arşivAli SarıtepeYaratılan gerçeklerle hakikatin saklanması - Ali Sarıtepe

Yaratılan gerçeklerle hakikatin saklanması – Ali Sarıtepe

Hakikatin saklanması ile hakikatin saklı kalması farklı haller olduğu gibi, hakikat ile yaratılan gerçeklikte birbirinden tamamen farklı kavramlardır, hallerdir.

Hakikatin saklanması; bir olgunun kendi hallerinin dışarıdan ya da diğerleri tarafından anlaşılmaması için gösterilen çabalar ve bunun getirdiği haldir.

Hakikatin saklı kalması ise, bir olgunun veya bir şeyin özgünlüklerinin ortaya çıkmaması halidir, dışarıdan yapılan bir müdahale burada söz konusu değildir.

Yaratılan gerçeklerle/gerçeklikle hakikatin saklanması ise; yaratma eyleminin başlamasıyla birlikte, o olgunun muhatapları tarafından anlaşılmaması için oluşturulan kurgu ve bunun pratikleri toplamıdır.

Diğerlerinden her yönüyle ayrılan bu yöntem öncelikli olarak, yaratma ve gizleme ikiliği üzerine kurulduğu için kendi içerisinde daha ayrıntılı ve daha programatiktir.

İkinci paylaşım savaşı yakın öncesi ve içerisinde Alman Nasyonal Sosyalist Partisinin yaptıklarını ve bunu bir devlet politikasına dönüştürme imkanlarına kavuşturduğu zamanki söylem ve eylemlerine baktığımız zaman; yaratılan gerçeklik/lere ve hakikatin saklanmasına, saklanmalarına muazzam örnekler görebilmekteyiz.

Bu tür politika yapma tarzına baktığımızda: Devlet ya açık diktatörlük halindedir ya da baskıcı yanının ön plana çıktığı, demokrasi olgusunun ötelendirildiği ya da ötelendirilmeye çalışıldığı örtülü baskının yaşam biçimine dönüştürüldüğü (katalog suçlar yaratmak, tutuklamalar oluşturmak) devlet hallerinde görülmektedir. Burada ana aktör, dahil edilmişlik haliyle devlet orta yerdedir.

Yaratılan gerçeklik, hakikatin örtülmesi ve bunun üzerinden demegojik polemiklerin yaratılması değildir.

O: Var olan olguyu inkar etmeden –inkar etme halinin örtme gücü yoktur, sadece yok farzeder- onu anlatarak ve hatta onu anladığını söyleyerek, o hakikatten güç alarak, güç depolaması yaparak; onun üzerinden yine o hakikati yok etmek –çözerek değil- fikriyatını programatik hale getirerek; toplumda yanılsamalar yaratarak toplumdan aldığı gücün etkinliğini yitirmeden kendisini egemen kılmasıdır.

Toplum, kendi hayatında kristalize olmuş olan hakikatin artık çözüleceği zannı içerisine sokulmuş haliyle, hakikatin diplere gömülmesi için enerjisinin harekete geçirilmesinde dinamik halde durur.

Türkiye bugün tam da bu anlatımların kendisini yaşayan bir süreç içerisindedir.

Cemaatler ittifakı AKP siyasi iktidarı, hükümet olmaktan iktidar olmaya dönüşmesine paralel olarak; Türkiye sorunları haline getirilmiş olan: Kürt meselesini, Alevi meselesini, diğer dinler problemlerini, diğer etnik meselelerini Türkiye’nin yaratılmış olan problemleri olduğunu görerek ve devamında da ifade ederek var olan hakikatin görünürlülüğünü en üst noktaya çıkmasına katkıda bulunurken, bunları ifade etmenin getirmiş olduğu rantı da sonuna kadar hanesine biriktirmesinin döşemelerini de yaptı.

Hakikat burada zaten toplum zihninde ortak payda konumuna gelmişti. Onun  bunu siyasi iktidar talebi bir ses olarak ifade etmesi, zihinlerde berraklık çoğalmasına katkıda bulunmasına neden olmuştur.

Sorunları, hakikatleri ifade etmesinden kazandığı güçle iktidar olmaya yürürken, bu aynı zamanda hakikatten ayrılmaya başlamasının da başlangıç noktasıdır.

Parti olarak hakikatlere parmak basarken, siyasi iktidar olarak parmak bastığı sorunları parmağının altında ezme politikasını uygulamaya başladı.

TC’ye egemen kılınan bugünkü politika: Cumhuriyetin kuruluş ilkelerini özünde hiç değiştirmeden, toplumsal meşruiyet kazanmış olan hakikatleri ifade ederek; hakikatlerin özgürleşmesini, kendi mecrasında yürümesini sağlamak yerine,eski politikanın yeni dille yapılıyor olmasıdır.

Eski dilin kullanım süresinin getirmiş olduğu deşifre olma halinin güçsüzlüğü, yeni dille politik güçlülük haline getirilmeye çalışılmaktadır.

Devlet politikası olarak senkronize edilen bu politika; toplumsal ayaklar olan görsel ve işitsel yayın organları ve ibadethaneler başta olmak üzere tüm imkanlar sonuna kadar kullanılmakta beis görülmemektedir.

Bugünün yaratılan gerçekleri, devletin yeni dili haline getirilmiş ve bu dilin toplumsal hayata egemen olması için imkanlar seferber edilmiş haldedir.

Hakikat, üzerine giydirilen yaratılmış gerçeklik libaslarına hiçbir zaman sığmayacaktır.

Bu da hakikatin hakikat halidir.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,985TakipçilerTakip Et
790AboneAbone Ol

Son eklenenler

İran ordusu – Müslüm Yücel

İran’da askeri yapı teknik bir güvenlik kurumu değildir; ordu,...

ABD müttefiklerinde ‘rejim değişikliği’ istenirse? – Kavel Alpaslan

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın şiddeti Basra...

İki sihirli kullanımla süsletilen kavram – Özkan Yıkıcı

Bazen dilimiz öylesine alışır ki beynimiz hemen kullanıma sokar....

“Mavi vatanımız”ı “Sormagir hanı”na çevirdiler… – Hasan Kahvecioğlu

Doğu Akdeniz, bizim hoyrat milliyetçilerin “mavi vatan”ıydı… Ülkücü, kafatasçı, dinci...

İran savaşı, Hürmüz Boğazı ve dünyanın darboğazı – Yücel Özdemir

Bir haftasını geride bırakan İran savaşının uzun sürmesi durumunda,...

Savaş, gübre ve bağımlılığın faturası – Özge Güneş

Gıda egemenliği hareketleri, son yıllarda artan şekilde savaş karşıtı söylemin de...

Öncesi ve sonrası: Türkiye ekonomisi – Hayri Kozanoğlu

Ortadoğu’daki savaşın uzama ihtimali enerji fiyatlarını yukarı çekerken ülke...

Dünyanın En Güvenli Yeri: “Kıbrıs” – Şener Elcil

1960’lı yılların sonunda, çocukluk dönemimde göçmenlik yaşadığımız Tatlısu (Mari) Köyü’nde arkadaşlarımızla,...

Canlı yayın