yaklaşımlarÖzkan YıkıcıGörünür, görülmezlik altında gerçekleri arama hamleleri - Özkan Yıkıcı

Görünür, görülmezlik altında gerçekleri arama hamleleri – Özkan Yıkıcı

Etrafımızda savaş var. Savaşın yükü bize dek çoktan geldi. Hatta var olan tüm olumsuzluklar sanki savaşla gelmiş gibi de tedbirleştirilip sunulmaktadır. Doğrusu, daha baştan bu algı tutuyor. Sanki öncesi normalmiş ve savaş durumu tetiklemiş düşüncesi şu veya bu şekilde prim yapıyor. Hele de sorunların temelini gizlemede epey mesafe aldığı kesin. Artık zamlar dahi sanki yokmuş da savaşla tetiklenmiş havasına sokulmak isteniyor. Ama net emperyalist gerçeklik her tarafta sırıtıyor.

Şu işe bakın: Bölge yanıyor. Resmen en modern teknoloji uygulanıyor. En vahşi kıyımlar her tarafta gerçekleşiyor. Sonrası mı? Savaşı başlatan, bunu seneler öncesinden planlayıp haykıran Amerika, şimdi başka bir hava ile girilen bilmezlikte kendini kurtarmaya çalışıyor.

Hâlâ Amerikan çevreleri, sırf sonucundan kaçma adına, propagandada lehlerine hava çıkarma peşinde. Birçok Amerikan politikacısı ve siyasal yorumcu, olayın savaş ilanı değil de operasyon olduğu algısıyla hareket etmektedir. Savaşın sürmesi hâlinde parlamentonun ele alabileceği sözleri epey prim yapıyor. Hem Trump gibilerine haklılık hukuku yaratıyor hem de gerçekle karşılaşıp tavır koymak istemeyenlerin de kaçışına yaramaktadır. Sıkılmadan bazen senatörlerin savaşın uzaması hâlinde senatoda konu olacağını söylemesi, girilen aşmazlık ile bozulan kendi eksenlerinin adeta bahaneleşmesidir.

Zaten bu savaşa gidilirken öyle günler sayılmadı. Doksanların ortasından, hatta ilk adım olarak İran’a doları petrol ihracat para birimi olarak kullanma yasağı ile başladı. Göstere göstere geldi. Nitekim İran, kendine sıra gelmeden Amerika ve müttefiklerini Suriye’de karşıladı. Bunlar hep unutuluyor. Oysa yaşanan savaşa rağmen, savaşın en yıkımlı teknolojiyle oluşu dahi bize yalan bahanesinin prim yaptığını gösteriyor.

Şu noktaya bakın: Hâlâ Trump’ın laflarıyla geleceği tahminde takılıp kaldık. Oysa Amerika’nın dediği ile olsaydı en azından İran çoktan tükenmişti. Emperyalist gerçekliği unutmayalım. Böylesi siyasal koşullarda hep benzer liderleri öne çıkarırlar. Trump, Modi ve sayrısı boşuna değildir. Savaş ile oluşan yıkımda “bir delinin olduğu” ezberi hâlâ tutuyor. Oysa Trump’ı seçtirmede trilyonlar kullanıldı. İran hedefi senelerdir söylendi. Yetmiyor, resmen bölgesel yıkım savaşı olmasına, kullanılan propaganda dili küstahlığı dahi aşmasına rağmen sanki normal şartlarla konuşma beklentisi hâlâ sürüyor. Propaganda, Trump’ın dedikleriyle dolaşıp duruyor. Utanmadan hâlâ hem de savaşa karşı olduğunu söyleyen senatörler de durumu “operasyondur, daha savaş değildir” kelimelerine tıkamaktadır. İnsanlar sanki anlık başlamış gibi hem de başlatan ile saldırıya uğrayanın ayrımına bakmadan “taraflar” algısıyla propagandaya sıkıştırılmaktadır. Emperyalist kavram, faşist devlet tartışması arada yok.

Sunulan önemli görünüm de örtme peşindedir. Gerçekten Amerikan siyasal kesimi şaşkın. Daha önce şu veya bu şekilde yoluna soktukları stratejisinin Orta Doğu son ayağı sorunlu. Onların aklıyla, katledilecek İran liderleri ve ağır bombardıman koşulları savaşı erken bitirecekti. Üstelik İran rejimine oldukça karşı olanlar da vardı. Olay başlarken Batılılar Amerika’nın arkasında sıralandı. Hatta kız öğrencilerin katli dahi kendi kurallarınca geçiştirildi. İsrail çıkarı emperyalist rekabet pençeli siyaset, pek de umulan uzatmanın olmayacağına inandı. Savaşın hızlı şekilde bitmesini istediler.

Ekleyelim: Bu savaş uzuyor. Ama birileri kaybederken, bölgesel yıkım olurken, birileri de ceplerini dolduruyor. Hatta şu gerçek olmasına rağmen fazla propagandaya takılmıyor: Savaşlarda en çok kazanan kesimlerin ortaklarından bazıları da liderlerin oğulları ile damatlarıdır. Ukrayna ile Biden’ı veya İran konulunca Trump’ın oğul ve damadını yan yana koyunca, savaş uzasa da tedirginlik olsa da kazanan yine onlar. Hele de İsrail de memnun olursa, Yahudi lobisi de yanına konulunca denklem daha da karmaşık olur.

