yaklaşımlarÖzkan YıkıcıPakistan örneği ve Kıbrıs - Özkan Yıkıcı

Pakistan örneği ve Kıbrıs – Özkan Yıkıcı

Haberleri izliyorum. Arada kırık sesler gibi olanlar var. Kıbrıs serüvenlerinden Ortadoğu sarsıntılarına varan, geniş, tekrarlı ama tehlikeli haberler akıp gidiyor. Arada başka bilgiler de oluyor. Bunlardan biri de Pakistan’la alakalıydı.

Aslında Pakistan derken, adamızda bolca, değişik biçimleriyle Pakistanlıların da olduğu hep aklıma geliyor. Tıpkı benzer ülke insanları gibi. Ama Pakistanlılar hem daha eski hem de kuzeyde ve güneyde de mevcuttur. Bu nedenle birçok yasa dışılıkta da öteki yabancı insanlara göre Pakistanlıların adı doğal olarak daha fazla olmaktadır.

İşin paradoksuna gelince: Ülkemize bolca yabancı insan geliyor. Değişik alanlarda da artık tartışmasız etkinleşiyorlar. Belirli sektörlerde yerleri önemlidir. Sayı fazlalaşınca ve koşulların da katkısıyla, kendi yelpazelerinde toplanıp örgütleniyorlar. Yaşamsal ilişkilerini de kuruyorlar. Alışveriş edilen yer seçiminde kendi ülke yurttaşı kriteri oluyor. Çalıştıkları yerlerde toparlanıyorlar. Doğal olarak koşullara önce uyup sonra da orada yapılanıp kendi kendilerine bir güç hâline geliyorlar.

Ancak ülkemizde bunlar hiç dikkate alınmıyor. Sadece sömürmek ve kendimizin beğenmediği yerde ucuz emek olarak ya da yasa dışılıklarda kullanma eğilimleriyle yaklaşılıyor.

Pakistanlılar ülkemizde sayısı bilinmese de önemli sayıda oldukları kesin. Belirli alanlarda çalıştıkları da basit gözlemle anlaşılır. Hatta koşullara uyup üst elit hâline gelenler de var. Ama onca gerçeğe karşın, bizler ülkemizdeki gelen insanların ülkeleriyle alakalı bilgi açısından sıfır derecesine doğru hep geriliyoruz. Örneğin Pakistanlıları bol şekliyle sokakta, ekonomik yerlerde, taşeron olarak ya da artık nadir de olsa iş insanı olarak rastlarken Pakistan’la alakalı gelişmelerde bilgimiz sınırlı. Bu insanların neden buraya geldiği ve ülkelerinde olanlar hiç ırgalanmıyor.

Son haberi izlerken, aklımdan hızla bu bilgiler film şeridi gibi geçti. Haber şu: Pakistan’da bir camiye intihar saldırısı yapıldı. Onlarca insan öldü. Yer Pakistan. Müslüman ülke. Ne ilk ne de sondur. Ama onca Müslüman dünyasındaki olaylara Pakistan da katılmadan olmuyor.

Peki, olayı kim yaptı? IŞİD. Şu meşhur yapı ne düşündürücü bir konumda: IŞİD, İslami bir örgüt olduğunu iddia ediyor. Cihatçılıkla övünüyor. Fakat nedense son Ortadoğu oyununda da yaşadığımız gibi, merkez olsun Gazze soykırımını protesto eden bir eylemini duymadık. Hep Müslüman ülke eylemleri ile cihadı duyduk. Salt Ortadoğu değil, Kuzey Afrika’da da IŞİD örgüt eylemleri bolca haberleşiyor.

Peki Pakistan’da kime karşı eylem yapıldı? Yine Müslümanlara. Fark ne? Şii olmaları. Mezhepsel bir katliam gerçekleştirildi. Ülke Pakistan. O Pakistan ki zamanında cuntacı Ziyaülhak’ın çizdiği politikanın adeta tutsağı oldu. Amerikan merkezli Suudi dolarlı cihatçı oluşumla girilen Afganistan savaşı, Afganistan’dan sonra en çok harabeyi Pakistan’a bıraktı. Birçok cihatçı örgüt, IŞİD’den Taliban’a, Pakistan’da yer buldu. İntihar saldırılarından tutun, demokratik gelişmeleri engellemeye dek, yeri geldiğinde örgütler rollerini hem de Amerika adına aldılar.

Zaten Amerika, Pakistan’ı denetimde tutmak için Müslüman siyasal kesimleri ve orduyu hep yeri geldiği anda aparat olarak kullandı. Son İmran Han’ı devirme gelişmesi de bunun son kanıtıdır. Şimdi Pakistan’da hem de bir cami bombalanıyor. İntihar saldırısı gerçekleşiyor. Katledilen de Müslüman. Ama mezhepsel karşıtlık Şiiler oluyor.

