemez. Modern dünya bu nedenle kendi hukukunu üretmek zorunda kalır; Hobbes’tan Kant’a, sıradan insanın itaat ödevi, hükmedenin ahlaki ve yasal sorumluluğu seküler normlarla, buyruklarla düşünülür. Bu aynı zamanda, Ulus Baker’in de altını çizdiği gibi, Rönesans sonrası ortaya çıkan meşruiyet bunalımını aşmanın bir yoludur. Rönesans öncesi siyasal yaşam “Ya doğa ya da tanrı tarafından garantilenmiştir”.[1] O halde, öyle sanıyorum ki bu yeni siyasal yaşamı garantilemenin yolu kamu hukukunun oluşumundan geçmiştir.

Hukukun üstünlüğü dediğimiz şey de biraz bununla ilgili. Hukukun herkesi bağlamasını istiyorsanız eğer, gayrişahsi hukuk biçim(ler)ine ihtiyaç duyarsınız. Hukuk normları bu yüzden önemlidir. Gayrişahsilik, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun” sorusunu hukuk sisteminin çekirdeği olmaktan çıkarır. Bunu Carl Schmitt de söyler; hukuk devleti, hukukun kimi niteliklere sahip olmasını, özellikle de “hukuk normu ile bir irade veya tedbire dayalı emir kavramlarının”[2] ayırt edilebilmesini gerektirir. Çünkü hukuk normu, en azından kağıt üzerinde, hükmedene “Berlin’de hakimler var” mesajı verir. İradeye dayalı emir/karar ise şahsidir ve hükmedenle hükmedilen arasındaki demokratik ve kamusal bağlantıyı koparır. Evet emir/karar kamuya etki eder; ancak hükmedenle hükmedilen aynı kamusal uzamın bileşenleri olmaktan çıkmış olurlar. Birinde hükmedilen kamusal gücün kaynağı iken, diğerinde buradan koparılmıştır. İktidarı kamusal alanda harekete geçirme gücü (Devlet Teorisyeni Bob Jessop, bir yerlerde “İktidar uygulanmaz, harekete geçirilir” diye yazmıştı) bir ayrıcalığa dönüşür. Ayrıcalık, kamusallığın zıddıdır.

Tüm bunları, olan bitenin yakıcılığı karşısında hızlı bir çare aramak için yazmıyorum; ancak merak ederek, biraz da davet ederek, biz hukukçulara soruyorum: Bugün bir kamu hukukumuz var mı gerçekten?

(*) Hukukçu

[1] Ulus Baker, “Siyasal Alanın Oluşumu Üzerine Bir Deneme”, Toplum ve Bilim, 63, 1994, 86.

[2] Schmitt, Carl (2008), Constitutional Theory (Durham: Duke University Press) (Çev. Jeffrey Seitzer).

Diğer yazıları

Laikliği sahiplenmek sınıfsaldır – Korkut Boratav

Sosyalist sol düşün üzerinde sahibi olduğu ağırlığı, küçük parlamento...

Ulusal savunma belgesi – ‘niyet beyanından sert eyleme’ – Özgür Amed

Strateji belgesi, ABD’nin gerçekdışı diye tarif ettiği maceralardan kaçınarak,...

21. yüzyılda eşitsiz mübadele – Özge Güneş

Geçtiğimiz hafta Amsterdam’da, Anti-Emperyalist Ağ (AIN) ile Arghiri Emmanuel...

Yapay zekâ ve sosyalizmin gerekliliği – Prabhat Patnaik

Yapay zekânın, sosyalist bir ekonomik düzende uygulanması durumunda işsizlik...

İmparatorluk eve geldi – Stelios Foteinopoulos

Minneapolis’te yaşanan dehşet verici olaylar, askeri operasyonlar sırasında sivillerin...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,994TakipçilerTakip Et
773AboneAbone Ol

Son eklenenler

Sömürgecilig Goşullarında EKTAM Direnişi – Halil Karapaşaoğlu

6 Şubad 2026 tarihinde DEV-İŞ’e bavlı EMEK-İŞ, EKTAM KIBRIS...

Bir Veda Konuşması ve Sanata Dair Bazı Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

Kilisede takım elbisesiyle tabut içinde yatan adamın yanı başında...

Onlarca ifade, yüzlerce isim, milyonlarca belge, sıfır dava – Aras Coşkuntuncel

Temsilciler Meclisi Üyesi Jerry Nadler: Epstein’ın suç ortaklarından kaçını suçladınız?...

Başkanın tüm tarafları – Fehim Taştekin

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) kontrolündeki stratejik manivela araçlarının neredeyse...

Tek seçenek reddetmek – Serdar M. Değirmencioğlu

Militarizmin, acımasızlığın ve utanmazlığın her gün ısrarla bütün dünyaya...

Laikliği sahiplenmek sınıfsaldır – Korkut Boratav

Sosyalist sol düşün üzerinde sahibi olduğu ağırlığı, küçük parlamento...

Çöp meselesi: Bir sınıf ve mekân rejimi – Ecehan Balta

Şehirlerin bir alışkanlığı var: Kirliliği görünmez kılmak. Çöp poşeti...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...

Canlı yayın