12 Aralık 2025, Cuma
10.8 C
Lefkoşa
iktibasKıvanç EliaçıkSavaşın ortasında kafesin içinde - Kıvanç Eliaçık

Savaşın ortasında kafesin içinde – Kıvanç Eliaçık

Orjinal yazının kaynağıilketv.com.tr

Lübnan’da bir milyondan fazla insan evini terk etti, ama göçmen ev işçileri cephede terk edildi. Kafala sistemiyle hapsedilen bu işçiler, savaşta ağır bedeller ödüyor. Kimse onlardan bahsetmiyor.

Son bir yıl içerisinde bir milyondan fazla Lübnanlı evini terk edip ülke içerisinde yer değiştirmek zorunda kaldı. Ülkede yaşayan Suriyeli ve Filistinli mülteciler de onlarla aynı kaderi paylaştı. Çatışmalar, “Gazze’yle dayanışma” veya “yerleşimlerin güvenliğini sağlama” amacıyla devam ederken İsrail’in çağrı cihazlarını patlatmasıyla savaş yeni bir aşamaya taşındı. Ardından karşılıklı roket atışları yoğunlaştı ve İsrail’in saldırılarıyla ölümler ve göç hızlandı.

ABD, İngiltere, Türkiye ve Çin gibi ülkeler vatandaşlarına Lübnan’ı terk etme çağrısı yaptı.  Kapsamlı tahliye operasyonlarının ardından ticari uçuşların çoğu iptal oldu. Pek çok büyükelçilik faaliyetlerine son verdi.

Can kayıpları, yaralanmalar ve yıkım hakkında haberleri ve dehşet verici sayıları günlük olarak takip ediyoruz. Hayatını kaybedenler arasında sağlık işçilerinin ve çocukların sayısı dikkat çekiyor.

Bu trajedinin unutulan bir halkası var: Göçmen ev işçileri. Lübnan herhangi bir konuda istatistik ve kayıt tutmanın oldukça zor olduğu bir coğrafya ama Birleşmiş Milletler’e göre ülkede 180 bin göçmen ev işçisi bulunuyor.  “Kafala Sistemi”ne tabi olan işçiler, temizlik, yemek veya yaşlı, hasta ve çocuk bakımı gibi işlerde çalışıyorlar. Genelde çalıştıkları evde yaşıyorlar. Pasaportlarına el konuluyor. Patron izin vermeden işten hatta ülkeden ayrılamıyorlar. Sürekli olarak şiddete ve tacize uğruyorlar. Afrika ve Uzak Asya ülkelerinden gelen işçiler Lübnan’da ev hapsi koşullarında yaşıyorlar.

Ücretleri genelde geç ve eksik ödeniyor; bazense hiç ödenmiyor. Patron veya aracı şirket ayarlamadıkça uçak bileti alacak paraları olmuyor. Memleketteki ailelerine para göndermek için sefalet içinde çalışıyorlar.

İsrail hava saldırılarının başladığı ilk hafta 11 kişilik bir aile evlerinin enkazında ölü bulunduğunda yanlarında 30 yaşlarında Afrikalı bir kadın cesedi vardı. Bu ceset Gambialı ev işçisine aitti. Devam eden günlerde çok sayıda göçmen ev işçisi öldürüldü ve yaralandı. Ama daha da kötüsü ev işçileri “cephe”de terk edildi.

Savaşın yaklaştığını gören pek çok “ev sahibi” (siz patron diye okuyun) eşyalarını toplayıp evini terk etti. Giderken ev işçilerini geride bıraktılar. Kimisi kapıyı üstlerine kilitledi. Kimisi para da yemek de bırakmadı. İşçilerin pasaportlarını teslim etmediler. Hızla kaçarken açıklama yapmadılar.  Arapça bilmeyen ve günlük haberleri takip edemeyen işçiler, bombalanan mahallelerde çaresiz kaldı. Kelimenin gerçek anlamıyla ev başlarına yıkıldı.

Bazı işçiler arkadaşlarının veya hemşerilerinin çalıştığı evlere sığınabildi. O evlerde yatacak yer karşılığında ücretsiz olarak çalışmak zorunda kaldılar.