Ek bilgi olarak emperyalizm, hep Ortadoğu başta olmak üzere İslam dünyasında sömürgeciliği Sünniler üzerinden oluşturdu. Şiileri hep karşıt eksene koydu. İran’dan Husilere varan eksen bu nedenle İsrail merkezli hedef oldu; tıpkı son Suriye örneğinde olduğu gibi.

Pakistan’da mezhepsel eksen hem parçalanmayı hem de ülkeyi kontrol altında tutacak fay hattı gibi ele alındı. Ortaklaşamama adına çelişki hep aşılandı. Üstelik mezhepçilik kutsal yerlere saldırılarla da gerçekleştirildi. Bu konuda doğrudan Taliban ve IŞİD rollerini gayet iyi oynadı. Bir anlamda Şiileri kendi bölgelerinde ayrışmaya hazır bir koşul olarak da beslediler. Mezhepsel eksene konulan, gericilikle inanç bileşkesi eklenince kolayca kullanılan bir aparat hâlini alır.

Pakistan’da bu gelişmeler özellikle Afganistan savaşıyla yerleşti. En gerici, en acımasız kesimler ülkede örgütlendi. Fakat hiç düşünülmedi: Oluşan yapı ülkede kalıcı sonuçlar da getirecekti. Öyle de oldu. Şimdi Afganistan’daki acımasız saldırılardan içsel provokasyon eylemlerine kolayca geçildi. Kini ve farklılığı koruyarak, rejimi Batı ekseninde tutarak siyasal roller devam ediyor.

Son cami saldırısı salt IŞİD merkezli olduğu kadar, Pakistan’da ortak bazı tutumların da engellenmesi için gerçekleştiğini biri söylese karşılık bulur.

Kısaca: Pakistan’da yine klasik eylem şekliyle kan aktı. Mezhepçilik ilkesi uygulandı. Adı cihatçı ama yaptığı iş Müslüman katletmek olan, emperyalist çıkışlı örgütler yine hareket hâlinde. Onun için Türkiye’nin Ortadoğu politikası eleştirilirken, uyarılar yapılırken Pakistanlaşma tehlikesi hep tekrarlanıyor. Boşuna da değil: Yaşanan Sivas Madımak Katliamı ve Maraş gerçeği hâlâ canlıdır. Bakalım İslam karanlık cihatçı kuramla, emperyalist politik oyunlaştırma sahası daha ne kadar sürecek? Belli ki son Pakistan olayı da gösterdi ki katletmek ve karşıtın her alanına saldırmak, normal bir gündem hâline çoktan getirilmiştir.

Diğer yazıları

Siyasal iklimde sıcak günler dokunurken – Özkan Yıkıcı

Son birkaç gündür, kendi mahallemde Kıbrıs’la alakalı siyasal sıcak...

Görünür, görülmezlik altında gerçekleri arama hamleleri – Özkan Yıkıcı

Etrafımızda savaş var. Savaşın yükü bize dek çoktan geldi....

Duruş ve söylem çelişkili yaşamdan seçkiler – Özkan Yıkıcı

İnsanlar bazen konuyu bilerek tavır geliştirir. Bazen önüne konan...

Kısa bir hatırlatma – Özkan Yıkıcı

Geniş Orta Doğu coğrafyasında savaş sürüyor. Emperyalist hegemonya ile...

Konuyu ele alırken – Özkan Yıkıcı

Bilmem farkında mısınız: Hele de son yaşanan olayları da...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,966TakipçilerTakip Et
807AboneAbone Ol

Son eklenenler

Emperyalist yörüngede ateşkes ve Lübnan soyutlanması – Özkan Yıkıcı

Klasik bir yeni emperyalist kural işleyişini daha yaşadık. Trump,...

Peter İlkesi ve Artı Değer – Çağla Elektrikçi

Modern işyerlerinde kapitalizmin çelişkileri günlük hayatta en görünür hâlini...

Mum yakın: Dünyanın en “kirli” ve en “yolsuz” 32 ülkesinden biri olduk… – Hasan Kahvecioğlu

Ciddi bir anketin “taptaze” bulguları bunlar…Bu ülkede yaşayan insanların...

Üst-El – Şener Elcil

Başlığa bakıp, herkesin adanın kuzeyinde tüm olumsuz işlerden sorumlu...

Tayvan’ın “anavatanla birleşmesi” Çin için neden bir zorunluluktur? – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin’in temel çıkarlar (核心利益) arasında nitelediği toprak bütünlüğü konusundaki...

Siyasal iklimde sıcak günler dokunurken – Özkan Yıkıcı

Son birkaç gündür, kendi mahallemde Kıbrıs’la alakalı siyasal sıcak...

İran Devrimi ve Foucault’nun Siyaset(sizlik)leri – Daniel Bensaïd

Deleuze ve Foucault, her biri kendi tarzında, daha 1970’lerden...

Canlı yayın