Soykırımcı-Epstein Koalisyonu, İran’da gösterişli darbelerle acziyet ve umutsuzluk yaratarak boyun eğdirme taktiğini tekrarlıyor. Bir ulusun en değerli varlıklarını yok ederek teslimiyet koşullarını kabul ettirebileceğini düşünüyor.
Japonya’yı dize getiren atom bombasının temin ettiği dünya düzeninin altındaki temel mantık nükleer silah olmadan yeni imha araçlarıyla sahneleniyor. ABD Başkanı Donald Trump bataklığa gömüldükçe elini yükseltiyor.
Rejimi dağıtmak için umut bağladıkları kafa uçurma operasyonları işe yaramadı. Ardından teknik kapasitesi yüksek üniversiteleri, 106 yıllık Pasteur Enstitüsü gibi köklü kurumları, bilimsel araştırma merkezlerini, hastaneleri, kritik fabrikaları ve enerji altyapısını hedef alarak milyonları çaresizliğe sürüklemeye çalışıyor. Yeni bölgesel düzeni ve güç denklemini ancak böyle kurabileceğine inanıyor. İran’ın yıkımını Amerikan nesillerinin geleceğine yatırım olarak görüyor.
Korkutan, caydıran ve herkesi hizalayan…
Savunmasız B1 Köprüsü’nün bombalanması, Trump’ın “İran’ı taş devrine göndereceğiz” tehdidinde ifadesini bulan kötülüğün dipsizliğine işaret ediyor. Aradığı zaferi buluncaya kadar 90 milyonu yaşam ünitesinden çekecek şekilde tüm elektrik santrallerini vurmaktan söz ediyor. Stratejik aklın zerresini barındırmıyor. Kibir ve küstahlığın ürettiği hezeyandan başka bir şey yok.
İran’ın ‘stratejik sabır’ siyasetini her tür aşağılanmayı sineye çeken bir edilgenlik olarak algılayanlar, ABD ve İsrail’in askeri teknik üstünlükleri karşısında savaş sanatını yeniden üreten stratejik bir akıl ile karşılaşmanın şaşkınlığını yaşıyor.
İsrail’in dokunulmazlık zırhı içindeki haydutluğuna sınır çizen ve Amerikan hegemonyasının Orta Doğu’daki yıldızını söndüren toplumsal bir direnç, askeri misilleme ve jeopolitik oyun kabiliyeti beklenmiyordu.
Taş Devri’ne gönderme tehdidinden bir gün sonra İran savunması tarafından bir F-15E’nin düşürülmesi, pilotları aramaya gelen ekiplerin tuzağa çekilmesi, bir minvalde bir A-10 uçağının vurulması ve iki helikopterin darbelenmesi savaşta taktik ve strateji üretme kapasitesini gösteriyor.
Arama-kurtarmadaki bu hezimet kara harekatı ya da zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek için şişik egolarıyla ve dövmeli kaslarıyla geliştirdikleri operasyon planlarının üzerine bir galon kezzap döküyor. Gönderdikleri asker kadar tabut da hazırlamaları gerektiğini anlamış olmalılar.
“Yok ettik” dedikleri İran savunması görünmezlik efsanesi F35’i darbeledi; radar hareketlerini algılayıp kendini koruyan F-15E efsanesi de ısı taraması yapan kızılötesine yenik düştü. Sinyal yaymadan izleme yapan pasif sensörler İran semalarındaki serbest uçuş algısını bitiriyor.
“İran semalarında bize ateş bile açamıyorlar” diyen kibir abidesinin envanterinde İHA-SİHA’ların artık en az 160’ı yok. Düşürülenlerin 17’si 30 milyon dolarlık gelişmiş MQ-9 Reaper.
İran savaşının nihai sonuçlarını görmek için beklemek gerekecek ama şimdiden söylenebilecek çok şey var.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nda akıllı kapatma rejimi dayatması oyunun kurallarını tamamen değiştirdi. Bu durum savaşın maliyetlerini yayarken, Trump’ın ayaklarına dolanan bir dikenli tele dönüştü. Emperyalizm bu dar geçitte boğazlanıyor. Hürmüz Boğazı’nda serbest geçiş rejimine dönülmesi bundan böyle İran’ın stratejik hedeflerine ulaşmasına bağlı. Hürmüz başlı başına saldırgan tarafın hezimetinin yazıldığı boğaza dönüşüyor.
İran’ın Hürmüz stratejisi, ABD ile NATO ortakları arasındaki çatlakları da büyüttü. Tahran karşısında Amerikan direktifleriyle yekpare davranan ittifak çatırdıyor. İspanya, İtalya, Avusturya, İsviçre ve Fransa’nın Amerikan jetlerine hava sahalarını kapatması az bir şey değil. İstenen Patriot sistemlerini vermeyen Polonya da ters yaptı. İlaveten BM Güvenlik Konseyinde Hürmüz’de güç kullanmayı içeren tasarının öldürülmesinde Fransa Çin ve Rusya’ya katıldı. Bunlar Trump’ın kaşıntılarını azdırıyor.
Daha büyük bir ‘çat’ sesi Amerikan iç cephesinden geldi
Pentagon’da ‘savaş partisi’ ile ters düşen generaller tırpanlanıyor. Savaşın ortasında Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Randy George’in yanı sıra iki generalinin görevden alınması Tahran’da hedeflenen çöküşün Pentagon’da başladığını söylüyor.
İsrail ile birlikte Beyaz Saray’a 3-4 günde zafer vadeden Savaş Bakanı Pete Hegseth kendini güvende hissetmiyor ve uyumsuz olduğu generalleri temizliyor. Bu depremin artçı sarsıntılarının sisteme maliyeti büyük olacaktır. Ki kurulu düzen içinde “Beyaz Saray’daki deli Amerikan gücünü yok ediyor” diyenlerin sayısı artıyor.
Trump İran’a saldırarak pedofili dosyasından kurtulacağını düşünürken, bu savaş onun Epstein kabusunu karabasana çevirdi. Mossad’ın elindeki görüntülerle Trump’ın savaş kararı arasında bağ kuranların yüksek sesle konuşmaya başlaması, buna karşın bunların etkisiz hale getirilememesi ve Epstein dosyalarının yeterince sümen altı edilememesi Adalet Bakanı Pam Bondi’yi koltuğundan etti.
İran’ın jeopolitik kapasitesi hiç hesaba katılmadı. Coğrafyanın avantajları onların tarafında. Hürmüz’den sonra Yemen’deki müttefikler eliyle Bab’ul Mendeb’i kapatmak dahil daha henüz açmadıkları kartlara sahipler.
Çok ağır darbeler alan İran kendisine dayatılmış ahlaksız bir savaşın üstesinden ancak Kerbelaî bir seferberlik ve stratejik akılla gelebilirdi. Bütünlüğünü korudu ve çatışmanın idaresinde inisiyatifi kaybetmedi. Bu da Trump’ı deliye çevirdi.
Bölgedeki denklem asla savaştan önceki yerinde durmayacak. Ne ABD’nin yeri ne de İran’ın yeri aynı kalacak. Dünya Amerikan liderliğindeki aşınmaları ve küresel hegemonyadaki çatırdamaları büyük dersler çıkararak izliyor.


