yaklaşımlarÖzkan YıkıcıEnflasyon merkezli sorgulamalar - Özkan Yıkıcı

Enflasyon merkezli sorgulamalar – Özkan Yıkıcı

Son günlerde peşpeşe açıklamalar geliyor. Gelen yeni açıklamaların çoğu ekonomik merkezlidir. Bunlardan birisi de asgari ücretdir. Verilen sayı ise var olanın oldukça üstünde olmaktadır. Buda birçok memnuniyet ile beklentinin altında ikilemine takılmaktadır. K. Kıbrısta da asgari ücret açıklandı. Sayısal artışa bakarsanız, oldukça iyi gibi geliyor. Fakat, yanına öteki etkenelri de koyunca, kuşkular da hemen belirlenir. Çünkü konu salt Asgari ücretler le sınırlı değildir. Bu belirlemenin önemli koşulları da vardır. Kuramı tek başına alırsanız, öteki bağdaşları göz ardı ederseniz, kolayca yanıltılır halde kendinizi bulursunuz. Öyle ki bu dönemki Asgari ücret, gerek Türkiye gerek se K.KIbrısta açıklanış şekli dahi oldukça sorguya takılıyor. Türkiyede olayı Erdoğan açıklıyordu. İlk yaşanıyor ve kimse neden ilgili makamcı değil de Cıumhur Başkanı bunu açıkladı sorularını pek sormadı. Verilen yükseliş rakamı iyi gibi görülürken, nedense en basitiyle eflasyon rakamı ve büyüme refahının içermesi kuralıyla yorumlanmıyordu.

Kuzey Kıbrısta ise ilkin noktası toplantıyla başladı. İlk kez daha toplantı başlar başlamaz rakam açıklandı. Birkaç toplantı veya itirazlar dahi dikate alınmadı. Toplanır toplanmaz rakam açıklandı. Pek de görülmeyem  şekkliyle de sendika kabul işveren ret diyordu. Tabi görüşmedeki resmi sendika dışındaki öteki işçi sendikaları ise kuşkularını hemen belirtiler. Aslında başka gerçeklik de şu: daha eflasyon rakamları açıklanmadan asgari ücret açıklanıyordu. Çıkan yüksek rakam ise eflasyon dışı nedeniyle birtakım kolay algı yanılsamalarını da yerleştirdi. Yönetimlerin seçim hesabı ile algı oyunu tutuyordu. K. Kıbrısta ahalinin önemli kısmı iyi diye kabulleniyordu. Bir kesim de rakamın oldukça yüksek olup, işverenin ödeyemeyeceğini söylüyordu. Kimse eflasyon orantılı yorum yapamıyordu. Bu tartışmalar kağosunda ise ardından eflasyon rakamları açıklandı. Görüldü ki Asgari ücret yükselmesi ile eflasyon artışı ayni değildi. Eflasyon rakamı “ki oda tartışmalı” Asgari ücretin nerede ise on sayı üstünde çıktı. Pek de bu ikileme yaklaşan çıkmadı.

Eflasyon rakamı açıklanınca da bilimsel kurumlar ve ekonomisler, bunun yanlış olduğunu hem de bilimsel göstergelerle hemen kanıtladılar. Bir anlamda Eflasyon da düşük gösterildi. Merkezli yönetim bunu bilimsel dese de hayatın kendisi bunu yalanlıyordu. Oldukça daha yüksek rakamlı olduğunu direk yaşamın kendisinden alarak kanıtlanıyordu. Eflasyon rakamı böylelikle senelerdir güvenilmez resmi gerçeğini bir kez daha yaşatıyordu. Oysa, genelde eflasyon olayı ekonomik işleğişte önemli kavramdır. Bazen ekonomik krizlerin merkezine oturuyor. İnsanlar bununla yatıp kalkıyor. Ekonomik yaşamın temel belirleyic dönemine bazen konuluyor. Hayat pahalılığı konusu kitlesel önemi bundandır. Direk yaşanıp açıklanan rakamlarla uyumu önemlidir. Burada olacak kırılma veya güvensizlik, direk genel ekonomiye bakıştaki anlayışa dek yansır.

Yukarda girişte belirtiğim gibi, eflasyonla yönetimler aartırılacak maaşları da ona göre endeksliyor. Eflasyon ölçüsünmde harçları da belirliyor. Bu nedenle eflasyon rakamının güvenirliği ve doğruluğu genel yaşama dek yansıyor. Yapılan oyunlar ise sonuçta eşitsizliğin daha da derinleşmesine, emek kesiminin daha yoksulaşmasına neden olmaktadır.

Bu yıl buna asgari ücret belirlemede eflasyonun göszetilmeden resmen daha düşük belirlenmesi ile başlandı. Oysa bazı harçlara yapılan zamlar eflasyon ölçekli oluyordu. Buda emekçi ekseninde önemli direk yoksulaşmalar oluşturuldu. Güvensizlik ise gerçekle buluşunca, genel ekonomik denkleme dek geliniyor. Düşük eflasyon ile büyüme abartısı sonuçta ekonomik kurumsal rresmi yanlışı da yerleştirmektedir. Bunlar da daha genele yansımaktadır. Hele de Kuzey kıbrısta nifusun bilinmeden düşük nifus oranıyla yapılan ulusal gelir tahmininin de oldukça abartılı olduğunu söylemek yanlış değildir.

