yazılarKıbrıs iktibasMarjinaller ve Hayalperestler: Dünyayı şekillendiren ışıklar - Layik Topcan

Marjinaller ve Hayalperestler: Dünyayı şekillendiren ışıklar – Layik Topcan

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com

Birkaç gün önce gazeteci sevgili Ayşemden Akın, sosyal medya hesabında sevdiği bir milletvekilinin kendisi için “toplumu temsil etmiyorsun”, kibarca “hayalperestsin” dediğini yazdığını okuduğumda, “ne kadar da tanıdık” dedim!

Biraz sıra dışı olan ya da alışılmışın dışında fikir ve öngörülerde bulunan, projeler öne sürenlere hep yapılır bu gibi yakıştırmalar.

Gerçekçi” bulunmazlar, “romantik” bile denir, “ayakları yerde değil” diye kabul edilir.

Dünyaya Birleşmiş Milletler binasının tepesinden bakıyorsun“, “Burası Norveç değil” denir, “Brüksel’den bakıyorsun, burası KKTC” diye de bağlanır!

Bu yaklaşımı hep sorunlu ve değişim isteği ile çelişkili bulmuşumdur.

Marifet, toplum kuyrukçusu, popülist olup ,”toplumu temsil eder” durumda “kabul görür” olmak değil, aksine marifet; toplumun önünde ışık olmaktır. Dünyayı, “toplumu temsil edenler” değil, “marjinaller“, “hayalperestler” değiştirmiştir hep.

Marjinaller, sıklıkla mevcut durumun dışında düşünürler, sosyal normlara meydan okurlar. Bilim ve teknoloji alanlarında da yenilikçi çalışmalar yaparak, toplumun ilerlemesine katkıda bulunabilirler.

Bu meydan okumalar ve yenilikçi düşünceler zamanla toplumun geneline yayılabilir ve büyük değişimlere yol açabilir.

Toplumun dışında” ama değişimin tetikleyicisi olabilirler. Tarihte birçok önemli sosyal hareketin ve değişimin arkasında “marjinallerin” etkisi bulunmaktadır

Dünyayı Şekillendiren Işıklar

Tarih boyunca, toplumun kuyruğunda olmak yerine onun önünde yürüyenler dünyayı aydınlatmıştır. Popülizmin sığ sularında yüzenler değil marjinal kabul edilen hayalperestler insanlığın rotasını çizmiştir.

Rönesanstan reforma, bilimsel keşiflerden sosyal devrimlere kadar her dönüm noktasında, bu cesur ruhlar öncülük etmiştir.

Rönesans, sanat ve bilimde bir uyanış dönemi olarak tarihe geçti. Bu dönem, Leonardo da Vinci gibi dâhilerin eserleriyle anılır.

Onlar, sadece mevcut bilgiyi tekrarlamakla kalmadı aynı zamanda bilinmeyene doğru yelken açtı. Da Vinci’nin anatomik çalışmaları ve Mona Lisa’sı gibi eserleri sadece sanatsal değil bilimsel sınırları da zorladı.

Reform hareketi, Martin Luther’in 95 Tezi ile başladı. O zamanlar marjinal bir figür olan Luther, kilisenin yozlaşmış yapısına meydan okudu ve bireysel inancın özgürlüğünü savundu.

Bu hareket, Avrupa’da dini ve politik yapıları derinden etkiledi.

Coğrafi keşifler de marjinal düşüncelerle başladı. Kristof Kolomb’un Amerika kıtasını keşfetme hayali, o dönemde çoğu için akıl dışıydı.

Ancak bu hayal, yeni dünyaların kapılarını araladı. Yine, Galileo Galilei’nin dünyanın yuvarlak olduğu ve güneş etrafında döndüğü teorisi, o dönemin bilimsel anlayışına meydan okudu. Galileo, hakikati savunmak uğruna özgürlüğünden oldu, fakat düşünceleri zamanla kabul gördü.

Sosyal adalet mücadelelerinde de marjinal düşünceler öncü oldu. Nelson Mandela’nın Güney Afrika’daki ırkçı Apartheid rejimine karşı verdiği mücadele, onu yıllarca hapis kalmaya mahkum etti. Ancak sonunda, ülkesinde eşitlik ve özgürlüğün yolunu açtı.

Amerika’da ise, Martin Luther King Jr.’ın “Bir Hayalim Var” söylemi, bir zamanlar marjinal bir düşünceyken, toplumsal değişimin simgesi haline geldi.

Türkiye’de ise Mustafa Kemal ve arkadaşlarının “hayalperestlikleri”, bir ulusun kaderini değiştirdi. Çökmekte olan bir imparatorluktan, çağdaş bir cumhuriyete geçiş, onların öngörüsü ve cesareti sayesinde mümkün oldu.

Kendini dönemi için çok paradigma değişikliğinin yolunu açıldı, bir çok ilkler, yenilikler geldi, muhafazakar olan “toplumun dışındaki” Mustafa Kemal’in, “hayalperestliği” sayesinde.

Singapur’un vizyoner lideri Lee Kuan Yew de bir hayalperesti, marjinal olarak değerlendiriliyordu belki de.