Savaş nedeniyle evinden ve işinden olan göçmen ev işçileri, pasaportları ve bilet alacak paraları olmadığı için Lübnan’da sıkışıp kaldı. Pek çoğu memleketlerine para göndermek zorunda olduğu için kalmayı tercih ediyor. Bazılarının Lübnan’da doğan çocukları var. Lübnan vatandaşı değiller ve annelerinin memleketinde kabul görmeyecek durumdalar.

Göçmen ev işçileri daha önce 2020 yılında Beyrut Limanı’nda gerçekleşen patlamayı takip eden yıkım ve yoksulluk sırasında kitlesel bir işsizlik ve evsizlik sorunuyla karşı karşıya kalmıştı. O zaman camiler, kiliseler, sendikalar ve bazı uluslararası yardım kuruluşları etrafında dayanışma ağları oluşmuştu. O dönemden beri Afrikalı göçmenlerin yoğunlaştığı bazı kilise cemaatleri ve özellikle göçmenlerin gittiği camiler ortaya çıkmıştı.  Şimdi bu dayanışma ağları kapılarını tekrar açtı.

Lübnan sendikaları son yıllarda göçmenleri ve ev işçilerini saflarına katmayı başardı. Farklı iş kollarından göçmen işçiler artık sanayi işçileri ve kamu emekçileri kadar görünür bir yere sahip. Sendikalar bir yandan savaşa karşı politikalar geliştirirken diğer yandan da göç etmek zorunda kalanlarla dayanışma faaliyetleri düzenliyor.

Lübnan, savaşlar ve ayaklanmalar ülkesi… Yoksul emekçilerin ülkesinde işçi sınıfı artık göçmenlerden ve mültecilerden oluşuyor. Sadece Suriyeliler ve Filistinliler değil Afrika ve Asya’dan gelen emekçiler savaşın en ağır bedellerini ödüyorlar. Haberlerde kimse onlardan bahsetmiyor. Ev hapsinde veya merdiven altı atölyelerde süren hayatları kimsesizler mezarlığında son buluyor.

Diğer yazıları

Savulun! Sizin parti geliyor! – Kıvanç Eliaçık

İngiltere’de yeni bir parti kuruldu: “Your Party”, yani “Sizin...

Barcelona acı vatan – Kıvanç Eliaçık

Barcelona Stadyumu’nun önünde toplanan kalabalık “İşte bir sabah… Uyandığımda”...

Karayipler’de fırtına, Venezuela’da savaş – Kıvanç Eliaçık

Jamaika’daki fırtına haberlerine kısaca göz attık. Belki, Bob Marley’in...

Döner kebap grevi – Kıvanç Eliaçık

Berlin sokaklarında herhangi birine sorsanız, dönerin geleneksel bir Alman yemeği...

Sular yükseliyor, sanık ayağa kalk! – Kıvanç Eliaçık

Birleşmiş Milletler’in en yüksek yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı (ICJ),...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,998TakipçilerTakip Et
746AboneAbone Ol

Son eklenenler

Pembe Dalga’nın sönüşü: Latin Amerika’da aşırı-sağın yükselişi – Kavel Alpaslan

Aşırı-sağın yerini sağlamlaştırdığı bir zamanda Latin Amerika’daki solun içerisinden...

Trump Avrupa’da ‘rejim değişikliği’ istiyor – Yücel Özdemir

“Rejim Değişikliği”, bugüne kadar daha çok ABD ve Avrupa...

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Barrack’ın uysal monarşisi – Nuray Sancar

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack,...

Nükleer atıklar gündelik yaşamın neresine düşer? – Pınar Demircan

Bir kentin gündelik yaşamı sessiz bir süreklilik üzerine kuruludur....

Bir hükümete daha güle güle: Bulgaristan – Özkan Yıkıcı

Bu yıl belkide muhalefet bakımından konuşulacak konu da hükümetlerin...

Lübnan bir kez daha savaşın eşiğinde! – Hediye Levent

Lübnan semalarında bir kere daha kara bulutlar toplanmaya başladı....

Fabrikada-tarlada: Sovyet kütüphane kültürü – Kavel Alpaslan

Tarihler 1980’leri gösterdiğinde dünyadaki üç kütüphaneden biri tek bir...

TOGG’un yerlilik oranı Ford’a yaklaştı – Özgür Gürbüz

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı iki gün önce bir ara...

Canlı yayın