Gerçekten beklenen son olmadı. Tedirginlik de var. Ama unutmayın, Gazze’de soykırım olurken dahi Amerikan kamuoyunda ses çıkmadı. Tam aksine destek oldu. Şimdi İran konusundaki beklenen zaman diliminde sonuç alınamaması, netlik oluşmaması elbette huzursuzluk yaratmaktadır. Alışmadığımız NATO dahi tartışılıyor. Sırada olan zincir kırılıp ya tarafsız ya da belirsizlikten korkarak karşıymış havasına giriyor. Tüm liderleri katledilmesine karşın İran hâlâ ayakta. Ama katledilen siviller vurgulanmazken, bölgenin doğa katliamı durumuna dokunulmazken, tartışmada düşen bir uçağın konuşulması epey fazla oldu. Bu sıkışıklık ister istemez Amerika’da da konunun konuşulmasını sağladı. Devlet içi kırılma gibi çelişkiler de ortaya çıkıyor. Trump resmen konuşmalarıyla da propaganda gereği belirsizlik yaratsa da şüpheleri artırıyor.

Hâlâ savaşı durdurma noktasına gelinmedi. Ama önemli ders şudur: Kukla olmanın finansman gücü olsa da gerçekler karşısında yine bağımlı sömürge olmanın acı örnekleri görülmektedir. Körfez ülkeleri bunun aynasıdır.

Kısaca, bakanların dahi görevden alınacak aşamasına gelen savaşta sonuç hâlâ belirsiz. Ama savaşın emperyalist bir savaş olduğunu unutursak birçok gerçeği anlayamayız. Üstelik Amerika’nın savaş başlangıcı provokasyonlarının da epey karanlık sayfaları olduğunu aklımızda tutmalıyız. Herkesi nükleer silahla suçlarken, sadece nükleer silahı olan değil, nükleer silahı da tek kullanan ülkenin Amerika olduğu gerçeği vardır.

Kısaca, emperyalist çağda tekellerin kararlı başlangıcı ile oluşan savaşlar haklı savaşlar değildir. Sömürgeleştirmenin ihtiyacı veya krizden çıkma nedenidir. “Neden başladı, kim başlattı?” sorularını yanıtsız bırakarak, sanki normalmiş gibi kurallarla yorum kısırlığı gelişirse, “o dedi, bu yaptı” ile biraz da görsel dehşetle kitleler yalanın peşinden sürüklenir. O zaman da katledilen gerçekler olur.

Diğer yazıları

Duruş ve söylem çelişkili yaşamdan seçkiler – Özkan Yıkıcı

İnsanlar bazen konuyu bilerek tavır geliştirir. Bazen önüne konan...

Kısa bir hatırlatma – Özkan Yıkıcı

Geniş Orta Doğu coğrafyasında savaş sürüyor. Emperyalist hegemonya ile...

Konuyu ele alırken – Özkan Yıkıcı

Bilmem farkında mısınız: Hele de son yaşanan olayları da...

Yalaka yalan arenasından taktik ve psikolojik hamleler – Özkan Yıkıcı

Önceki yazımda, Kuzey Kıbrıs’taki genel grev eylemine dokundum. Sonucu...

Mart ayının son pazartesinden – Özkan Yıkıcı

Mart ayı da tamamlanmak üzere. Son haftanın pazartesine geldik....
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,976TakipçilerTakip Et
805AboneAbone Ol

Son eklenenler

Casino Ekonomisi Üzerinden Bir Gerçeklik Testi: KKTC Ne Kazanıyor, Ne Kaybediyor? – Mertkan Hamit

Doğu Akdeniz’de kumar sektörü üzerinden yapılan karşılaştırmalar, aslında ekonomilerin...

Hellimden Hellim Peynirine; Kültür Politigdir! – Halil Karapaşaoğlu

Buray Hoşsöz: "Hellim peynir değildir. Peynir çeşiti olabilir ama...

Sahnede ışıyan iyilik: Ada oyunu – Neşe Yaşın

Bir dönemde marjinal olan dudak uçuklatan sözler ve davranışlar...

EOKA: Mitos ve Gerçek – Niyazi Kızılyürek

31 Mart 1955 tarihinde gece yarısından hemen sonra Kıbrıs...

Küba: Finansal Boğma, Enerji Kuşatması ve Özbelirlenim Mücadelesi – Nicolas Menna

İnatçılık benimle mi doğdu acabaBugün akıldışı görünen şeyin inadıDüşmanı...

ABD dış politikası ve emperyalizm – Ümit Akçay

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve buna karşı...

ABD’nin delilik çağı – Fehim Taştekin

Soykırımcı-Epstein Koalisyonu, İran’da gösterişli darbelerle acziyet ve umutsuzluk yaratarak...

COP31’e giderken: İklim adaleti mi savaşın enerji rejimi mi? – Fevzi Özlüer

2020 yılında, Eko Eko Eko belgeselinin çekimleri sırasında yaptığımız bir söyleşide şu...

Canlı yayın