Ülkesinin potansiyelini gördü, bir marjinalden, hayalperestten, vizyoner bir liderlikle, Singapur’u dünyanın sayılı gelişmiş ülkeleri düzeyine dönüştürdü. Lee’nin vizyonu ve öngörüsü sayesinde Singapur, Malezya’dan ayrıldıktan sonra New York, Londra ve İsviçre ile aynı seviyeye yükseldi ve küresel bir finans merkezi haline geldi.

Facebook, Instagram ve Twitter gibi sosyal medya platformları, Mark Zuckerberg gibi marjinallerin vizyonları sayesinde hayatımıza girdi. Onların “hayalperestlikleri” iletişimi kökten değiştirdi, insanların dünyanın dört bir yanındaki insanlarla bağlantı kurmasını, bilgi paylaşmasını ve etkileşimde bulunmasını sağladı.

“Marjinallerin”, “hayalperestlerin” vizyonları, iletişim, iş dünyası ve kültürel etkileşim alanlarında büyük bir dönüşüm yaratmıştır. Onların hayalperestlikleri, teknolojiyi ve toplumu şekillendirmiştir

Bu örnekler, marjinal düşüncelerin ve hayalperestlerin toplumun önünde yürüyerek nasıl ışık olduklarını gösteriyor. Onlar, toplumun önünde yürüyenlerdir. Onlar, daha iyi bir gelecek hayaliyle sadece mevcut durumu kabullenmeyip, sorgulamakla kalmayıp daha iyi bir gelecek inşa etmek için cesaret, yaratıcılık ve kararlılıkla yeni yollar arayanlar oldular.

Marjinaller ve hayalperestler olmasaydı, bugün yaşadığımız dünya çok farklı olurdu.

Geleceğe De Marjinaller Işık Tutacaktır

Marjinallerin gelecekteki rolü, toplumun dönüşümünde kritik bir öneme sahip olmaya devam edecektir. Yenilikçi düşünceleri ve sıra dışı yaklaşımlarıyla, marjinaller, sürdürülebilir şehirlerin inşasından, cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına, çevre korumadan, iklim kriziyle baş edilmesine ve yeni yaşam tarzına uyum sağlayacak çözümler üretilmesine, barışın inşasına kadar birçok alanda öncü rol oynayabilirler.

Yaşadığımız yapay zekâ ve otomasyon, iş dünyasını büyük ölçüde dönüştürüyor ve bu teknolojilerin etik ve toplumsal fayda sağlayacak şekilde yönlendirilmesinde önemli rol oynayacak olanlar da hiç şüphesiz, “hayalperest“, “marjinaller” olacaktır.

Sonuç olarak;

Marjinallerin gelecekteki rolü, sadece sosyal değişimler, teknolojik ve ekonomik gelişmelerle sınırlı kalmayacak, onların yaratıcı ve provokatif içerik üretme yetenekleri, aynı zamanda sosyal adalet ve eşitlik gibi değerlerin savunulmasında da belirleyici olacak, mevcut sistemlerin sorgulanmasını ve daha adil bir dünya yaratma çabalarını da kolaylaştıracaktır.

Diğer yazıları

“Ada”: Vicdani Bir Uyanışın Anatomisi – Ümit İnatçı

Merkezi Limasol’da olan ETHAL Tiyatrosu’nun “ADA” oyunu Lefkoşa Belediye...

Dijital yalnızlık ve sahne! – Cenk Mutluyakalı

“Görmezden gelinen en büyük sorun, erişim ve iletişim vaat...

Son kaleyi de teslim ederken… – Aysu Basri Akter

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Türkiye’nin en prestijli üniversitelerinden biri.Kuzey...

Kadının İnsan Hakları; eleştiriler ve 8 Mart – Deniz Düzgün

8 Mart Kadın hakları günü çerçevesinde birçok söylem, organizasyona...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,976TakipçilerTakip Et
805AboneAbone Ol

Son eklenenler

“Dünya büyük bir kaosa sürüklendiğinde, sonunda büyük bir düzene ulaşılır” – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin, istediklerini elde etmenin ancak sıcak çatışmayla mümkün olabileceğini...

Kısa bir hatırlatma – Özkan Yıkıcı

Geniş Orta Doğu coğrafyasında savaş sürüyor. Emperyalist hegemonya ile...

Deli Adam Teorisi: Nixon’ın Vietnam’ı, Trump’ın İran’ı ve ‘öngörülemezlik’ kartının riskleri – Emrah Katırcı

İlk başkanlık döneminde  (2017-2021) ABD Başkanı Donald Trump’ın “performansı” ...

BM’nin Kıbrıs sorununda zayıflayan rolü – Yücel Vural

Kıbrıs sorununda dönemsel-geçici bir tıkanma mı var, yoksa kuzeydeki...

Savaşı ‘ABD askerinin trajedisi’ lensiyle okumak – Kavel Alpaslan

“İsrail’in savaşında ölmek istemiyoruz!”Bu sözler ABD ve İsrail’in İran’a...

Çin bu savaşın neresinde? – Hayri Kozanoğlu

Çin’in İran savaşında ‘düşük profilli’ tutumu bazılarını hayal kırıklığına...

Konuyu ele alırken – Özkan Yıkıcı

Bilmem farkında mısınız: Hele de son yaşanan olayları da...

Türkiye hâlâ “seçimli otoriter” mi? – Cansu Çamlıbel

Hükümet medyasının son bir haftadır kulağına fısıldanan üç senaryo...

Canlı yayın