Bunlar ülkemizde sık sık yaşanıp yenileri eklenmekdedir. Seksenlerin sonunda sendika yönetim kurulundayken, direk planlama örgütünün rakamlarıyla eflason hesaplaması yapıp açıklıyorduk. İlk dönemler hep bizim rakam planlama örgütünün rakamının üstünde çıkıyordu. Sadece doksan başındaki seçim öncesi planlama örögütünün açıkladığı rakam bizim rakamın üstüne hem de oldukça üstünde çıktı. Oysa tekrar edelim, ayni anlayış, ayni sepet ve rakamlarla hesaplanma yapılıyordu. Böylelikle kamuoyuna nasıl ısmarlama ile zorlama eflasyonun oluştuğunu direk kanıtlıyorduk. Bundandır ki planlama örgütü bunu yalanlayamıyordu.

Sonradan kamu örgütlerinin gücü düşünce ilgili rakamlarla daha net oynanıp resmen dalga geçilmesi dahi kabullenildi. Sadece “ne kadar verecekler” sorusuyla sınırlı kalındı. Aynen, eflasyon Asgari ücret denklleminin bozulması gibi. Hat ta konsolide olayı da kolayca kaldırılıp sadece açıklanan rakamın sınırı içinde hapsedildi. Bu eflasyonun güvenirliliğini iyice kırdı. Ama, yine de toplumsal pazarlığın daralması, alma kolaylığı ile verilen avantaların oluşturduğu parçalanlmalar sonucu, Planlama ile istatistik dayrsresinin oynamaları da normalleşti. Tepkiler dahi olmadı. Şimdi de eflasyon asgari ücret denkliği de yerlebir edilerek, başarı diye yuturuldu. Buna elbet başarı demenin dışında da elde başka çare kalmıyor.

Kısaca, eflasyon direk yaşama yansıyor. Yalan söyleseniz de baskı yapsanız da sonuçta insanlar bunu direk yaşayarak hayatlarında hissediyor. Fakat, tek eksenli iletişim ve algı esirliği yanında merkezi belirleyicilik de olunca, bilimseliği ret edince, kolayca aldatılma ile alacağımız sevincinin kısgacında gerçeklerden daha fazla kopup gidiyoruz. Oysa eflasyon sadece ekonominin bir parçasıdır. Bu eflasyon ile krizler oluşup hayatı dar ederken, birielri de daha da zenginleşip, uçurum derinleşmektedir. Gelir dağılımı daha eşitsiz hale gelmektedir. Bunları bile bize unuturdular. Şimdi sendika bağırtısı ise aslında seçim probaganda alanında bir çıkar yön de kulanılarak birileri lehine yazdırtılıyor. Bakalım örgütsüzleşerek, merkezi kul haline gelerek, develt yörüngeli örgütlerle bu bilmece nereye dek çözülmeden normal halde gidecek?

Diğer yazıları

Görünür, görülmezlik altında gerçekleri arama hamleleri – Özkan Yıkıcı

Etrafımızda savaş var. Savaşın yükü bize dek çoktan geldi....

Duruş ve söylem çelişkili yaşamdan seçkiler – Özkan Yıkıcı

İnsanlar bazen konuyu bilerek tavır geliştirir. Bazen önüne konan...

Kısa bir hatırlatma – Özkan Yıkıcı

Geniş Orta Doğu coğrafyasında savaş sürüyor. Emperyalist hegemonya ile...

Konuyu ele alırken – Özkan Yıkıcı

Bilmem farkında mısınız: Hele de son yaşanan olayları da...

Yalaka yalan arenasından taktik ve psikolojik hamleler – Özkan Yıkıcı

Önceki yazımda, Kuzey Kıbrıs’taki genel grev eylemine dokundum. Sonucu...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,972TakipçilerTakip Et
805AboneAbone Ol

Son eklenenler

İran Devrimi ve Foucault’nun Siyaset(sizlik)leri – Daniel Bensaïd

Deleuze ve Foucault, her biri kendi tarzında, daha 1970’lerden...

Tayvan’da geri sayım başlıyor… – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin’in Tayvan hamlesine Japonya seyirci kalmayacaktır. Tayvan’da olabilecek gelişmeler...

ABD’yi yatıştırma politikası ve sınırları – Ertan Erol

ABD’nin Küba’ya uyguladığı blokajın yıl başından bu yana şiddetini...

Casino Ekonomisi Üzerinden Bir Gerçeklik Testi: KKTC Ne Kazanıyor, Ne Kaybediyor? – Mertkan Hamit

Doğu Akdeniz’de kumar sektörü üzerinden yapılan karşılaştırmalar, aslında ekonomilerin...

Görünür, görülmezlik altında gerçekleri arama hamleleri – Özkan Yıkıcı

Etrafımızda savaş var. Savaşın yükü bize dek çoktan geldi....

Hellimden Hellim Peynirine; Kültür Politigdir! – Halil Karapaşaoğlu

Buray Hoşsöz: "Hellim peynir değildir. Peynir çeşiti olabilir ama...

Sahnede ışıyan iyilik: Ada oyunu – Neşe Yaşın

Bir dönemde marjinal olan dudak uçuklatan sözler ve davranışlar...

Canlı yayın